EL AĞZINA BAKAN, SEL AĞZINA YUVA YAPAR
Toplumumuzun asırlardır dilden dile aktardığı atasözleri, kısa cümlelerle büyük hakikatleri anlatır. Bunlardan biri de şudur: “El ağzına bakan, sel ağzına yuva yapar.”
Bu söz, başkalarının sözüyle hareket eden, kendi aklını kullanmayan, hayatını başkalarının yönlendirmesine bırakan kimselerin er ya da geç büyük zarar göreceğini ifade eder.
İnsan, akıl sahibi bir varlık olarak yaratılmıştır. Allah Teâlâ insana düşünmeyi, araştırmayı ve doğruyu yanlıştan ayırmayı emretmiştir. Başkalarının her söylediğini sorgulamadan kabul etmek; dedikoduların, yalan haberlerin ve ön yargıların peşinden gitmek, kişiyi hem dünyada hem de ahirette pişman edebilir.
Ne yazık ki günümüzde birçok insan, hakikati araştırmak yerine kulaktan dolma bilgilerle hüküm vermektedir. Birileri konuşuyor, biz de araştırmadan inanıyoruz. Birileri yönlendiriyor, biz de düşünmeden peşinden gidiyoruz. Oysa mümin basiret sahibidir; duyduğu her haberi araştırır, doğruluğunu öğrenmeden hüküm vermez.
Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse, onun doğruluğunu araştırın…” (Hucurât Suresi, 6)
Bu ilahi emir, bizlere araştırmanın, doğruluğu teyit etmenin ve aklı kullanmanın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Hayatta kendi iradesini ortaya koyamayan, sürekli başkalarının onayını bekleyen insanlar, tıpkı sel yatağına yuva yapan kimse gibidir. Hava güzelken yuvası sağlam görünür; fakat ilk selde emekleri de umutları da sürüklenip gider. Çünkü yanlış yere güvenmiştir.
Bugün aile hayatında da, ticarette de, siyasette de, dostlukta da aynı gerçeği görüyoruz. İnsan, doğru bilgiye, sağlam karaktere ve güvenilir ilkelere dayanmadığı sürece başkalarının rüzgârına kapılıp savrulur.
Atalarımızın bir başka sözü de bunu tamamlar: “Akıl akıldan üstündür; ama herkes kendi aklını da kullanmalıdır.” İstişare elbette güzeldir. Büyüklerimize danışmak, ehil kimselerden fikir almak da hikmettir. Ancak nihai sorumluluk yine insanın kendisine aittir. Körü körüne taklit etmek ise kişiyi hataya sürükler.
Hayatımızı dedikodular üzerine değil, doğrular üzerine inşa edelim. Kararlarımızı geçici heveslerle değil; akıl, vicdan ve hakkaniyetle verelim. Çünkü başkalarının sözüyle yaşayanlar, çoğu zaman başkalarının hatalarının bedelini öderler.
Unutmayalım ki sağlam bina sağlam temel üzerine kurulur. Sağlam bir hayat da doğru bilgi, sağlam iman, güzel ahlak ve isabetli düşünce üzerine kurulur.
El ağzına bakan değil; Hakk’ın rızasını gözeten, aklını ve vicdanını rehber edinen insanlar kazananlardan olacaktır.
Hüseyin Deniz
Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar