Hüseyin Deniz
Köşe Yazarı
Hüseyin Deniz
 

TEK ÇARE İSLAM’DIR

TEK ÇARE İSLAMDIR    İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, kazanmak, makam sahibi olmak ve ömrünü tüketmek için gelmedi.   İnsanın yaratılışının bir gayesi vardır.   Cenâb-ı Hak bunu Kur’an-ı Kerim’de açıkça bildiriyor:   “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 56)   Demek ki hayatın merkezinde insan değil, Allah’ın rızası vardır.   Öyleyse insan kendisine şu soruyu sormalıdır:   Ben bu dünyada neyin peşindeyim? Neyi kazanmak için yaşıyorum? Ve sonunda Rabbimin huzuruna hangi yüzle çıkacağım?   Çünkü hayat bir imtihandır.   Rabbimiz şöyle buyuruyor:   “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.” (Mülk, 2)   Dikkat edelim:   Allah, “çok amel” demiyor; “daha güzel amel” buyuruyor.   Çünkü mesele yalnızca yaşamak değil, Allah’ın razı olacağı şekilde yaşamaktır.   CEHENNEM BİR MASAL DEĞİLDİR!   Bugün bazı insanlar ahireti hayatlarının dışına itiyor.   Sanki ölüm yokmuş gibi yaşıyorlar.   Sanki hesap günü gelmeyecekmiş gibi davranıyorlar.   Sanki insan yaptığı her şeyin hesabını vermeyecekmiş gibi dünyaya dalıyorlar.   Oysa Kur’an, insanı defalarca uyarıyor.   Hümeze Suresi’nde şöyle buyuruluyor:   “Hayır! Andolsun ki o, Hutâme’ye atılacaktır. Hutâme’nin ne olduğunu sen ne bileceksin? O, Allah’ın yüreklere işleyen tutuşturulmuş ateşidir. Şüphesiz o ateş, onların üzerine kapatılacaktır; uzatılmış direkler arasında.” (Hümeze, 4-9)   Bu ayetleri okurken insanın yüreği titremelidir.   Çünkü cehennem sözün gelişi anlatılmış bir tehdit değildir.   Ahiret, Kur’an’ın bize bildirdiği gerçek bir hayatın başlangıcıdır.   PEKİ, CEHENNEMİN YAKITI NEDİR?   Kur’an bu sorunun cevabını da veriyor:   “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…” (Tahrîm, 6)   İşte burada büyük bir sorumluluk ortaya çıkıyor.   Sadece kendimizi değil, ailemizi de korumak zorundayız.   Çocuğumuza sadece okul, meslek ve para kazandırmayı öğretmek yetmez.   Ona imanı, ahlakı, merhameti, kul hakkını, helali ve haramı da öğretmek zorundayız.   Çünkü evladın cebine koyduğumuz para kadar, kalbine koyduğumuz iman da önemlidir.   Çocuğumuza dünya için gelecek hazırlarken, ahiretini ihmal ediyorsak büyük bir eksiklik içindeyiz.   İSLAM SADECE KONUŞULACAK BİR DİN DEĞİLDİR   İslam, sadece dil ile söylenecek birkaç güzel sözden ibaret değildir.   İslam yaşanır.   Namazda yaşanır.   Ahlakta yaşanır.   Ticarette yaşanır.   Aile hayatında yaşanır.   Komşulukta yaşanır.   Kul hakkından sakınmakta yaşanır.   Yetimin başını okşamakta, mazlumun yanında durmakta, emanete sahip çıkmakta yaşanır.   İnsan camide Müslüman olup pazarda, ticarette, ailede ve toplumda başka bir insana dönüşemez.   Çünkü gerçek iman, insanın hayatına yansımalıdır.   Seccadeden kalkınca ahlakımız değişmiyorsa, ibadetimizin hayatımızdaki karşılığını yeniden düşünmeliyiz.   YOL BELLİDİR   Her gün Fâtiha Suresi’nde Rabbimize:   “Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola ilet.” (Fâtiha, 5-6)   diye dua ediyoruz.   Peki gerçekten dosdoğru yolu mu istiyoruz?   Yoksa sadece dilimiz mi söylüyor?   İnsan her gün “Bizi doğru yola ilet” deyip sonra yanlış yollarda yürüyorsa, kendi duasıyla hayatı arasında büyük bir çelişki var demektir.   İşte bunun için söylüyoruz:   Tek çıkış yolu İslam’ı sadece bilmek değil, İslam’ı yaşamaktır.   Çünkü iman kalpte başlayıp hayata yansımadıkça eksik kalır.   Dünya geçicidir.   Makam geçicidir.   Servet geçicidir.   Şöhret geçicidir.   İnsan bir gün bütün bunları geride bırakıp Rabbine dönecektir.   O gün insanın yanında malı, makamı ve şöhreti değil; imanı, ameli ve güzel ahlakı olacaktır.   Öyleyse daha fazla geç kalmadan kendimize, ailemize ve hayatımıza yeniden bakalım.   Allah’ım! Ahir ve akıbetimizi hayırlı eyle.   Bize bu dünyada ailemizle, eşimizle ve evlatlarımızla birlikte Sana kulluk edenlerden olmayı nasip eyle.   Bizi nefsimizle baş başa bırakma.   Kalplerimizi imanla, evlerimizi huzurla, hayatımızı Kur’an ve sünnetin güzellikleriyle doldur.   Bizi doğru yoldan ayırma.   Son nefesimizi imanla vermeyi ve huzuruna yüzümüz ak çıkmayı nasip eyle.   Âmin.   Araştırmacı ve İlahiyatçı Yazar Hüseyin DENİZ
Ekleme Tarihi: 22 Eylül 2026 -Salı
Hüseyin Deniz

TEK ÇARE İSLAM’DIR

TEK ÇARE İSLAMDIR 

 

İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, kazanmak, makam sahibi olmak ve ömrünü tüketmek için gelmedi.

 

İnsanın yaratılışının bir gayesi vardır.

 

Cenâb-ı Hak bunu Kur’an-ı Kerim’de açıkça bildiriyor:

 

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”

(Zâriyât, 56)

 

Demek ki hayatın merkezinde insan değil, Allah’ın rızası vardır.

 

Öyleyse insan kendisine şu soruyu sormalıdır:

 

Ben bu dünyada neyin peşindeyim?

Neyi kazanmak için yaşıyorum?

Ve sonunda Rabbimin huzuruna hangi yüzle çıkacağım?

 

Çünkü hayat bir imtihandır.

 

Rabbimiz şöyle buyuruyor:

 

“O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.”

(Mülk, 2)

 

Dikkat edelim:

 

Allah, “çok amel” demiyor; “daha güzel amel” buyuruyor.

 

Çünkü mesele yalnızca yaşamak değil, Allah’ın razı olacağı şekilde yaşamaktır.

 

CEHENNEM BİR MASAL DEĞİLDİR!

 

Bugün bazı insanlar ahireti hayatlarının dışına itiyor.

 

Sanki ölüm yokmuş gibi yaşıyorlar.

 

Sanki hesap günü gelmeyecekmiş gibi davranıyorlar.

 

Sanki insan yaptığı her şeyin hesabını vermeyecekmiş gibi dünyaya dalıyorlar.

 

Oysa Kur’an, insanı defalarca uyarıyor.

 

Hümeze Suresi’nde şöyle buyuruluyor:

 

“Hayır! Andolsun ki o, Hutâme’ye atılacaktır. Hutâme’nin ne olduğunu sen ne bileceksin? O, Allah’ın yüreklere işleyen tutuşturulmuş ateşidir. Şüphesiz o ateş, onların üzerine kapatılacaktır; uzatılmış direkler arasında.”

(Hümeze, 4-9)

 

Bu ayetleri okurken insanın yüreği titremelidir.

