"CHP Ordu'da Çok Köklü Bir Çınardır"
"CHP Ordu'da Çok Köklü Bir Çınardır"
CHP İl Başkanı "Osman Güngör" sorularımızı yanıtladı.
CHP İl Başkanı "Osman Güngör" sorularımızı yanıtladı.
Başkanım öncelikle Türkiye’nin gündemindeki konu olan gezi parkı konusundaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? Bu olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gezi Parkı olayları tamamen çevre eksenli ve insanların yaşadıkları kentlerin, yaşadıkları hatıraların silinmemesine yönelik başlayan bir eylem. Bu eylemlerin başlangıcında herhangi bir siyasi temel yok ve insanlar yaşadıkları bu güzel çevreyi anılarının yok edilmemesi pahasına, her kesimden, her siyasi anlayıştan hatta ve hatta iktidar mensubu kişiler de bu eylemin içerisinde yer alarak böyle bir eylem başlatıldı. Bunu bugünkü iktidar ve iktidara bağlı bu işleri kontrol edecek olan İstanbul Valiliği, İçişleri Bakanlığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü algılayamadı. Bu insanları bir avuç, duygusal hareket eden her zamanki gibi kıyıda köşede görünen, her şeye karşı olan tipler gibi algılayarak bu işi bir an önce ortadan kaldırmak istedi. Ama temelinde tabi burada öfke hem yaşadıkları kentin anılarının yok edilmesine karşı olan bir anlayış vardı hem de o güzel İstanbul’un göbeğinde kalmış bir avuç yeşil alanın korunmasına yönelik bir hareket vardı. Ama karşı tarafın da hedefinin ne olduğu biliniyordu, karşı taraftaki hedef; oralarda İstanbul’da devam eden betonlaşmayı o alana da yansıtmak, hatta hatta bir kısım kendi yandaş inşaat şirketlerine veya bu alana göz dikmiş bir takım yandaşlara çok anlamsızca peşkeş çekmeye yönelik bir eylemin karşıtı olarak bu eylemler gelişti. Bu toplumda çok geniş bir yankı buldu sadece İstanbul’la kalmadı önce Anadolu’nun çeşitli kentlerine daha sonrada dünya kentlerine yayıldı. Bu esnada iktidar, hükümet gerçekten biz burada hata yaptık, bu işte bir orta yol bulunması lazım, bu toplumun istekleri bir anlamda doğrudur deyip düşünmek yerine iktidarın başı işi her zaman olduğu gibi, öfkesini yansıtarak bu insanları aşağılayarak, tepeden bakarak, bir avuç çapulcu ifadelerini kullanarak; bu insanları reddeden bir anlayışla kötü bir yaklaşım sergiledi. Bu yaklaşımda toplumda infiale yol açtı, her kesimden, her düşünceden insanlar bu eylemcilerin yanında yer aldı. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu eylemcilerin haklı olduğu, eylemlerinin yanında önce insani olarak sonra siyasi olarak yer aldık, bu yer alma nedeniyle de bu durumun sabote edilmemesi için de bu yaklaşımın partimize zarar vermemesi, toplumun bu doğal taleplerinin karşılanması yönünde onlara da zarar vermemesi yönünde bizde bir dizi önlemler ve birtakım tedbirler aldık. Örneğin bizim İstanbul’da, Ordu’da, Mersin’de, Aydın‘da mitinglerimiz açıklandı, demokrasi ve özgürlük mitingi adı altında bunları iptal ettik. Toplumun istekleri de hemen hemen özgürlüğe yönelik eylem beklenti yönünde gelişti, çünkü insanlar seçtikleri, kendisini yönetenlerin her alanda bütün yaşamı sınırlayan, sınırsız özgürlüklerini teslim etmiyorlar.Seçtikleri insanlara bütün dünyada olduğu gibi seçenlerin kendilerini yönetenlere kontrol etme mekanizmaları gelişiyor. Türkiye’de maalesef bu kötü anlamda kullanılıyor, ben %50 oy aldım her şeyi ben bilirim, siz sandıktan sandığa gidersiniz, konu mankeni olarak oy verirsiniz, ben bir daha yetki alırsam bir daha bildiğimi yaparım gibi bir anlayış Türkiye’de geliştiği için, demokrasiyi algılayamayan içselleştiremeyen bir takım siyasi zihniyetler tarafından Türkiye‘de demokrasi yanlış anlaşılır hale geldi ve gittikçe demokrasi siyasi partiler yasasının da çok anti demokratik ve mantıksız şekilde Türkiye’de gelişmesi sürecinde, 12 Eylülden sonraki süreçte siyasi partiler yasasında, siyasi parti liderlerinin adeta bir padişah, bir hükümdar statüsüne getirilmesi nedeniyle, partisinde ki millet vekillerine, diğer bakanlara, görevlilere karşı da sorumluluğu taşıyamadığı için bu anlayış burada yeni bir padişah’lar sistemi yaratıldı. Türkiye’de demokrasi adı altında bu sadece AKP de değil, diğer partilerde de yine lider sultası şeklinde halkın anayasa yapıcıları yani millet vekillerini seçerken hayatımızın her alanında son 30 yılda oldu bunun sonucu olarak ve yansıması olarak ta sayın Başbakan hiç kimseyi takmadan, dinlemeden adeta kusarcasına yani bir iktidar güç gösterisine dönüştürerek ben yaparım ,ben bilirim, başkasının bildiği olmaz anlayışını topluma dikte etmeye çalıştı. Toplumda buna çok yüksek sesle öfkesini her şeyle ortaya koydu, gezi olaylarının profili bu. Dünyada hiçbir zaman buyurgan olan tavırda , yöneticiler sonuçlarına , amaçlarına ulaşamıyorlar.Mutlaka halkın genel çoğunun istediği sonuçlar uzun vadede kabul görüyor,bu dünyanın her yerinde böyledir. Yani dünyada çok diktatörler geçti, hiçbir diktatör sonuna kadar gidemedi,sonları hep hazin oldu.Bu da bir tarihsel, insanların aklında kalması gereken bir süreçtir.Yani bu sürecin sonunda bugün iktidarın öfkesinden ve bu buyurgan tavrından faydalanmak isteyenler de mutlaka vardır. Daha fazla iktidara yakın olup bu buyurgan tavrın içinden nemalanmak isteyenler de iktidara alkış tutabilirler. Ama bunun böyle olmayacağını da çok değişik ölçeklerde gördük, örneğin bir banka sahibinin, bir televizyon sahibinin aynı zamanda bankasının işleri tıkırında giderken, iktidardan da tıkır tıkır işler ve menfaatler, beklentiler sağlarken halk bir anda dedi ki bak kardeşim senin bankan var senin bankanı da, seni de artık gündemimden çıkartıyorum. Bir kaç günde 50,60 bin tane mudi hesap sahibi o banka sahibini cezalandırdı, daha sonra da banka sahibi baktı ki ilerde daha pahalıya gidecek, rotasını çevirmeye başladı. Demek ki bir bütün yaşamda her işin bir karşılığı vardır. Türkiye‘de bu iktidar da bu yaptıklarının karşılığını görecektir. Halka karşı yaptığı bu davranış ve öfkelerin, önümüzde kısa süre sonra bir yerel seçim var. Bu yerel seçim artık adayların yarıştığı bir seçim olmaktan çok iktidarın bu öfke yansıtmasını bir şekilde reddetmek için halk sandığa gidecektir. İktidarı nasıl ki geçmiş bu iktidar, iktidara gelirken sandığa gömdüğü 3-4 tane parti % 1lerin altında verdiği parti olduğu gibi bugünkü iktidarı da AKP’yi de sandığa gömecektir.
Başkanım hazır seçim demişken, yaklaşan yerel seçimler var ve CHP’nin merkezdeki gücü biliniyor fakat Ordu’nun Büyükşehir olmasından sonra merkezin yanı sıra ilçelerin ve köylerinin de büyükşehir seçimlerinde oy kullanması sizi nasıl, etkiler bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Büyükşehir oluşunda zaten siyasi bir hedef vardı, ülkeyi yöneten AKP’nin Ordu gibi birkaç ili büyükşehir yasasına tabi tutulduğunda merkezdeki sosyal demokrat, demokrat yapının yıllardan beri belediye iktidarları onları rahatsız etti.Bunları nasıl yok ederizi düşünerek ve çıtayı biraz aşağıya çekerek 750 bin rakamına çekilerek, bu il genelindeki oy yüzdelerinin kendilerine göre bir önceki seçimde ilçelerde yüksek olan yerlere bakarak, buralarda da biz iktidara muhalefet olan kesimlerin belediye başkanlıklarını yok ederiz ve yerelde yönetimi tamamen elimize geçiririz beklentisi vardı. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı, Ordu’da çok özel bir durum, bir olgu kayb, bir sosyal cinayet işlendi. 714 binlik kent hiç Ordu’da bulunmayan imzası dahi olmadan 50bin kişi Orduya aktarılarak, vatandaşın bilgisi dahi olmadan Ordu’yu 15-20 günde 50 bin kişi artırarak 770 bin nüfusuna çıkarttılar. Bu yasadan faydalandılar. Bu organize işlerle oldu tabi bunu kimlerin nasıl yaptığını biz çok iyi biliyoruz. Muhalefet partisi olarak biz seçimlerden korkmadığımız için büyükşehir olsa dahi biz seçimlerde başarılı olacağımıza inandığımız için bunların yaptığı hukuksuzluklara karşı bir tavır geliştirmedik, çünkü şu propagandayı yapma durumunda oldular; bakın biz Ordu’yu büyükşehir yapmak istiyoruz, adı da büyük kendisi de büyük, ekonomisi de büyük olacak ama gördüğünüz muhalefet var ya bunlar sizi küçük kılmaya çalışıyor diye bir propaganda geliştirmeye çalıştılar. Ama biz buna izin vermedik. Sonuçta oyunları bozuldu ve sonuçta büyükşehir olduk, yeni bir yapılanma oluşmaya başladı. Büyükşehir yasası baştan sona kadar yanlışlarla dolu, büyükşehir belediyesi oluşturulurken dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen modellemeyle, örnekle belde belediyelerinin kapatılması emrolundu ve sadece bir merkezde, ilçe merkezlerinde belediyeler kalması emrolundu. Emrolundu diyorum çünkü bir çok uzmanların bir araya gelerek, görüşerek oluşturduğu veya dünyada örnekleri var olan ve başarılı olmuş bir uygulama değil ve bu emirle toplum Ordu’da özellikle 53 beldenin kapatılması, köy tüzel kişiliklerinin, yıllardır adına köy dediğimiz, doğduğumuz, büyüdüğümüz, babamızın, atamızın, dedemizin gezdiği yerlerde adlarıyla yaşan köylerimizin; artık siz köy değil mahalle oldunuz deyip, bunların birtakım sosyal, hukuksal haklarına el koydular, gasp ettiler. Bu kanunla ve bu sonuç itibarı ile halk bu durumu içine sindiremedi, bizim gittiğimiz gezdiğimiz bütün belde ve köylerde, ilçelerde, şehirde yaşayan o beldelerin insanları içlerine sindiremediklerini söylediler. Bunu reddediş olarak da gittiğimiz her yerde bizden daha çok “biz siyaset yapıyoruz sonuçta belki taraflı sözler söyleyebiliriz” ama vatandaş bizden daha çok bu yasaya öfke seli gelişti. Ordu ve Ordu gibi kentlerde, yapılan anketlerde de gördük ki; bizim düşündüğümüz doğru, insanlar köyüne sahip çıkmak istiyor, mahallesine de sahip çıkmak istiyor. Yapılan olumsuzluklara da karşı oluyor. Ordu büyükşehirlerin içinde en küçük şehirlerden birisi, mali yönden aktarılacak kaynaklarında ekonomisinin düşük olması nedeniyle, vergilerden alacağı payda Ordu’daki coğrafyaya yetmeyeceği için sıkıntı olacak ve biz bu konuda iyileştirme yapalım diye bir talepte bulunduğumuzda; talebimize bile cevap vermediler. Ordu gibi kentlerde daha iyi bütçe oluşması açısından teklifler yapılması gerektiğini ifade ettik basın yoluyla, buna sıcak bakılmadı, gündeme dahi alınmadı dertleri ne bunların o zaman ortaya çıktı.
Bu teklifler nelerdi başkanım? Bizimle de paylaşmanızı istersek paylaşır mısınız?
Tabii ki bu teklifi basın yoluyla yaptık ve gazetelerde de var. İl başkanı olarak bizzat ben verdim, adı büyük fakat kendi küçük olan kentlerde vergi gelirleri az olması nedeniyle buralarda özel hukuk uygulansın diye ifadelerde bulundum, bütçelerinin daha gelişmiş olmasını önerdim. Örneğin; Ordu’nun ekonomide vergilerden %5 alacağı için büyükşehir belediyesi %5, 730 milyon gelir vergisi var. 2012’de 730 milyonun gelir vergisi %5’ i ortada yani 36 milyon lira bir para ama aynı kategoride nüfusu 1 milyon civarında olan bir Denizli’ye baktığımızda, başka kentlere baktığımızda 10 kat 20 kattan fazla vergi geliri olan kentler ve buralardan alınarak büyükşehir belediyelerine aktarılan paylarda 5 kat 10 kat aynı oranda artıyor. Nüfusa baktığımızda diğer illerde kişi başı ödenen hizmet bedelleri var, yerel yönetimlere zaten nüfusumuzda en az ve 750 bin olduğu için coğrafyamızda sıkıntılı bir coğrafya, ütülendiğinde Konya çıkıyor Ordu’dan. Kocaman devasa bir yüzölçümü çıkıyor, haritada görüldüğü gibi küçük bir kent değil burası, sıkıntılı yer. Alt yapıları bitmemiş bir yer, maddi kaynaklarının arttırılmasına yönelik böyle bir teklifte bulundum ve bunun gündemde olmaması esas niyetlerinin ortaya çıkmasını ortaya koydu. Buradaki yapılan işlerle siyasi hedefler gözlemlendiği Ordu’daki sosyal demokrat belediyeyi 2 dönemdir zorlayıpta alamadıkları bu belediyeyi ele geçirme niyetleri ortaya çıktı. Aynı şey Eskişehir’de de ortaya çıktı, Ordu’dan nüfusu biraz fazla olan bir şehir, orada da çok iyi bir sosyal demokrat belediye yönetimi var. Buraları nasıl hallederiz, Eskişehir ve Ordu için özel bir hedef yapıldı, planlama yapıldı. Bu işte bu yasada eninde sonunda delinecektir ve geriye dönüşler olacaktır. Daha önceki haliyle büyükşehir yasası korunmuş olsaydı da onun üzerinden bazı değişiklikler yapılmış olsaydı; dünyadaki ölçekleri ve örnekleri gibi daha mantıklı daha rantabıl olurdu. İl özel idareleri kalkıyor, belediye meclisleri bunların yerini alıyor. Bu sonuçlar ortaya çıktığında siyasi, ekonomik, sosyal boyutlarında bu yasa Türk toplumuna uygun bir yasa değil. Bir de şöyle bir çifte hukuk oluştu, bilindiği gibi 30 tane ilimiz büyükşehir belediyesi, 51 tane de eski standart şehir var, o da ikili bir idari yönetim oluştu Türkiye’de. Yani bir anayasayla bir hukukla yaşanan ülkede 2 tane hukuk var, Giresun’a gidiyorsun il özel idaresi var kendisini yönetim biçimi, temsil biçimi farklı, Piraziz sınırından bu tarafa geçtiğinizde farklı bir yönetim var. Yani orası ayrı bir devlet burası ayrı bir devlet, ayrı hukuk. Çünkü hukukları farklı, yönetim biçimleri farklı, bu da bir komedi, bunun Türkiye’de, dünyada örneği görülmemiş, bir ilk olarak yaşayacağız, bu durum mutlaka hukuksal sorunlar yaratacaktır. Çünkü emsal uygulamalarda sonuçta sıkıntıya düştüğünüzde hukuka gidersiniz, hukukta size bir emsal verir emsal uygulamalarda standartlar değiştiği için bir takım kaoslar yaşanacaktır. Bu konular çok kamuoyunun gündemine gelmeyen ve tartışılmayan konular, bu konular ileri vadede tartışılacak ve toplum yeni çıkışlar arayacak, çünkü bu iktidar kalıcı değil gidici. Zaten yolun sonu da göründü, Mart’ın 30’unda Türkiye’yi yönetmeye yetkilerinin olmadığını görecekler ve çok kısa bir süre sonra da yerel seçimin hemen ertesinde biliyorsunuz Cumhurbaşkanlığı seçimi var, hemen ertesinde de Türkiye’de bir erken seçim olacaktır. Bu sandıktan çıkan sonuçlar Türkiye’yi erken seçime zorlayacaktır. Bu iktidar erken seçim yapmamak için direnecektir ama toplum bunu diretecek ve yaptıracaktır çünkü siyasi konjonktür bu direnci sağlayamaz.
Başkanım AKP’nin Ordu’yu Büyükşehir yapmasının gerekçelerini anlattınız ve Ordu Büyükşehir’i kazanmak için dediniz peki siz Ordu Büyükşehir Belediyesi seçimlerini kazanmak için neler yaptınız, programınız nelerdir, neler yapacaksınız?
Barış bey siyaset halkla yapılır,bütün beldelerde mağdur olan ve buralarda yaşayan vatandaşlarımızla sıkı temaslar kuruyoruz,onlara gidiyoruz,tekrar tekrar gittiğimiz yerlerde var.Onlara bu yasanın getireceklerini ve götüreceklerini anlatıyoruz.Bu yasayı kendi istekleri doğrultusunda ve çok bencilce çıkardıklarını ifade ediyoruz, gerçekten de halkın çıkarına ve lehine uygulamaların olmadığını ifade ediyoruz ve kapatılan belediyelerin önümüzdeki süreçte mutlaka yeniden açılacağını ifade ediyoruz ve taahhütte de bulunuyoruz. Bu da net ve açık partimizin de politikasıdır bu, bunu ödeyeceği vergiler ve bugüne kadar yaşadığı yaşam biçiminden götüreceklerini, getireceklerini hepsini anlatıyoruz. Burada halkın bizim düşüncelerimizle olan paylaşımları ve onların bizlere yansıttıklarıyla bizde gelişiyoruz. Halkla beraber,daha güzel nasıl oluru ortaya koymaya çalışıyoruz, politikalarımızı halkın politikaları haline getirmeye çalışıyoruz, yani bizim masa başlarında oturarak işte bu böyledir şu şöyledir gibi değil, halkın talepleri doğrultusunda yeni bir politika üretmek için bu görüşmeleri sağlıyoruz ve Ordu’da gördüğümüz 19 ilçe ve 53 beldede çok büyük bir teveccüh var. Bize parti olarak konsensüs yapmış büyükşehir adaylığı konusunda bir yapımız var,aday adayımız Seyit Torun’la beraber yola koyulduk,resmi olmasa bile süresi olmadığı için aday adayını ortaya koyduk ve beldelerde, ilçelerde geziyoruz. Geniş ve büyük bir teveccüh var,halk AKP’ye olan bu güvensizliğini ve CHP’ye olan bu güvenini bir şekilde bu sandıkta referandum gibi ortaya koyacaktır. AKP’nin Orduda %60’larda görünen bir oyu var,bu oy yarı yarıya yok olacaktır. Ordu’da %30’ları geçmeyecektir. Bence yarısı yok olacaktır en azından ki anketlerde de zaten biz %43- 48 bandında çıkıyoruz. Onlar da 30-35 bandında çıkıyor. Bu benim siyasetçi olarak söylediğim bir laf değil, yapılan beş anketten çıkan sonuçtur. Beni rahatsız eden şu var;biz 43-48 bandında değiliz, bana göre anketler biraz daha aşağı gösteriyor.50-60 bandındayız, daha yüksek bir banttayız şu anda .Bu da bizim gezilerimizi ,ilişkilerimizi,bize olan teveccüh ve ilişkilerimizle ortaya çıkıyor. İnşallah yanılmayacağız, önümüzdeki seçimlerde sandıklar açıldığında; Ordu’da Büyükşehir’i %50’nin üzerinde bir rakamla alacağımıza olan inancım tam,bir siyasetçi olarak değil kendi öngörülerimi söylüyorum..
Başkanım Büyükşehri konuştuk, büyükşehir adayını biliyoruz siz de az önce tekrar beyan ettiniz fakat Altınordu ile ilgili hiçbir şey duymadık. Altınordu adayları kimler, belirlenen ya da üzerinde durduğunuz bir isim var mı? Mahsuru yoksa bu ismi bizimle paylaşmanız mümkün mü?
Tabii ki var CHP’nin 19 ilçeden yaklaşık 15 ilçedeki aday adayı hemen hemen belirginleşti, parti çalışmalarımızla. Fakat bu isimleri şimdilik kamuoyuna deklere etmiyoruz. Çünkü yasal bir süreç var bu sürecin dolmasını bekliyoruz, bizdeki müracaatlar 30 Temmuz’da bitecek, değerlendirme süresi de yaklaşık bir ay yani Eylül ayında, aday adaylarımızı seçime 6 ay kala resmileştireceğiz. Kamudan gelenlere haklarını saklı tutacağız, adaylarımızı toplumla da tanıştıracağız, çalışmalarını 6 aylık süreçte birlikte yoğun bir performans sağlayacağız. Altınordu’ya gelince, Altınordu önemli bir yer merkezde olması nedeniyle en büyük il belediyesi, yaklaşık 190 bin nüfusu olan bir ilçemiz. Burada yaklaşık 7-8 tane aday adaylığı için düşüncesi olan partilimiz veya partimize yakın olan isimler var.Biz bu çalışmaları devam ettiriyoruz,halkında benimseyip ,kabul edeceği, önümüzdeki döneme ve belediyeciliğe zarar vermeyecek, alışma anlayışı, vizyonu, mantalitesi olan, halka yakın ,halkın içinde olan, olan sevilen ve herkesçe kabul gören bir başkanımız olsun diye bir çalışma içindeyiz. Çok farklı bir şekilde kamuoyuyla da bu isimleri paylaşmıyoruz ,yıpranma olmasın diye aday adaylarımızı kapalı tutuyoruz, gizli tutuyoruz.Ben size 7-8 kişinin isimlerini verebilirdim de ama bu arkadaşların hepsinin katkılarını alabilmek için onları üzmeden , darıltmadan,bu alışmanın içerisinde tutma hedefimiz olduğu için; bu şekilde bir çalışma içerisindeyiz. Önümüzdeki süreçte, resmi süreçler tamamlandığında buradaki aday adaylarımız ve diğer 18 ilçe adaylarımız herkese açıklanacak, kamuoyu bundan endişe duymasın, bu isimler iyi isimler olacak. Toplumun sempatiyle kucaklayacağı, dürüst insanlar, yaptıkları meslek dallarında başarılı insanlar olmaları,toplumsal ilişkilerde sıcak ilişkiler sağlayabilecek, sempatik insanlar olmaları,yarın makam sahibi olduklarında geldikleri gibi kalmaları gibi kriterlerimiz var .Bu kriterleri yerine getirecek olan arkadaşlarımız; getirebilecek, getiremeyecek gibi bir filtre edilecek ve bu konuyu da profesyonelce değerlendirerek,genel merkezimizin çok gizli ve sistemli bir anket çalışması var. Bedelleri ödenmiş, anlaşmaları yapılmış, zaman zaman bu firmalar bizim taleplerimiz doğrultusunda anketler yapıyor ve bize verilerini veriyor. Biz bu isimleri 10 kişi otursak, bu isimler hakkında doğru karar veremeyebiliriz, toplumla paylaşılabilecek çalışmaları, o anket firmaları tarafından yaptırdığımız da var, yapılacak olanlarda var, bu şekilde bir çalışma tekniğiyle gidiyoruz. Adayların seçimi konusunda da partimizin içinde demokrasi var. Usul ve yöntemleriyle ilgili de önümüzdeki kısa süre sonra adayların tespitleri konusunda parti teşkilatlarımıza, mensuplarımıza soracağız. Yöneticilerimizle anket yapılacak, bu anketlerle ilgili olarak çalışmalarımızda çok kısa süre içerisinde başlayacak ve aldığımız verilere göre de A ilçesinde şu yöntemle B ilçesinde bu yöntemle ve öngörülere göre, profesyonelce düşünüp, aday tespitlerini öngörüler dâhilinde yapacağız.
Başkanım son olarak neler söyleyeceksiniz, Ordu halkına ve seçmenlere mesajınız nedir?
Benim Ordu halkına mesajım şu CHP Ordu’da çok köklü bir çınardır. Yani Ordu kent tarihinde, siyasi tarihinde CHP hep Ordu’ya bir şeyler katmak için mücadele vermiş insanlarla doludur. Bizler de onlardan aldığımız terbiye ve görgüyle hareket eden insanlarız. Bütün CHP’nin önünde, vitrininde olan insanlar olarak, bize hiçbir şekilde iletemedikleri bir konu, iletişim sorunu olmamasını ve her an 7/24 bizi aramalarını rica ediyorum. Biz vatandaştan aldığımız bilgilerle, topluma daha iyi hizmet verme mantığında bir yapıda geliştirildik, yetiştirildik. CHP bundan sonra Genel Başkanımızın verdiği direktifle; halkla iç içe olan, halkın duygu ve düşüncelerini ön plana çıkaran bir yapıda bir çalışma anlayışı içinde, biz de bu terbiye ve görgüyle beraber, bizimle sürekli istişare içinde olmalarını temenni ediyorum. Ordu’da yaşayan hiç kimseyi ayırt etmeksizin 770 bin tane arkadaşımızın, insanımızın bizimle temas kurmasını rica ediyorum. Bir cümle çok önemlidir, bazen altın değerinde olur, toplumun geleceğini, hayatını değiştirir, toplumun bir ortak aklı vardır. 770 bin kişinin ortak aklının biz hizmetkârı olmak için siyaset yapıyoruz. Ordu’da ilerleyen zamanlarda güzel günler olacaktır, Ordu’daki bu değişim; Türkiye’de de yaşanacaktır. Ordu için çok değişik ve güzel çalışmalarımız var, Ordu’daki esas sorunların ne olduğunu, hedeflerin nasıl olduğunu, çözümlerinin ne olacağı konusunda da yine bu süreçte bir araya geldiğimizde aktarır konuşuruz inşallah. Ordulu hemşerilerimize, bütün Manşet gazetesi okurlarına ve çalışanlarına en derin saygı ve sevgilerimi sunuyorum…
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.