GERÇEKTE İMAMLIK MESLEĞİ PEYGAMBER VEKİLLİĞİDİR.
Otuz yılını imamlık mesleğine vermiş bir insan olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki; imamlık sadece namaz kıldırmak değildir. İmamlık, insanın doğumundan ölümüne kadar hayatının en önemli anlarına şahitlik eden, gönüllere dokunan ve topluma yön veren kutlu bir hizmet yoludur.
Bir imam; yaz sıcağında insanlar tatil beldelerine giderken çocuklara Kur’an-ı Kerim öğretmek için yaz Kur’an kurslarında emek verir. Kışın dondurucu soğuğunda, daha insanlar sıcak yataklarından kalkmadan sabah ezanıyla caminin yolunu tutar, Rabbine kulluk için gelen cemaate imamlık eder.
İmam, sadece mihrapta duran kişi değildir. O, mahallesinin derdiyle dertlenen, sevinciyle sevinen, acısıyla gözyaşı döken gönül insanıdır. Husumetlerin sona ermesi, kan davalarının bitmesi, kırgın gönüllerin barışması için nice fedakârlıklar yapar. Miras anlaşmazlıklarında hakkın ve adaletin yanında durmaya gayret eder. Nikâh kıyar, dualar eder, mevlit okur, hastaları ziyaret eder, cenazelere koşar. Gerekirse cenazeyi yıkayacak kimse bulunmadığında bu ağır vazifeyi de omuzlar.
İmam; doğan bir bebeğin kulağına ezan okuyan, gençlerin nikâhında dua eden, yaşlıların cenazesinde son görevini yerine getiren kişidir. İnsan ömrünün en önemli dönüm noktalarında hep onun sesi, duası ve emeği vardır.
Elbette hiçbir meslek grubunda olduğu gibi imamlar da hatasız değildir. İmam da insandır; yanılabilir, hata yapabilir. Ancak birkaç kişinin kusurunu bütün imam camiasına mal etmek, binlerce fedakâr din görevlisinin yıllarca verdiği emeği yok saymak büyük bir haksızlıktır.
Eleştiri her zaman yapılabilir. Yapıcı eleştiri toplumun gelişmesine katkı sağlar. Fakat hakaret etmek, bir mesleği küçümsemek ve “en gereksiz meslek imamlıktır” demek ne vicdana ne de hakkaniyete sığar. Çünkü bu sözler, ömrünü milletine ve dinine hizmet ederek geçiren nice fedakâr insanın alın terini görmezden gelmektir.
İmamlık; sadece maaş karşılığı yapılan bir iş değil, aynı zamanda büyük bir emanet ve ağır bir sorumluluktur. Bu yönüyle peygamberlerin tebliğ vazifesini vekâleten sürdüren müstesna bir hizmettir. Elbette hiçbir imam peygamber değildir; ancak insanlara dini öğretme, iyiliği tavsiye etme ve kötülükten sakındırma görevini, peygamberlerin bıraktığı kutlu mirasın bir emaneti olarak yerine getirmeye çalışır.
Toplumun huzuru; öğretmenine, doktoruna, askerine, polisine, çiftçisine ve imamına gösterdiği saygıyla güçlenir. Çünkü saygının olduğu yerde güven, güvenin olduğu yerde birlik, birliğin olduğu yerde ise huzur vardır.
Rabbimiz, görevini samimiyetle yerine getiren bütün din görevlilerinden razı olsun. Mihrapta, minberde, Kur’an kurslarında, köylerde, şehirlerde, yağmurda ve karda, gecede ve gündüzde milletine hizmet eden bütün fedakâr imamlarımızın emeklerini zayi etmesin.
Unutmayalım ki; insanların mesleklerine saygı göstermek, toplumun ortak değerlerine sahip çıkmaktır. İmamlık ise yalnızca bir meslek değil; ihlasla taşınan, sabırla yürütülen ve gönüllere dokunan kutlu bir hizmet yoludur.
Hüseyin DENİZ
Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar