Hüseyin Deniz
Köşe Yazarı
Hüseyin Deniz
 

HIÇ BILENLE, BILMEYEN BIR OLUR MU?

HİÇ BİLENLE BİLMEYEN BİR OLUR MU?   Diploma cehaleti örtmez!   Bugün en büyük yanılgılarımızdan biri şu: Okuyanı bilgili, diplomalıyı da adam sanıyoruz!   Oysa diploma, insanın sadece bir okul bitirdiğini gösterir. Ahlaklı olduğunu, vicdanlı olduğunu, hakkı bildiğini, adaleti savunduğunu göstermez.   Yüce Allah soruyor:   “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9)   Elbette olmaz!   Çünkü ilim ile cehalet aynı kefeye konulamaz. Bilgi insanı yükseltir; cehalet ise insanı kendi karanlığında boğar.   İslam, kadın-erkek ayırmadan ilme büyük değer vermiştir. Müslüman, hayatı boyunca öğrenmek, düşünmek, anlamak ve kendisini geliştirmek zorundadır.   Fakat burada çok önemli bir ayrıntı var:   İlim, ahlaktan kopartılırsa sadece bilgi yığınına dönüşür.   Bilim ilerliyor, teknoloji gelişiyor, yapay zekâ hayatımıza giriyor. İnsanlık uzaya araç gönderiyor, saniyeler içinde dünyanın öbür ucuyla iletişim kuruyor.   Ama hâlâ yalan söylüyorsak, kul hakkı yiyiyorsak, emanete ihanet ediyorsak, anne-babaya saygıyı unutuyorsak, komşunun hakkını gözetmiyorsak, yetimin malına göz dikiyorsak; bütün bu bilgilerin bize ne faydası var?   Bilgisayar akıllanıyor, telefonlar akıllanıyor; peki insan ne zaman akıllanacak?   Yunus Emre’nin asırlar önce söylediği söz bugün hâlâ yüzümüze tokat gibi çarpıyor:   “İlim ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir, Sen kendini bilmezsin, Ya nice okumaktır?”   İşte mesele tam da budur!   Kendini bilmeyen insan, dünyayı bilse ne olur?   Bin kitap okuyup bir insanın gönlünü kırıyorsan, bin diploma alıp kul hakkına giriyorsan, bilimden bahsedip vicdanı unutuyorsan, dini dilinden düşürmeyip ahlakını kaybediyorsan, okumanın, bilmenin, konuşmanın ne anlamı kalır?   Biz çocuklarımıza yalnızca “Sınavı kazan, diploma al, meslek sahibi ol!” dememeliyiz.   Onlara aynı zamanda:   “İyi insan ol! Doğru konuş! Emanete sahip çık! Kul hakkından kork! Büyüğüne saygı, küçüğüne merhamet göster! Vatanını, milletini ve değerlerini unutma!”   demeliyiz.   Çünkü geleceği sadece zeki çocuklar değil; zekâsını ahlakla kullanan çocuklar kuracaktır.   Milli ve manevi değerlerinden kopmuş bir eğitim, insanı sadece meslek sahibi yapabilir; adam edemez.   Bilim bize nasıl sorusunun cevabını verir.   Ahlak ise “Ne için?” ve “Doğru olan nedir?” sorularını sorar.   İkisini birbirinden koparırsak ortaya bilgili ama vicdansız; başarılı ama merhametsiz; güçlü ama sorumsuz insanlar çıkabilir.   İşte asıl tehlike budur!   Çocuklarımızın beynini bilgiyle, kalbini imanla, hayatını ahlakla donatmalıyız.   Unutmayalım:   Okul bitirmek adam olmak değildir. Diploma sahibi olmak insan olmak değildir. Çok konuşmak bilmek değildir. Çok bilmek de her zaman doğru insan olmak değildir.   Asıl marifet; bilgiyi hikmete, hikmeti ahlaka, ahlakı da güzel amele dönüştürmektir.   Bugün ihtiyacımız olan sadece çok bilen nesiller değil; bildiğiyle yaşayan nesillerdir.   Çünkü:   **İLİM BİLMEKTİR;   İRFAN ANLAMAKTIR;   AHLAK YAŞAMAKTIR.**   Ve son söz:   Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?   Olmaz!   Ama daha acısı şudur:   Bilip de bildiğiyle yaşamayanla, hiç bilmeyen arasındaki fark da bazen sadece diplomadan ibaret kalır! Hüseyin DENİZ Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar
Ekleme Tarihi: 15 Eylül 2026 -Salı
Hüseyin Deniz

HIÇ BILENLE, BILMEYEN BIR OLUR MU?

