AİLE, MERHAMETİN KALESİDİR.
Toplumun temeli ailedir. Sağlam bir toplum ancak sağlam ailelerle ayakta kalabilir. Aile, sadece aynı çatı altında yaşayan insanların oluşturduğu bir birliktelik değildir; sevginin, merhametin, fedakârlığın, sabrın ve karşılıklı saygının öğrenildiği ilk mekteptir.
Çocuk dünyaya gözlerini açtığında ilk öğretmeni annesi, ilk rehberi babasıdır. Bir çocuk konuşmayı, yürümeyi ve davranış biçimlerini ailesinden öğrenir. Anne babanın birbirine karşı kullandığı üslup, birbirine gösterdiği sevgi ve saygı, çocuğun karakterine sessizce işlenir. Çünkü çocuklar söyleneni değil, gördüğünü daha çok örnek alırlar.
Merhametin olmadığı evlerde öfke büyür; saygının olmadığı yuvalarda huzur kaybolur. Oysa aile, merhametin kalesi olmalıdır. Evin kapısından içeri girildiğinde herkes kendisini güvende hissetmeli, kırıcı sözlerin değil tatlı dilin, aşağılamanın değil teşvikin, kavganın değil muhabbetin hâkim olduğu bir ortam oluşmalıdır.
Çocuk eğitimi sadece okulun görevi değildir. Asıl eğitim ailede başlar. Çocuğa doğruluk, dürüstlük, paylaşma, sabır, büyüklere hürmet, küçüklere şefkat ve Allah’a karşı kulluk bilinci önce aile ortamında kazandırılır. Anne babanın en büyük mirası mal ve mülk değil; güzel ahlak, sağlam iman ve örnek bir şahsiyettir.
Aile bireyleri arasındaki karşılıklı saygı, huzurun temel taşıdır. Eşler birbirine nezaketle hitap ettiğinde çocuklar da aynı dili öğrenir. Anne babasına saygı gösteren çocuk, öğretmenine de saygılı olur; komşusuna da, toplumuna da. Saygı aileden topluma yayılan en değerli ahlaki sermayedir.
Günümüzde teknoloji, yoğun iş temposu ve bireyselleşme aile içi iletişimi zayıflatmaktadır. Aynı evde yaşayan insanlar bazen aynı sofrada bile bir araya gelememektedir. Oysa aileyi ayakta tutan şey, birlikte geçirilen kaliteli zaman, samimi sohbetler ve gönülden kurulan bağlardır.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de aile hayatının sevgi ve merhamet üzerine kurulduğunu bildirir. Bu ilahi ölçüye sarılan aileler, karşılaştıkları zorlukları birlik içinde aşarlar. Affetmeyi bilen, birbirini dinleyen ve birbirinin hukukuna riayet eden aileler, hem dünyada huzuru hem de ahirette Allah’ın rızasını umabilirler.
Unutmayalım ki güçlü devletlerin arkasında güçlü aileler vardır. Güçlü ailelerin temelinde ise sevgi, merhamet, sabır ve karşılıklı saygı bulunur. Evlerimizi öfkenin değil merhametin, kırgınlığın değil affın, bencilliğin değil fedakârlığın yuvası hâline getirelim.
Çünkü aile, yalnızca bir ev değildir; nesillerin yetiştiği, değerlerin korunduğu ve insanlığın geleceğinin inşa edildiği en kıymetli kaledir.
Hüseyin DENİZ
İlahiyatçı ve araştırmacı yazar