 

Çünkü cehennem sözün gelişi anlatılmış bir tehdit değildir.

 

Ahiret, Kur’an’ın bize bildirdiği gerçek bir hayatın başlangıcıdır.

 

PEKİ, CEHENNEMİN YAKITI NEDİR?

 

Kur’an bu sorunun cevabını da veriyor:

 

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…”

(Tahrîm, 6)

 

İşte burada büyük bir sorumluluk ortaya çıkıyor.

 

Sadece kendimizi değil, ailemizi de korumak zorundayız.

 

Çocuğumuza sadece okul, meslek ve para kazandırmayı öğretmek yetmez.

 

Ona imanı, ahlakı, merhameti, kul hakkını, helali ve haramı da öğretmek zorundayız.

 

Çünkü evladın cebine koyduğumuz para kadar, kalbine koyduğumuz iman da önemlidir.

 

Çocuğumuza dünya için gelecek hazırlarken, ahiretini ihmal ediyorsak büyük bir eksiklik içindeyiz.

 

İSLAM SADECE KONUŞULACAK BİR DİN DEĞİLDİR

 

İslam, sadece dil ile söylenecek birkaç güzel sözden ibaret değildir.

 

İslam yaşanır.

 

Namazda yaşanır.

 

Ahlakta yaşanır.

 

Ticarette yaşanır.

 

Aile hayatında yaşanır.

 

Komşulukta yaşanır.

 

Kul hakkından sakınmakta yaşanır.

 

Yetimin başını okşamakta, mazlumun yanında durmakta, emanete sahip çıkmakta yaşanır.

 

İnsan camide Müslüman olup pazarda, ticarette, ailede ve toplumda başka bir insana dönüşemez.

 

Çünkü gerçek iman, insanın hayatına yansımalıdır.

 

Seccadeden kalkınca ahlakımız değişmiyorsa, ibadetimizin hayatımızdaki karşılığını yeniden düşünmeliyiz.

 

YOL BELLİDİR

 

Her gün Fâtiha Suresi’nde Rabbimize:

 

“Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola ilet.”

(Fâtiha, 5-6)

 

diye dua ediyoruz.

 

Peki gerçekten dosdoğru yolu mu istiyoruz?

 

Yoksa sadece dilimiz mi söylüyor?

 

İnsan her gün “Bizi doğru yola ilet” deyip sonra yanlış yollarda yürüyorsa, kendi duasıyla hayatı arasında büyük bir çelişki var demektir.

 

İşte bunun için söylüyoruz:

 

Tek çıkış yolu İslam’ı sadece bilmek değil, İslam’ı yaşamaktır.

 

Çünkü iman kalpte başlayıp hayata yansımadıkça eksik kalır.

 

Dünya geçicidir.

 

Makam geçicidir.

 

Servet geçicidir.

 

Şöhret geçicidir.

 

İnsan bir gün bütün bunları geride bırakıp Rabbine dönecektir.

 

O gün insanın yanında malı, makamı ve şöhreti değil; imanı, ameli ve güzel ahlakı olacaktır.

 

Öyleyse daha fazla geç kalmadan kendimize, ailemize ve hayatımıza yeniden bakalım.

 

Allah’ım! Ahir ve akıbetimizi hayırlı eyle.

 

Bize bu dünyada ailemizle, eşimizle ve evlatlarımızla birlikte Sana kulluk edenlerden olmayı nasip eyle.

 

Bizi nefsimizle baş başa bırakma.

 

Kalplerimizi imanla, evlerimizi huzurla, hayatımızı Kur’an ve sünnetin güzellikleriyle doldur.

 

Bizi doğru yoldan ayırma.

 

Son nefesimizi imanla vermeyi ve huzuruna yüzümüz ak çıkmayı nasip eyle.

 

Âmin.

 

Araştırmacı ve İlahiyatçı Yazar

Hüseyin DENİZ

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ordumanset.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.