HİÇ BİLENLE BİLMEYEN BİR OLUR MU?

 

Diploma cehaleti örtmez!

 

Bugün en büyük yanılgılarımızdan biri şu: Okuyanı bilgili, diplomalıyı da adam sanıyoruz!

 

Oysa diploma, insanın sadece bir okul bitirdiğini gösterir. Ahlaklı olduğunu, vicdanlı olduğunu, hakkı bildiğini, adaleti savunduğunu göstermez.

 

Yüce Allah soruyor:

 

“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”

(Zümer, 39/9)

 

Elbette olmaz!

 

Çünkü ilim ile cehalet aynı kefeye konulamaz. Bilgi insanı yükseltir; cehalet ise insanı kendi karanlığında boğar.

 

İslam, kadın-erkek ayırmadan ilme büyük değer vermiştir. Müslüman, hayatı boyunca öğrenmek, düşünmek, anlamak ve kendisini geliştirmek zorundadır.

 

Fakat burada çok önemli bir ayrıntı var:

 

İlim, ahlaktan kopartılırsa sadece bilgi yığınına dönüşür.

 

Bilim ilerliyor, teknoloji gelişiyor, yapay zekâ hayatımıza giriyor. İnsanlık uzaya araç gönderiyor, saniyeler içinde dünyanın öbür ucuyla iletişim kuruyor.

 

Ama hâlâ yalan söylüyorsak, kul hakkı yiyiyorsak, emanete ihanet ediyorsak, anne-babaya saygıyı unutuyorsak, komşunun hakkını gözetmiyorsak, yetimin malına göz dikiyorsak; bütün bu bilgilerin bize ne faydası var?

 

Bilgisayar akıllanıyor, telefonlar akıllanıyor; peki insan ne zaman akıllanacak?

 

Yunus Emre’nin asırlar önce söylediği söz bugün hâlâ yüzümüze tokat gibi çarpıyor:

 

“İlim ilim bilmektir,

İlim kendin bilmektir,

Sen kendini bilmezsin,

Ya nice okumaktır?”

 

İşte mesele tam da budur!

 

Kendini bilmeyen insan, dünyayı bilse ne olur?

 

Bin kitap okuyup bir insanın gönlünü kırıyorsan,

bin diploma alıp kul hakkına giriyorsan,

bilimden bahsedip vicdanı unutuyorsan,

dini dilinden düşürmeyip ahlakını kaybediyorsan,

okumanın, bilmenin, konuşmanın ne anlamı kalır?

 

Biz çocuklarımıza yalnızca “Sınavı kazan, diploma al, meslek sahibi ol!” dememeliyiz.

 

Onlara aynı zamanda:

 

“İyi insan ol!

Doğru konuş!

Emanete sahip çık!

Kul hakkından kork!

Büyüğüne saygı, küçüğüne merhamet göster!

Vatanını, milletini ve değerlerini unutma!”

 

demeliyiz.

 

Çünkü geleceği sadece zeki çocuklar değil; zekâsını ahlakla kullanan çocuklar kuracaktır.

 

Milli ve manevi değerlerinden kopmuş bir eğitim, insanı sadece meslek sahibi yapabilir; adam edemez.

 

Bilim bize nasıl sorusunun cevabını verir.

 

Ahlak ise “Ne için?” ve “Doğru olan nedir?” sorularını sorar.

 

İkisini birbirinden koparırsak ortaya bilgili ama vicdansız; başarılı ama merhametsiz; güçlü ama sorumsuz insanlar çıkabilir.

 

İşte asıl tehlike budur!

 

Çocuklarımızın beynini bilgiyle, kalbini imanla, hayatını ahlakla donatmalıyız.

 

Unutmayalım:

 

Okul bitirmek adam olmak değildir.

Diploma sahibi olmak insan olmak değildir.

Çok konuşmak bilmek değildir.

Çok bilmek de her zaman doğru insan olmak değildir.

 

Asıl marifet; bilgiyi hikmete, hikmeti ahlaka, ahlakı da güzel amele dönüştürmektir.

 

Bugün ihtiyacımız olan sadece çok bilen nesiller değil; bildiğiyle yaşayan nesillerdir.

 

Çünkü:

 

**İLİM BİLMEKTİR;

 

İRFAN ANLAMAKTIR;

 

AHLAK YAŞAMAKTIR.**

 

Ve son söz:

 

Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?

 

Olmaz!

 

Ama daha acısı şudur:

 

Bilip de bildiğiyle yaşamayanla, hiç bilmeyen arasındaki fark da bazen sadece diplomadan ibaret kalır!

Hüseyin DENİZ

Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ordumanset.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.