Hüseyin Deniz
Köşe Yazarı
Hüseyin Deniz
 

İKI DEVLET, TEK MILLET. PEKI NEDEN BAŞÖRTÜSÜ ENGEL?

İKİ DEVLET, TEK MİLLET; PEKİ BAŞÖRTÜSÜNE NEDEN ENGEL?   Kardeşlik sözde mi kalacak, yoksa Müslüman kızların eğitim hakkı da korunacak mı?   Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik, yıllardır “İki devlet, tek millet” sözüyle ifade ediliyor. Bu söz, yalnızca diplomatik bir slogan değil; ortak tarihin, kültürel bağların, sevinçlerin ve acıların ifadesidir. Türkiye ile Azerbaycan, zor zamanlarda birbirine omuz vermiş, sevinçte ve kederde aynı duyguları paylaşmış iki kardeş ülkedir.   Ancak insanın aklına şu soru geliyor: İki devlet, tek millet diyorsak, Müslüman kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görme talepleri neden tartışma konusu oluyor?   Azerbaycan’dan gelen, başörtülü kız öğrencilerin okullara kabul edilmediğine ilişkin haberler ve iddialar, kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık meydana getiriyor. Bir kız çocuğunun inancı gereği başını örtmesi, eğitim hakkının önüne engel olarak konulmamalıdır. Eğitim, her çocuğun hakkıdır; inancı ve kıyafeti nedeniyle bir öğrencinin okul kapısında kalması ise üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir meseledir.   Elbette her ülkenin eğitim sistemi, mevzuatı ve laiklik anlayışı vardır. Ancak hiçbir düzenleme, insanların dinî kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa uğradığı yönünde haklı şüpheler doğurmamalıdır. Devletin görevi, vatandaşlarını inançları üzerinden karşı karşıya getirmek değil, herkesin hakkını adaletle korumaktır.   Birine özgürlük diğerine neden engel?   Tartışmanın bir başka boyutu da dinî kimliklerin eğitim hayatındaki görünürlüğüdür.   Azerbaycan’daki bazı Yahudi eğitim kurumlarında İbranice, Yahudi tarihi ve dinî geleneklerin öğretilmesi, dinî ve kültürel kimliğin korunması meselesini yeniden gündeme getiriyor. Yahudi erkeklerinin kullandığı kippa gibi dinî sembollerle Müslüman kızların başörtüsü arasında kamuoyunda karşılaştırmalar yapılıyor.   Burada asıl mesele, Yahudilerin dinî özgürlüklerine karşı çıkmak değildir. Aksine, bir insanın kendi dinî kimliğini yaşama hakkı varsa, aynı hakkın başka inanç mensupları için de adaletle korunması gerekir.   Yahudi’nin dinî kimliği korunurken Müslüman kızın başörtüsü sorun hâline getiriliyorsa, bunun gerekçesi açıkça ortaya konulmalı ve uygulamalar arasındaki farklılıklar kamuoyuna izah edilmelidir. Aynı şekilde, farklı dinî topluluklara tanınan imkânlar değerlendirilirken kurumların statüsü ve tabi oldukları kurallar da dikkate alınmalıdır. Mesele, bir topluluğun hakkını diğerinden almak değil; herkes için eşit ve adil bir özgürlük ortamı oluşturmaktır.   Çünkü adalet, yalnızca bize benzeyenlerin hakkını savunmak değildir. Adalet, farklı olana da hakkını teslim edebilmektir. Okul kapısı,bir çocuğun umut kapısıdır!   Düşünün…   Bir anne, kızını sabah erkenden okula gönderiyor. Çocuğunun hayalleri var; doktor olmak istiyor, öğretmen olmak istiyor, mühendis olmak istiyor. Belki de ülkesine faydalı bir insan olmanın hayalini kuruyor. Fakat inancı gereği taktığı başörtüsü yüzünden okul kapısında engelle karşılaşıyorsa, burada yalnızca bir kıyafet meselesi yoktur. Bir çocuğun eğitim hakkı, geleceği ve toplumla kurduğu bağ da tartışmanın içine girer.   Hiçbir kız çocuğu, eğitim ile inancı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmamalıdır.   Başörtüsü takmak isteyen kız öğrencilerin de takmamayı tercih edenlerin de eğitim hakkı güvence altında olmalıdır. Özgürlük, insanlara tek bir yaşam biçimi dayatmak değil; hukukun sınırları içinde farklı tercihlere saygı gösterebilmektir.   Bir çocuğu okul kapısından geri çevirmek kolaydır; fakat onun kalbinde açılan yarayı kapatmak o kadar kolay değildir.   “ iki devlet tek millet” sözünün hakikati!   Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik, herhangi bir tartışmayla ortadan kalkacak kadar zayıf değildir. Ancak gerçek kardeşlik, yanlış görülen uygulamaları görmezden gelmek de değildir. Kardeşlik, gerektiğinde yapıcı bir dille konuşabilmek, sorunları gündeme getirebilmek ve çözüm arayabilmektir.   Türkiye ve Azerbaycan yönetimlerinin, başörtülü öğrencilerin eğitim hakkına ilişkin iddiaları açıklığa kavuşturması; uygulamaların hukuki dayanaklarını şeffaf biçimde ortaya koyması ve dinî inanç nedeniyle ayrımcılık yaşanmamasını sağlaması önemlidir.   Azerbaycan’ın uluslararası itibarı da yalnızca ekonomik gücüyle, siyasi ilişkileriyle veya diplomatik başarılarıyla ölçülmez. İnsan haklarına, inanç özgürlüğüne ve eğitim hakkına nasıl yaklaştığı da bu itibarın önemli bir parçasıdır.   Unutulmamalıdır ki kardeşlik, yalnızca aynı bayrağa sevgi duymak veya aynı tarihi paylaşmak değildir. Kardeşlik, haksızlık karşısında sessiz kalmamak ve herkes için adaleti savunmaktır.   Sözümüz açık, çağrımız samimidir: Müslüman kız çocuklarının başörtüsü, eğitimlerinin önünde engel olmamalıdır. Dinî özgürlükler, hiçbir inanç topluluğuna ayrıcalık tanımadan, herkes için eşit biçimde korunmalıdır.   İki devlet, tek millet diyorsak; bu sözün ruhunda adalet, vicdan, karşılıklı saygı ve inanç özgürlüğü de bulunmalıdır.   Çünkü kardeşlik sadece sözle değil, adaletle yaşatılır.   İki devlet, tek millet… Öyleyse adalet de herkes için olmalı! Hüseyin DENİZ İlahiyatçı şair ve Yazar
Ekleme Tarihi: 11 Ekim 2026 -Pazar
Hüseyin Deniz

İKI DEVLET, TEK MILLET. PEKI NEDEN BAŞÖRTÜSÜ ENGEL?

İKİ DEVLET, TEK MİLLET; PEKİ BAŞÖRTÜSÜNE NEDEN ENGEL?

 

Kardeşlik sözde mi kalacak, yoksa Müslüman kızların eğitim hakkı da korunacak mı?

 

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik, yıllardır “İki devlet, tek millet” sözüyle ifade ediliyor. Bu söz, yalnızca diplomatik bir slogan değil; ortak tarihin, kültürel bağların, sevinçlerin ve acıların ifadesidir. Türkiye ile Azerbaycan, zor zamanlarda birbirine omuz vermiş, sevinçte ve kederde aynı duyguları paylaşmış iki kardeş ülkedir.

 

Ancak insanın aklına şu soru geliyor: İki devlet, tek millet diyorsak, Müslüman kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görme talepleri neden tartışma konusu oluyor?

 

Azerbaycan’dan gelen, başörtülü kız öğrencilerin okullara kabul edilmediğine ilişkin haberler ve iddialar, kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık meydana getiriyor. Bir kız çocuğunun inancı gereği başını örtmesi, eğitim hakkının önüne engel olarak konulmamalıdır. Eğitim, her çocuğun hakkıdır; inancı ve kıyafeti nedeniyle bir öğrencinin okul kapısında kalması ise üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir meseledir.

 

Elbette her ülkenin eğitim sistemi, mevzuatı ve laiklik anlayışı vardır. Ancak hiçbir düzenleme, insanların dinî kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa uğradığı yönünde haklı şüpheler doğurmamalıdır. Devletin görevi, vatandaşlarını inançları üzerinden karşı karşıya getirmek değil, herkesin hakkını adaletle korumaktır.

 

Birine özgürlük diğerine neden engel?

 

Tartışmanın bir başka boyutu da dinî kimliklerin eğitim hayatındaki görünürlüğüdür.

 

Azerbaycan’daki bazı Yahudi eğitim kurumlarında İbranice, Yahudi tarihi ve dinî geleneklerin öğretilmesi, dinî ve kültürel kimliğin korunması meselesini yeniden gündeme getiriyor. Yahudi erkeklerinin kullandığı kippa gibi dinî sembollerle Müslüman kızların başörtüsü arasında kamuoyunda karşılaştırmalar yapılıyor.

 

Burada asıl mesele, Yahudilerin dinî özgürlüklerine karşı çıkmak değildir. Aksine, bir insanın kendi dinî kimliğini yaşama hakkı varsa, aynı hakkın başka inanç mensupları için de adaletle korunması gerekir.

 

Yahudi’nin dinî kimliği korunurken Müslüman kızın başörtüsü sorun hâline getiriliyorsa, bunun gerekçesi açıkça ortaya konulmalı ve uygulamalar arasındaki farklılıklar kamuoyuna izah edilmelidir. Aynı şekilde, farklı dinî topluluklara tanınan imkânlar değerlendirilirken kurumların statüsü ve tabi oldukları kurallar da dikkate alınmalıdır. Mesele, bir topluluğun hakkını diğerinden almak değil; herkes için eşit ve adil bir özgürlük ortamı oluşturmaktır.

 

Çünkü adalet, yalnızca bize benzeyenlerin hakkını savunmak değildir. Adalet, farklı olana da hakkını teslim edebilmektir.

Okul kapısı,bir çocuğun umut kapısıdır!

 

Düşünün…

 

Bir anne, kızını sabah erkenden okula gönderiyor. Çocuğunun hayalleri var; doktor olmak istiyor, öğretmen olmak istiyor, mühendis olmak istiyor. Belki de ülkesine faydalı bir insan olmanın hayalini kuruyor. Fakat inancı gereği taktığı başörtüsü yüzünden okul kapısında engelle karşılaşıyorsa, burada yalnızca bir kıyafet meselesi yoktur. Bir çocuğun eğitim hakkı, geleceği ve toplumla kurduğu bağ da tartışmanın içine girer.

 

Hiçbir kız çocuğu, eğitim ile inancı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmamalıdır.

 

Başörtüsü takmak isteyen kız öğrencilerin de takmamayı tercih edenlerin de eğitim hakkı güvence altında olmalıdır. Özgürlük, insanlara tek bir yaşam biçimi dayatmak değil; hukukun sınırları içinde farklı tercihlere saygı gösterebilmektir.

 

Bir çocuğu okul kapısından geri çevirmek kolaydır; fakat onun kalbinde açılan yarayı kapatmak o kadar kolay değildir.

 

“ iki devlet tek millet” sözünün hakikati!

 

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik, herhangi bir tartışmayla ortadan kalkacak kadar zayıf değildir. Ancak gerçek kardeşlik, yanlış görülen uygulamaları görmezden gelmek de değildir. Kardeşlik, gerektiğinde yapıcı bir dille konuşabilmek, sorunları gündeme getirebilmek ve çözüm arayabilmektir.

 

Türkiye ve Azerbaycan yönetimlerinin, başörtülü öğrencilerin eğitim hakkına ilişkin iddiaları açıklığa kavuşturması; uygulamaların hukuki dayanaklarını şeffaf biçimde ortaya koyması ve dinî inanç nedeniyle ayrımcılık yaşanmamasını sağlaması önemlidir.

 

Azerbaycan’ın uluslararası itibarı da yalnızca ekonomik gücüyle, siyasi ilişkileriyle veya diplomatik başarılarıyla ölçülmez. İnsan haklarına, inanç özgürlüğüne ve eğitim hakkına nasıl yaklaştığı da bu itibarın önemli bir parçasıdır.

 

Unutulmamalıdır ki kardeşlik, yalnızca aynı bayrağa sevgi duymak veya aynı tarihi paylaşmak değildir. Kardeşlik, haksızlık karşısında sessiz kalmamak ve herkes için adaleti savunmaktır.

 

Sözümüz açık, çağrımız samimidir: Müslüman kız çocuklarının başörtüsü, eğitimlerinin önünde engel olmamalıdır. Dinî özgürlükler, hiçbir inanç topluluğuna ayrıcalık tanımadan, herkes için eşit biçimde korunmalıdır.

 

İki devlet, tek millet diyorsak; bu sözün ruhunda adalet, vicdan, karşılıklı saygı ve inanç özgürlüğü de bulunmalıdır.

 

Çünkü kardeşlik sadece sözle değil, adaletle yaşatılır.

 

İki devlet, tek millet… Öyleyse adalet de herkes için olmalı!

Hüseyin DENİZ

İlahiyatçı şair ve Yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ordumanset.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.