Hüseyin Deniz
Köşe Yazarı
Hüseyin Deniz
 

DÜNÜN VE BUGÜNÜN KIYAS HASTALIĞI

DÜNÜN VE BÜGÜNÜN KIYAS HASTALIĞI:  Başkasının tabağına bakarken kendi rızkını unutma   İnsanı içten içe tüketen, huzurunu kemiren ve sonunda bunalıma sürükleyen hastalıkların başında kıyas gelir.   İnsan ne zaman kendi hayatına bakmak yerine başkasının hayatına bakmaya başlarsa, işte o zaman elindekinin kıymetini unutmaya başlar.   Kıyas, insanın kendi nimetini başkasının nimetiyle ölçmesidir. “Onun evi neden daha güzel?” “Onun parası neden daha çok?” “Onun makamı neden yüksek?” “Onun çocuğu neden başarılı?” “Onun hayatı neden benimkinden iyi?”   Ve insan, başkasının önündeki tabağa bakarken kendi önündeki nimeti görmez.   Oysa herkesin imtihanı farklıdır. Herkesin nasibi farklı, yükü farklı, zamanı farklıdır.   ŞEYTANIN İLK KIYASI   Kıyasın insanı nereye sürükleyebileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri şeytanın hâlidir.   Şeytan, Âdem Aleyhisselâm ile kendisini kıyasladı. “Ben ondan üstünüm.” anlayışına kapıldı.   Topraktan yaratılan Âdem ile ateşten yaratılan kendisini kıyasladı ve kibirlenerek Allah’ın emrine karşı geldi.   Demek ki her kıyas masum değildir.   Bazen bir kıyas, insanın kalbine kibiri, ardından hasedi, sonra kin ve isyanı yerleştirir.   KÂBİL’İN KIYASI   Kâbil ile Hâbil kıssasında da kıskançlığın ve kıyasın insanı ne kadar büyük bir felakete sürükleyebileceğini görürüz.   Kardeşinin önüne geçen nimetini, kabulünü ve değerini kabullenemeyen insan; kendi hayatındaki eksiklikleri düzeltmek yerine kardeşine düşman oldu.   Sonuç ise insanlık tarihinin ilk cinayeti…   Demek ki insan başkasının sahip olduklarına takılıp kalırsa, bir süre sonra kendi eksikliğini düzeltmek yerine başkasının nimetinden rahatsız olmaya başlar.   İşte kıyas hastalığının vardığı en tehlikeli nokta budur.   BAŞKASININ TABAĞINA BAKAN, KENDİ SOFRASINI UNUTUR   Bugün insanları mutsuz eden şeylerin önemli bir kısmı sahip olmadıkları değil, başkalarının sahip olduklarına sürekli bakmalarıdır.   Sosyal medya bunun en büyük aynası hâline geldi.   Birinin tatiline bakıyorsun, kendi hayatını beğenmiyorsun.   Birinin evine bakıyorsun, kendi evini küçümsüyorsun.   Birinin arabasına bakıyorsun, kendi aracından utanıyorsun.   Birinin kazancına bakıyorsun, kendi rızkını az görüyorsun.   Ama şunu unutuyorsun:   Sen onun hayatının vitriniyle kendi hayatının mutfağını kıyaslıyorsun.   Onun gösterdiğini görüyorsun; ama onun sakladığını bilmiyorsun.   Onun gülüşünü görüyorsun; ama geceleri döktüğü gözyaşını bilmiyorsun.   Onun nimetini görüyorsun; ama imtihanını bilmiyorsun.   ALLAH HERKESE AYNI NİMETİ VERMEDİ, AMA HERKESE BİR İMTİHAN VERDİ   Kimi insanın parası vardır, huzuru yoktur.   Kiminin makamı vardır, ailesiyle saadeti yoktur.   Kiminin güzelliği vardır, gönül huzuru yoktur.   Kiminin evi büyüktür, sofrasında muhabbet eksiktir.   Kiminin cebinde çok vardır, kalbinde hiçbir şey yoktur.   Bu yüzden insanın kendisine sorması gereken soru:   “Neden onunki var, benimki yok?” değil; “Allah bana ne verdi ve ben bana verilenlerle ne yapıyorum?” olmalıdır.   Çünkü şükür, insanı nimetin sahibiyle buluşturur.   Kıyas ise insanı nimetin kendisine mahkûm eder.   KENDİ YOLUNA BAK   Ey insan!   Sen başkasının yarışına sokulmuş değilsin.   Senin hayatın başkasının hayatının kopyası değil.   Senin rızkın onun rızkı değil.   Senin imtihanın onun imtihanı değil.   Senin vaktin onun vakti değil.   Öyleyse neden kendini sürekli başkalarıyla ölçüyorsun?   Kendini dünkü hâlinle kıyasla.   Bugün dünden daha sabırlı mısın?   Dünden daha merhametli misin?   Dünden daha güzel kulluk ediyor musun?   Dünden daha iyi bir insan mısın?   Asıl kıyas budur.   Çünkü insan başkasını geçmeye çalışırken kendisini kaybedebilir; fakat dünkü hâlini geçmeye çalışırsa her gün biraz daha olgunlaşır.   Unutma:   Başkasının nimetini kıskanmak, kendi nimetinin kıymetini azaltmaz; sadece senin huzurunu azaltır.   Başkasının sofrasına bakıp kendi lokmana küsmek akıl değildir.   Rızkı veren Allah’tır.   Nasibi dağıtan Allah’tır.   Vakti belirleyen Allah’tır.   Öyleyse başkasının hayatına bakıp kendi kaderine küsmek yerine, Rabbine güven, elindekine şükret, çalış, gayret et ve kendi yolunda yürü.   Çünkü bazen insanın huzursuzluğu sahip olmadıklarından değil, sahip olduklarını başkasının sahip olduklarıyla kıyaslamasından kaynaklanır.   Ve unutma:   Başkasının tabağına bakarken kendi önündeki nimeti ıskalama.   Belki de senin küçümsediğin nimet, bir başkasının yıllardır kurduğu duadır.   Şükreden çoğaltır, kıyaslayan tüketir.   Kendi nasibine razı ol; çünkü Allah’ın sana ayırdığı rızık, başkasına verilenle eksilmez.  Hüseyin DENİZ Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar
Ekleme Tarihi: 20 Ağustos 2026 -Perşembe
Hüseyin Deniz

DÜNÜN VE BUGÜNÜN KIYAS HASTALIĞI

DÜNÜN VE BÜGÜNÜN KIYAS HASTALIĞI: 

Başkasının tabağına bakarken kendi rızkını unutma

 

İnsanı içten içe tüketen, huzurunu kemiren ve sonunda bunalıma sürükleyen hastalıkların başında kıyas gelir.

 

İnsan ne zaman kendi hayatına bakmak yerine başkasının hayatına bakmaya başlarsa, işte o zaman elindekinin kıymetini unutmaya başlar.

 

Kıyas, insanın kendi nimetini başkasının nimetiyle ölçmesidir.

“Onun evi neden daha güzel?”

“Onun parası neden daha çok?”

“Onun makamı neden yüksek?”

“Onun çocuğu neden başarılı?”

“Onun hayatı neden benimkinden iyi?”

 

Ve insan, başkasının önündeki tabağa bakarken kendi önündeki nimeti görmez.

 

Oysa herkesin imtihanı farklıdır. Herkesin nasibi farklı, yükü farklı, zamanı farklıdır.

 

ŞEYTANIN İLK KIYASI

 

Kıyasın insanı nereye sürükleyebileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri şeytanın hâlidir.

 

Şeytan, Âdem Aleyhisselâm ile kendisini kıyasladı.

“Ben ondan üstünüm.” anlayışına kapıldı.

 

Topraktan yaratılan Âdem ile ateşten yaratılan kendisini kıyasladı ve kibirlenerek Allah’ın emrine karşı geldi.

 

Demek ki her kıyas masum değildir.

 

Bazen bir kıyas, insanın kalbine kibiri, ardından hasedi, sonra kin ve isyanı yerleştirir.

 

KÂBİL’İN KIYASI

 

Kâbil ile Hâbil kıssasında da kıskançlığın ve kıyasın insanı ne kadar büyük bir felakete sürükleyebileceğini görürüz.

 

Kardeşinin önüne geçen nimetini, kabulünü ve değerini kabullenemeyen insan; kendi hayatındaki eksiklikleri düzeltmek yerine kardeşine düşman oldu.

 

Sonuç ise insanlık tarihinin ilk cinayeti…

 

Demek ki insan başkasının sahip olduklarına takılıp kalırsa, bir süre sonra kendi eksikliğini düzeltmek yerine başkasının nimetinden rahatsız olmaya başlar.

 

İşte kıyas hastalığının vardığı en tehlikeli nokta budur.

 

BAŞKASININ TABAĞINA BAKAN, KENDİ SOFRASINI UNUTUR

 

Bugün insanları mutsuz eden şeylerin önemli bir kısmı sahip olmadıkları değil, başkalarının sahip olduklarına sürekli bakmalarıdır.

 

Sosyal medya bunun en büyük aynası hâline geldi.

 

Birinin tatiline bakıyorsun, kendi hayatını beğenmiyorsun.

 

Birinin evine bakıyorsun, kendi evini küçümsüyorsun.

 

Birinin arabasına bakıyorsun, kendi aracından utanıyorsun.

 

Birinin kazancına bakıyorsun, kendi rızkını az görüyorsun.

 

Ama şunu unutuyorsun:

 

Sen onun hayatının vitriniyle kendi hayatının mutfağını kıyaslıyorsun.

 

Onun gösterdiğini görüyorsun;

ama onun sakladığını bilmiyorsun.

 

Onun gülüşünü görüyorsun;

ama geceleri döktüğü gözyaşını bilmiyorsun.

 

Onun nimetini görüyorsun;

ama imtihanını bilmiyorsun.

 

ALLAH HERKESE AYNI NİMETİ VERMEDİ, AMA HERKESE BİR İMTİHAN VERDİ

 

Kimi insanın parası vardır, huzuru yoktur.

 

Kiminin makamı vardır, ailesiyle saadeti yoktur.

 

Kiminin güzelliği vardır, gönül huzuru yoktur.

 

Kiminin evi büyüktür, sofrasında muhabbet eksiktir.

 

Kiminin cebinde çok vardır, kalbinde hiçbir şey yoktur.

 

Bu yüzden insanın kendisine sorması gereken soru:

 

“Neden onunki var, benimki yok?” değil;

“Allah bana ne verdi ve ben bana verilenlerle ne yapıyorum?” olmalıdır.

 

Çünkü şükür, insanı nimetin sahibiyle buluşturur.

 

Kıyas ise insanı nimetin kendisine mahkûm eder.

 

KENDİ YOLUNA BAK

 

Ey insan!

 

Sen başkasının yarışına sokulmuş değilsin.

 

Senin hayatın başkasının hayatının kopyası değil.

 

Senin rızkın onun rızkı değil.

 

Senin imtihanın onun imtihanı değil.

 

Senin vaktin onun vakti değil.

 

Öyleyse neden kendini sürekli başkalarıyla ölçüyorsun?

 

Kendini dünkü hâlinle kıyasla.

 

Bugün dünden daha sabırlı mısın?

 

Dünden daha merhametli misin?

 

Dünden daha güzel kulluk ediyor musun?

 

Dünden daha iyi bir insan mısın?

 

Asıl kıyas budur.

 

Çünkü insan başkasını geçmeye çalışırken kendisini kaybedebilir; fakat dünkü hâlini geçmeye çalışırsa her gün biraz daha olgunlaşır.

 

Unutma:

 

Başkasının nimetini kıskanmak, kendi nimetinin kıymetini azaltmaz; sadece senin huzurunu azaltır.

 

Başkasının sofrasına bakıp kendi lokmana küsmek akıl değildir.

 

Rızkı veren Allah’tır.

 

Nasibi dağıtan Allah’tır.

 

Vakti belirleyen Allah’tır.

 

Öyleyse başkasının hayatına bakıp kendi kaderine küsmek yerine, Rabbine güven, elindekine şükret, çalış, gayret et ve kendi yolunda yürü.

 

Çünkü bazen insanın huzursuzluğu sahip olmadıklarından değil, sahip olduklarını başkasının sahip olduklarıyla kıyaslamasından kaynaklanır.

 

Ve unutma:

 

Başkasının tabağına bakarken kendi önündeki nimeti ıskalama.

 

Belki de senin küçümsediğin nimet, bir başkasının yıllardır kurduğu duadır.

 

Şükreden çoğaltır, kıyaslayan tüketir.

 

Kendi nasibine razı ol; çünkü Allah’ın sana ayırdığı rızık, başkasına verilenle eksilmez.

 Hüseyin DENİZ

Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ordumanset.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.