Hüseyin Deniz
Köşe Yazarı
Hüseyin Deniz
 

14 NİSAN ŞEHİTLER HAFTASI GÜNÜDÜR

14 NİSAN ŞEHİTLER HAFTASI GÜNÜDÜR. Şehit, Allah rızası için; din, vatan, millet uğruna canını veren Müslüman kişiye denir. Şehitlik, İslam dininde peygamberlikten sonra gelen en yüce mertebedir. Müslümanların ulaştığı en yüce manevi mertebedir.  Savaşta düşman tarafından öldürülenler (hakiki şehit) veya doğal afet, hastalık gibi durumlarda ölenler (ahiret şehidi) olarak sınıflandırılır, günahlarının affedildiği ve ölümsüz kabul edildikleri bilinir. Şehit, Allah yolunda ölümsüzleşendir; Kur'an'a göre şehitler ölü değil, diri kabul edilir. Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 154’te bu husus şöyle geçer:”Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz. Şehitler "dünya ve ahiret şehidi" (savaşta ölenler) ve "ahiret şehidi" (yangın, su, bulaşıcı hastalık, göçük altında ve haksız yere öldürülenler) olarak kısımlara ayrılır. Şimdi de şehitliğin kısımlarına şöyle bir göz atalım: Şehadet: Şehit olma durumu, tanıklık. Şüheda: Şehitler (çoğul). Hakiki Şehit: Savaş meydanında düşman tarafından öldürülen. Ahiret Şehidi: Hastalık veya afetle vefat eden. Şehid-i Kâmil: Hem dünya hem ahiret şehidi sayılan şehitler. Aslında bugün takvim yapraklarına baktığımızda sıradan bir hafta gibi görünse de, şehitlik mertebesi bu toprakların en derin hikâyelerini içinde barındırır: Bu hafta, sadece bir anma değil; bir hatırlayış, bir yüzleşme ve bir vefa duruşudur.  Çünkü bizler, bugün özgürce nefes alabiliyorsak, bunu birilerinin gözünü kırpmadan verdiği en büyük bedellere borçluyuz. Onlar ki, hayallerini yarım bırakarak bir milletin yarınlarını tamamladılar. Şehitlik kavramı, bizim kültürümüzde sıradan bir kayıp değildir. O, kutsal bir emanetin adıdır. Bir annenin yüreğine düşen ateş, bir babanın sessiz gururu, bir eşin yarım kalan hikâyesi, bir çocuğun büyüyemeyen hatırasıdır şehitlik… Ama aynı zamanda bir milletin dimdik ayakta kalma iradesidir. Bugün bizlere düşen, sadece yılda bir hafta hatırlamak değil; her gün bu fedakârlığın farkında olarak yaşamaktır. Şehitlerimizin bıraktığı miras; birlik, beraberlik ve vatan sevgisidir. Onların uğruna can verdiği değerleri yaşatmak, en büyük vefa borcumuzdur. Ne yazık ki zaman zaman unutkanlık hastalığına yakalanıyoruz. Günlük telaşlar, kişisel kaygılar, küçük hesaplar arasında büyük bedelleri göz ardı edebiliyoruz. Oysa bu topraklar, her karışında bir hatıra, her köşesinde bir fedakârlık barındırıyor. Şehitler Haftası, bize şunu hatırlatmalı: Bu ülke kolay kazanılmadı ve kolay da korunmuyor. Her birimizin sorumluluğu, bu emanete sahip çıkmaktır. Daha adil, daha güçlü, daha birlik içinde bir toplum olmak; şehitlerimize verebileceğimiz en anlamlı cevaptır. Onları unutmadık, unutmayacağız. İsimleri belki taşlarda yazılı, ama asıl yerleri milletin kalbidir. Milli şairimiz Mehmet Akif "Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber, Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber."bu dizeler şehitlik mertebesinin ne derece önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Şehitlerimizin ruhları şad, mekânları cennet olsun… Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar Hüseyin DENİZ
Ekleme Tarihi: 15 Nisan 2026 -Çarşamba
Hüseyin Deniz

14 NİSAN ŞEHİTLER HAFTASI GÜNÜDÜR

14 NİSAN ŞEHİTLER HAFTASI GÜNÜDÜR.

Şehit, Allah rızası için; din, vatan, millet uğruna canını veren Müslüman kişiye denir. Şehitlik, İslam dininde peygamberlikten sonra gelen en yüce mertebedir.

Müslümanların ulaştığı en yüce manevi mertebedir. 

Savaşta düşman tarafından öldürülenler (hakiki şehit) veya doğal afet, hastalık gibi durumlarda ölenler (ahiret şehidi) olarak sınıflandırılır, günahlarının affedildiği ve ölümsüz kabul edildikleri bilinir.

Şehit, Allah yolunda ölümsüzleşendir; Kur'an'a göre şehitler ölü değil, diri kabul edilir.

Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 154’te bu husus şöyle geçer:”Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.

Şehitler "dünya ve ahiret şehidi" (savaşta ölenler) ve "ahiret şehidi" (yangın, su, bulaşıcı hastalık, göçük altında ve haksız yere öldürülenler) olarak kısımlara ayrılır.

Şimdi de şehitliğin kısımlarına şöyle bir göz atalım:

Şehadet: Şehit olma durumu, tanıklık.

Şüheda: Şehitler (çoğul).

Hakiki Şehit: Savaş meydanında düşman tarafından öldürülen.

Ahiret Şehidi: Hastalık veya afetle vefat eden.

Şehid-i Kâmil: Hem dünya hem ahiret şehidi sayılan şehitler.

Aslında bugün takvim yapraklarına baktığımızda sıradan bir hafta gibi görünse de, şehitlik mertebesi bu toprakların en derin hikâyelerini içinde barındırır:

Bu hafta, sadece bir anma değil; bir hatırlayış, bir yüzleşme ve bir vefa duruşudur. 

Çünkü bizler, bugün özgürce nefes alabiliyorsak, bunu birilerinin gözünü kırpmadan verdiği en büyük bedellere borçluyuz.

Onlar ki, hayallerini yarım bırakarak bir milletin yarınlarını tamamladılar.

Şehitlik kavramı, bizim kültürümüzde sıradan bir kayıp değildir.

O, kutsal bir emanetin adıdır.

Bir annenin yüreğine düşen ateş, bir babanın sessiz gururu, bir eşin yarım kalan hikâyesi, bir çocuğun büyüyemeyen hatırasıdır şehitlik…

Ama aynı zamanda bir milletin dimdik ayakta kalma iradesidir.

Bugün bizlere düşen, sadece yılda bir hafta hatırlamak değil; her gün bu fedakârlığın farkında olarak yaşamaktır.

Şehitlerimizin bıraktığı miras; birlik, beraberlik ve vatan sevgisidir.

Onların uğruna can verdiği değerleri yaşatmak, en büyük vefa borcumuzdur.

Ne yazık ki zaman zaman unutkanlık hastalığına yakalanıyoruz.

Günlük telaşlar, kişisel kaygılar, küçük hesaplar arasında büyük bedelleri göz ardı edebiliyoruz.

Oysa bu topraklar, her karışında bir hatıra, her köşesinde bir fedakârlık barındırıyor.

Şehitler Haftası, bize şunu hatırlatmalı:

Bu ülke kolay kazanılmadı ve kolay da korunmuyor.

Her birimizin sorumluluğu, bu emanete sahip çıkmaktır.

Daha adil, daha güçlü, daha birlik içinde bir toplum olmak; şehitlerimize verebileceğimiz en anlamlı cevaptır.

Onları unutmadık, unutmayacağız.

İsimleri belki taşlarda yazılı, ama asıl yerleri milletin kalbidir.

Milli şairimiz Mehmet Akif

"Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber, Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber."bu dizeler şehitlik mertebesinin ne derece önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Şehitlerimizin ruhları şad, mekânları cennet olsun…

Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar Hüseyin DENİZ

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ordumanset.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.