Yirmi beş yıllık gazetecilik hayatımda edindiğim en önemli ilke şu oldu: Haklıya haklı, haksıza haksız demek. Siyasi parti gözetmeksizin, yapılan örnek hizmetleri övmek, yapılmayanları ise cesaretle eleştirmek. Almanya'dan memleketimi izlerken, Altınordu Belediyesi'nde yaşananlar karşısında bu ilkemi bir kez daha hatırladım.
1. Dönüşen Siyasi Duruş: Dünün Muhalifi, Bugünün Müttefiki mi?
Ulaş Tepe'nin siyasi yolculuğu ilginç bir dönüşüm hikayesi. Gülyalı Belediye Başkanlığı döneminde Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler ile girdiği ağız dalaşları, meclis toplantılarındaki sert tartışmaları hafızalardadır. Peki Altınordu Belediye Başkanı olunca ne değişti?
CHP'li vekille kavgalı, il ve ilçe başkanlarıyla mesafeli, CHP tabanıyla barışık olmayan bir belediye başkanının durumu şüphe uyandırıyor.
Siyasi kulislerde dolaşan "parti değiştirme" söylentileri, halkın kafasını karıştırıyor. İddia edilen hikayeler var: Seçim döneminde gizliden gizliye Hilmi Başkan'ın desteğinin olduğu, kapalı kapılar arkasında pazarlıkların döndüğü... Bunlar sadece spekülasyon mu, yoksa ilerleyen günlerde göreceğimiz bir gerçeğin habercisi mi? Siyaset şeffaflık ister; vatandaş, belediye başkanının hangi siyasi kimlikle yol aldığını bilmek hakkına sahiptir.
CHP'den AKP'ye yakın bir tarihte geçeceği iddia edilen Ulaş Başkanı çok zorlu ve büyük bir sınav bekliyor. Ya ona oy vermiş vatandaşların gönlünü alacak, ya da büyük bir hezimete uğrayacak. Dürüst siyaset yapmanın imkânsız hale geldiği bir dönemde, bu tercih sadece bir kişinin değil, Ordu'nun geleceğini de etkileyecek.
2. "Hedefi 12'den Vurmak": Mahalle Mahalle İki Şehir
Siyaset her yiğidin harcı değil. Hele de yola çıktıklarını yolda bulduklarıyla değişenlerin hiç değil. Altınordu'da tuhaf bir manzara var: Merkezi ve tarihi iki mahallelerde gösterişli taş döşeme çalışmaları yapılırken, arka mahalleler adeta "Google haritasında keşfedilmeyi bekliyor."
"Belediyecilik sadece görünen yerler için mi?" Modern şehircilik anlayışının ilk kuralı, şehrin tüm dokusuna eşit hizmet götürmektir. Ordu'nun bazı mahallelerinin hâlâ "keşfedilmeyi" beklemesi, 2026 yılında kabul edilebilir değil.
3. Kayıp Enerji: Seçim Öncesi Heyecanı Nerede?
Seçim kampanyası sırasında sabah saatlerinde başlayıp akşama kadar sokak sokak, mahalle mahalle yürüyen, kapı kapı dolaşan o adam nerede şimdi? Tepki oylarıyla geldi, büyük umutlarla geldi. Ordu halkı bir değişim bekliyordu. Peki bu beklenti karşılandı mı?
Vatandaşın haklı sitemlerini dile getirmek ve sorunların çözümüne vesile olmak, belediye başkanının en temel görevi. Ama görünen o ki, seçim sonrası o enerji kayboldu, heyecan söndü. Zamanında CHP Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun için söylenen meşhur slogan vardı: "Hizmet yok, ne var? Gülen başkan var!" Bu slogan artık kendisine geçmiş gibi. En büyük yetenek gülerek poz vermek oldu; belediyecilik mi, işte onu sormayın.
4. Sosyal Belediyecilik Çabaları: Niyet İyi, Uygulama Yetersiz
Kent lokantası ve belediye kasabı gibi projeler, sosyal belediyecilik açısından takdire şayan. Ancak şehrin derin yoksulluk sorunuyla boğuştuğu dönemde, bu hizmetlerin fiyatlandırma politikaları vatandaşın beklentilerini karşılayamıyor görünüyor. İyi niyet yeterli değil; etkili uygulama ve gerçekçi fiyatlandırma şart. Gerçekten ihtiyacı karşılayan hizmetler sunmak gerekiyor. Sosyal belediyecilik, vitrin projesi değil; halka dokunan, halka hizmet eden bir anlayış olmalı.
Sonuç: Çözüme Vesile Olmak
Eleştiri yazılarımda asla hakaret ve küfür olmamıştır. Ordu halkının haklı sitemlerini dile getirmiş, çoğunluğunda da hedefi 12'den vurmuş, bazı sorunların çözümüne vesile olmuşumdur. Bugün de aynı amacı taşıyorum.
Altınordu Belediyesi'nin önünde iki yol var: Ya Ordu halkının tüm mahallelerine eşit hizmet götürecek, şeffaf ve dürüst bir belediyecilik anlayışı benimseyecek; ya da fotoğraf odaklı, seçici ve belirsiz bir siyasi kimlikle yoluna devam edecek. Belediyecilik, fotoğraf çektirmekten ibaret değil. Güler yüzlü olmak güzel, ama ardında somut hizmet olmalı.
Hangi yolu seçeceğini zaman gösterecek. Ama bilsin ki, Ordu halkı izliyor. Ve halk, yapılan örnek hizmeti övmeyi de, yapılmayanı eleştirmeyi de biliyor.
"Hizmet yolunda olmak, yolu gösteriş için döşemek değildir."