KURTLARLA MÜZAKERE EDERSENİZ, SÜRÜNÜZÜ KORUYAMAZSINIZ.
Hayatta öyle zamanlar vardır ki, iyi niyet zannedilen taviz, aslında felaketin kapısını aralar. Çünkü kurt, kuzuyu korumak için değil; parçalamak için fırsat kollar.
Atalarımızın ve tarihimizin bize öğrettiği büyük bir gerçek vardır: Kurtlarla müzakere ederek sürünüzü koruyamazsınız. Çünkü kurdun hedefi anlaşmak değil, avını ele geçirmektir.
Devleti yönetenler, aile reisleri, kurumların başındaki idareciler ve toplumun önderleri şunu asla unutmamalıdır: Merhamet, mazluma gösterildiğinde erdemdir; zalime gösterildiğinde ise masumlara haksızlıktır.
Tarih boyunca milletleri yıkan şey, düşmanın gücü değil; içerideki gaflet, ihmal ve yanlış hesaplar olmuştur. Kurt, kapıya bir defa yaklaşınca doymayı değil, sürünün tamamını istemeyi düşünür.
Elbette barış kıymetlidir. Diyalog da değerlidir. Ancak karşıdaki iyi niyet taşımıyorsa, yapılan her taviz yeni bir talebin başlangıcı olur. Kurt, uzatılan eli dostluk olarak değil, zayıflık olarak görür.
Hayatın her alanında bu böyledir. Ailede, iş hayatında, devlet yönetiminde ve sosyal ilişkilerde; kötülüğü alışkanlık hâline getirenlerle mücadelede kararlılık şarttır. Adaletin olmadığı yerde huzur, tedbirin olmadığı yerde güven olmaz.
Hz. Ömer’in şu sözü ne kadar anlamlıdır: “Adalet mülkün temelidir.” Adalet kadar önemli olan bir başka husus da basirettir. Basiret sahibi insan, kurdun postuna değil, niyetine bakar.
Unutmayalım ki, çoban uyursa sürüyü kurt götürür. Milletini, ailesini ve emanetini korumak isteyenler; tedbirli, kararlı ve uyanık olmak zorundadır.
Çünkü kurtlarla yapılan pazarlık, çoğu zaman kuzuların kaybıyla sonuçlanır. Güçlü olmak, sadece kuvvet sahibi olmak değil; doğru zamanda doğru tavrı gösterebilmektir.
Kurtlarla müzakere ederseniz, sürünüzü koruyamazsınız. Çünkü kurt, anlaşmanın değil; fırsatın peşindedir.
Hüseyin DENİZ
Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar