Hüseyin Deniz
Köşe Yazarı
Hüseyin Deniz
 

EVECİK KANCIK,GÖZSÜZ ENİK ÇIKARIR.

EVECİK KANCİK, GÖZSÜZ ENİK ÇIKARIR!   Aceleyle kurulan düzen, sonunda milletin sırtına yük olur!   Bazı sözler vardır; birkaç kelimeyle koca bir hayat dersini yüzümüze çarpar. “Evecik kancık, gözsüz enik çıkarır.”   Yani işin başında acele edersen, hesabını kitabını yapmazsan, sonucu düşünmeden adım atarsan; ortaya sağlıklı bir iş değil, sorunlu bir sonuç çıkar.   Bugün toplum olarak en büyük sıkıntılarımızdan biri de budur: Acele ediyoruz ama düşünmüyoruz. Konuşuyoruz ama dinlemiyoruz. Karar veriyoruz ama sonuçlarını hesaplamıyoruz.   Bir makam mı dağıtılacak? Ehliyet mi aranacak? Bir iş mi yapılacak? Bir proje mi hazırlanacak?   Hemen!   Kim uygun, kim liyakatli, kim dürüst, kim bu işi gerçekten yapabilir diye sormadan; “Bizim adam olsun da nasıl olursa olsun” anlayışı devreye giriyor.   Sonra ne oluyor?   Yanlış tercih, yanlış karar, yanlış yönetim…   Ve faturası?   Millete!   Birileri koltuğa oturuyor, bedelini vatandaş ödüyor. Birileri alkışlanıyor, hesabını gariban veriyor. Birileri yanlış yapıyor, sonuçlarını yıllarca toplum çekiyor.   İşte bunun adı basitçe hata değildir.   Bunun adı sorumsuzluktur.   Çünkü devlet işi oyuncak değildir. Kamu görevi şahsi menfaat kapısı değildir. Milletin emaneti, birkaç kişinin keyfine göre dağıtılacak bir miras hiç değildir.   Aceleyle yapılan her işin arkasında bazen yıllarca temizlenemeyen bir enkaz bırakılır.   Bugün bir yanlış insanı göreve getirirsiniz, yarın onun yanlışının bedelini yüzlerce insan öder.   Bugün ehliyetsizi ehlinin önüne geçirirsiniz, yarın işlerin neden yürümediğini sorarsınız.   Bugün dalkavuğu baş tacı edersiniz, yarın gerçekleri söyleyenleri etrafınızda bulamazsınız.   Çünkü yalakalık doğruları susturur, liyakatsizlik düzeni çürütür.   Unutmayalım:   Bir toplumda makamlar ehline değil, yakınına verilirse; adalet yara alır. Adalet yara alırsa güven kaybolur. Güven kaybolursa toplumun temeli sarsılır.   O yüzden artık şu anlayışı terk etmek zorundayız:   “Bir an önce olsun da nasıl olursa olsun!”   Hayır!   Nasıl olursa olsun değil; doğru nasıl olacaksa öyle olsun!   Çünkü devletin de toplumun da ailenin de geleceğin de şakası yoktur.   Bir çocuğu yetiştirirken bile sabır gerekirken, koskoca bir milletin geleceğini belirleyecek işlerde acele etmek akıl kârı değildir.   Bugün attığınız yanlış adımın bedelini belki siz ödemezsiniz.   Ama yarın çocuklarınız öder.   İşte asıl mesele budur.   Acele eden sadece işini bozmaz; bazen bir neslin geleceğini de bozar.   Bu yüzden sözümüz açık:   Aceleyle makam dağıtmayın! Aceleyle insan harcamayın! Aceleyle karar vermeyin! Aceleyle devlet yönetmeyin!   Önce düşünün.   Sonra araştırın.   Ehliyetine bakın.   Liyakatine bakın.   Ahlakına bakın.   Ve en önemlisi, emaneti taşıyıp taşıyamayacağına bakın.   Çünkü koltuğa oturmak kolaydır.   Asıl mesele, oturduğun koltuğun hakkını verebilmektir.   Ve unutmayın:   “Evecik kancık, gözsüz enik çıkarır.”   Aceleyle doğan her iş, sonunda toplumun önüne bir başka problem olarak çıkmasın.   Çünkü millet artık gözsüz eniklerin peşinden koşacak kadar çaresiz değildir.   Milletin ihtiyacı; akıl, adalet, liyakat, ehliyet ve sağlam karakterdir.   Gerisi?   Gürültüdür.   Gürültüyle devlet yönetilmez.   Emanet, ehline verilir. Hüseyin DENİZ Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar
Ekleme Tarihi: 31 Temmuz 2026 -Cuma
Hüseyin Deniz

EVECİK KANCIK,GÖZSÜZ ENİK ÇIKARIR.

EVECİK KANCİK, GÖZSÜZ ENİK ÇIKARIR!

 

Aceleyle kurulan düzen, sonunda milletin sırtına yük olur!

 

Bazı sözler vardır; birkaç kelimeyle koca bir hayat dersini yüzümüze çarpar.

“Evecik kancık, gözsüz enik çıkarır.”

 

Yani işin başında acele edersen, hesabını kitabını yapmazsan, sonucu düşünmeden adım atarsan; ortaya sağlıklı bir iş değil, sorunlu bir sonuç çıkar.

 

Bugün toplum olarak en büyük sıkıntılarımızdan biri de budur:

Acele ediyoruz ama düşünmüyoruz. Konuşuyoruz ama dinlemiyoruz. Karar veriyoruz ama sonuçlarını hesaplamıyoruz.

 

Bir makam mı dağıtılacak?

Ehliyet mi aranacak?

Bir iş mi yapılacak?

Bir proje mi hazırlanacak?

 

Hemen!

 

Kim uygun, kim liyakatli, kim dürüst, kim bu işi gerçekten yapabilir diye sormadan; “Bizim adam olsun da nasıl olursa olsun” anlayışı devreye giriyor.

 

Sonra ne oluyor?

 

Yanlış tercih, yanlış karar, yanlış yönetim…

 

Ve faturası?

 

Millete!

 

Birileri koltuğa oturuyor, bedelini vatandaş ödüyor. Birileri alkışlanıyor, hesabını gariban veriyor. Birileri yanlış yapıyor, sonuçlarını yıllarca toplum çekiyor.

 

İşte bunun adı basitçe hata değildir.

 

Bunun adı sorumsuzluktur.

 

Çünkü devlet işi oyuncak değildir. Kamu görevi şahsi menfaat kapısı değildir. Milletin emaneti, birkaç kişinin keyfine göre dağıtılacak bir miras hiç değildir.

 

Aceleyle yapılan her işin arkasında bazen yıllarca temizlenemeyen bir enkaz bırakılır.

 

Bugün bir yanlış insanı göreve getirirsiniz, yarın onun yanlışının bedelini yüzlerce insan öder.

 

Bugün ehliyetsizi ehlinin önüne geçirirsiniz, yarın işlerin neden yürümediğini sorarsınız.

 

Bugün dalkavuğu baş tacı edersiniz, yarın gerçekleri söyleyenleri etrafınızda bulamazsınız.

 

Çünkü yalakalık doğruları susturur, liyakatsizlik düzeni çürütür.

 

Unutmayalım:

 

Bir toplumda makamlar ehline değil, yakınına verilirse; adalet yara alır.

Adalet yara alırsa güven kaybolur.

Güven kaybolursa toplumun temeli sarsılır.

 

O yüzden artık şu anlayışı terk etmek zorundayız:

 

“Bir an önce olsun da nasıl olursa olsun!”

 

Hayır!

 

Nasıl olursa olsun değil; doğru nasıl olacaksa öyle olsun!

 

Çünkü devletin de toplumun da ailenin de geleceğin de şakası yoktur.

 

Bir çocuğu yetiştirirken bile sabır gerekirken, koskoca bir milletin geleceğini belirleyecek işlerde acele etmek akıl kârı değildir.

 

Bugün attığınız yanlış adımın bedelini belki siz ödemezsiniz.

 

Ama yarın çocuklarınız öder.

 

İşte asıl mesele budur.

 

Acele eden sadece işini bozmaz; bazen bir neslin geleceğini de bozar.

 

Bu yüzden sözümüz açık:

 

Aceleyle makam dağıtmayın!

Aceleyle insan harcamayın!

Aceleyle karar vermeyin!

Aceleyle devlet yönetmeyin!

 

Önce düşünün.

 

Sonra araştırın.

 

Ehliyetine bakın.

 

Liyakatine bakın.

 

Ahlakına bakın.

 

Ve en önemlisi, emaneti taşıyıp taşıyamayacağına bakın.

 

Çünkü koltuğa oturmak kolaydır.

 

Asıl mesele, oturduğun koltuğun hakkını verebilmektir.

 

Ve unutmayın:

 

“Evecik kancık, gözsüz enik çıkarır.”

 

Aceleyle doğan her iş, sonunda toplumun önüne bir başka problem olarak çıkmasın.

 

Çünkü millet artık gözsüz eniklerin peşinden koşacak kadar çaresiz değildir.

 

Milletin ihtiyacı;

akıl, adalet, liyakat, ehliyet ve sağlam karakterdir.

 

Gerisi?

 

Gürültüdür.

 

Gürültüyle devlet yönetilmez.

 

Emanet, ehline verilir.

Hüseyin DENİZ

Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ordumanset.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.