TESETTÜR,ÖRTÜNME!!!
“Ne başını kapat, altını göster; ne altını kapat, üstünü göster. Hepsini kapat, imânını göster…”
— Necip Fazıl Kısakürek
İnsan, bazen bir cümleyle uzun uzun anlatılamayan hakikatleri anlatır. Necip Fazıl’ın bu sözü de işte böyle bir hakikatin kapısını aralıyor.
Tesettür, yalnızca başa takılan bir örtü değildir. Örtünmek; sadece bedenin belli bölgelerini kumaşla kapatmak da değildir. Tesettür, önce bir edep; sonra bir haya; ardından da Allah’a karşı teslimiyet ve sorumluluk bilincidir.
İslam, insanı teşhir edilen bir beden olarak değil, izzet ve şeref sahibi bir kul olarak görür.
Örtünme, insanın bedenini değersiz gördüğü için değil; tam aksine, onu herkesin bakışına sunulacak sıradan bir nesne olarak görmediği için vardır.
Bugün ne yazık ki tesettürün ruhu ile şekli zaman zaman birbirinden ayrılmaktadır. Baş örtülü olduğu hâlde dar kıyafetlerle bedenini teşhir eden de vardır; bedeni kapalı olduğu hâlde diliyle, davranışlarıyla, ahlakıyla insanları inciten de…
Oysa tesettürün bir de dili vardır.
Tesettürlü bir dil yalan söylemez.
Tesettürlü bir dil iftira atmaz.
Tesettürlü bir dil insanların namusuna, şerefine ve haysiyetine saldırmaz.
Tesettürün bir de gözü vardır.
O göz harama bakmamaya çalışır.
Tesettürün bir de eli vardır.
O el zulme, haksızlığa ve harama uzanmaz.
Tesettürün bir de kalbi vardır.
O kalp kibirden, kinden, hasetten ve gösterişten korunmaya çalışır.
Çünkü Allah Teâlâ, yalnızca bedenin nasıl göründüğüne değil, kalbin ne taşıdığına ve insanın nasıl yaşadığına da bakar.
Burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekir: Hiç kimse bir başkasının imanını ölçemez. İnsanların kalplerini okumak bizim görevimiz değildir. Bir insanın örtüsü üzerinden onun imanına hükmetmek ne kadar yanlışsa, örtünmeyi küçümsemek ve Allah’ın emirlerini hafife almak da o kadar yanlıştır.
Tesettür, Allah’ın emridir; fakat tesettürlü olmak, insanı başkalarını küçümseme hakkına sahip kılmaz.
Örtü, insanı kibirli değil, mütevazı yapmalıdır.
Örtü, insanı yargılayıcı değil, merhametli yapmalıdır.
Örtü, insanı gösterişe değil, Allah’a yaklaştırmalıdır.
Çünkü örtünün en güzeli, insanın ahlakına giydirdiği örtüdür.
Başını örtüp dilini örtmeyen, bedenini kapatıp kalbini kibirden korumayan, kıyafetini düzeltip davranışlarını düzeltmeyen insan, tesettürün ruhunu anlamakta zorlanır.
İslam, sadece dış görünüş dini değildir.
İslam; gözün tesettürüdür, dilin tesettürüdür, kalbin tesettürüdür, ahlakın tesettürüdür.
Kadın da erkek de önce kendi nefsine bakmalıdır.
Çünkü mesele sadece kadının ne giydiği değildir. Erkeğin de gözünü haramdan sakınması, bakışını kontrol etmesi, ahlakını koruması ve edebini muhafaza etmesi gerekir.
Tesettür yalnızca kadının sorumluluğu değildir; haya ve iffet, bütün müminlerin ortak sorumluluğudur.
Bugün insanı değerli kılan şey, ne kadar açıldığı değil; ne kadar edep sahibi olduğudur.
Ne kadar dikkat çektiği değil; ne kadar güven verdiğidir.
Ne kadar gösterdiği değil; ne kadar karakter taşıdığıdır.
Unutmayalım:
Bedenin örtüsü kumaşla, kalbin örtüsü imanla, hayatın örtüsü ise güzel ahlakla olur.
Öyleyse ne başımızı kapatıp ahlakımızı açalım, ne bedenimizi örtüp dilimizle insanları yaralayalım.
Örtümüz imanımıza, imanımız ahlakımıza, ahlakımız da hayatımıza yansısın.
Çünkü gerçek tesettür, insanın yalnızca bedenini değil; nefsini, gözünü, dilini, kalbini ve hayatını da haramdan koruyabilmesidir.
Hepsini kapat…
Ve en önemlisi, imanını göster.
Hüseyin DENİZ
Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar