ÇAKALA DEĞER VERENLER, GÜN GELİR KENDİLERİNİ KURT SANIP ULURLAR
Toplumların en büyük yanılgılarından biri, hak etmeyene değer vermektir. Çünkü emekle kazanılmayan itibar, liyakatle elde edilmeyen makam ve karakterle taşınmayan güç; sahibini olgunlaştırmaz, aksine kibirlendirir.
Bir insanı hak etmediği yere taşırsanız, önce aynaya bakmayı unutur. Sonra kendisini dev aynasında görmeye başlar. En sonunda ise bulunduğu yeri kendi başarısı sanır. İşte o gün, çakal kendini kurt zannetmeye başlar.
Oysa kurt olmak, yüksek sesle ulumak değildir. Kurt olmak; cesaret, sadakat, vakar ve gerektiğinde sürüsünü korumaktır. Çakal ise fırsat kollayan, güçlü gördüğünün arkasına saklanan, menfaat neredeyse oraya yönelen bir tabiatın sembolüdür.
Ne yazık ki bugün bazı çevrelerde alkışlar, emeğe değil gösterişe; doğruluğa değil yalakalığa; dürüstlüğe değil menfaate veriliyor. Böyle olunca da karakteri zayıf olanlar, kendilerine gösterilen ilginin gerçek bir değer olduğunu sanıyor. Birkaç alkış duyunca lider, birkaç övgü alınca bilge, birkaç taraftar bulunca da yenilmez olduklarını zannediyorlar.
Hâlbuki hakikatin terazisi alkışla değil, ahlakla tartılır.
Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur. Dün kibirle yürüyen nice insanlar, bugün isimleri bile hatırlanmayan ibret sayfalarına dönüşmüştür. Çünkü kibir yükseltmez; düşüşü hızlandırır. Sahte itibar uzun sürmez. Menfaat üzerine kurulan dostluklar ilk fırtınada dağılır.
Atalarımız ne güzel söylemiş:
“Aslan postu giymekle aslan olunmaz.”
İnsan, kendisine verilen değeri hak edecek bir karakter inşa etmiyorsa, o değer bir gün omuzlarında ağır bir yük hâline gelir. Gerçek büyüklük; makamda değil, duruşta… Şöhrette değil, şahsiyettedir.
Bu yüzden hak etmeyene gereğinden fazla değer vermek, sadece onu değil, toplumu da yanıltır. Çünkü sahte kahramanlar çoğaldıkça gerçek kahramanlar gölgede kalır. Liyakat kaybolur, adalet yara alır, güven sarsılır.
Unutulmamalıdır ki…
Çakal, ne kadar ulursa ulusun, kurt olmaz.
Hakikat değişmez.
Gerçek değer; övgüyle değil, karakterle ölçülür. Güç; bağırmakta değil, gerektiğinde susabilmektedir. İnsan ise kendisini anlattığı sözlerle değil, geride bıraktığı eserlerle ve sergilediği ahlakla hatırlanır.
Çünkü gösterilen sahte değer bir gün biter; fakat gerçek karakter, zaman geçtikçe daha da kıymetlenir.
Hüseyin DENİZ
Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar