Hüseyin Deniz
Köşe Yazarı
Hüseyin Deniz
 

İNSANLARI TANIMAK IÇIN ARANAN ÜÇ YOL

İNSANLARI TANIMAK İÇİN ARANAN ÜÇ YOL!  En başta dostlukta yola koyulmak için üç şartın olması gerekir,yürek,güven sadakattır. Beraber yolda yürürken yolun sonuna odaklanan dostluk etme, çünkü kestirme bir yol bulduğunda sen yüzüstü bırakır. Dostluk sona değil yola göredir. Sevgili Peygamberimiz bizlere bir hadislerinde; "Kişinin namazına, orucuna bakmayın; konuştuğunda, doğru konuşup konuşmadığına, kendisine emniyet edildiğinde, güvenilirliğini ortaya koyup koymadığına;dünya kendisine güldüğünde, takvayı elden bırakıp bırakmadığına (menfaat anındaki tavrına) bakıp öyle değerlendirin." Yine; Hazret-i Ömer (R.a.)’in halifeliği döneminde demişler ki, “Yâ Emîra’l Mü’minîn! Ey Mü’minlerin Emîri! Camiide/mescidde bir kısım adamlar gördük ki, çok takva/muttakî, Allah’tan korkan insanlardı…” Hz. Ömer, kendisine bu sözü söyleyenlere hemen oracıkta üç soru sormuş: “O mescidde gördüğünüz ve bana ‘takva insanlar’ diye şehâdette bulunduğunuz insanlarla alışveriş yaptınız mı?” “Yapmadık” demişler. “Onlarla yolculuk yaptınız mı?” “Hayır, Yapmadık”… “Peki, onlarla komşuluk/arkadaşlık yaptınız mı?” Diye sormuş. “Hayır, yapmadık” diye cevap vermişler. “Hâ öyle mi? Demek siz onları mescidde boyunlarını sallarken gördünüz. Dikkat edin! Takvâ, boyun sallamakta değildir” diye onları uyarmış. Yine Hazret-i Ömer (R.a.)’e atfen anlatılan bir rivâyette  -kimi kaynaklarda hadis-i şerif olarak geçer- şöyle buyurulur: “Bir kişinin namazı ve orucu sizi aldatmasın. Onun dirhemle ve dinarla olan ilişkisine bakın!” Günümüzün değerleriyle ifade edecek olursak, para ile, mal-mülk ile olan, dolarla, avroyla olan ilişkisine bakın diyebiliriz. Nasıldır?  Alım-satım yaparken dürüst davranıyor mu, borcuna sadık mı, kendisine güvenilir mi, fâizle ve kumarla iş yapıyor mu? Kul hakkına, devlet hakkına, kamu malına eli uzanıyor mu?  “Devletin malı deniz, yemeyen keriz” gibi mi bakıyor ticârete, alım-satıma, hayattaki kazançlarına?  Bütün bunlara bakmak icâb ediyor. İyi insan olmadan, iyi Müslüman olunmaz.  Önce ahlâkımız güzelleşmelidir. Kur’an’da ilk inen âyetlerden bir tanesi, Rasûlullah (s.a.v.) Efendimizin ahlâkına vurgu yapar:  “Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin!” (Kalem, 68/4) buyurulur. Bizler, öyle bir hayat yaşamalıyız ki, ibadetlerimiz üzerimizde bir yük gibi algılanmamalı, bizde bir fazlalık gibi görülmemeli.  Öyle güzel insanlar olmalıyız ki, ibadetlerimiz o güzelliği taçlandırır bir nitelik arzetmelidir. Yine Rabbimiz Mâûn Sûresinde;  “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar kıldıkları namazdan gâfildirler!” (Mâûn Suresi, 4. ayet)  buyuruyor. Demek ki namaz, oruç ve benzeri ibâdet ve davranışlar kişiyi gerçek Müslüman, şahsiyetli Müslüman, iyi Müslüman yapmaya yeterli olmuyor. Esas kulluk, muâmelede ortaya çıkıyor. Kulun karakteri ve şahsiyeti Müslümanlığının kalite ve kıvamını ortaya koyuyor.  İşte bu yüzden, bir Müslüman’ın en başta inançlı ve güzel ahlaklı olması gerekiyor. Ahlak, adalet, güvenilirlik Rabbine ve onun kullarına karşı sorumluluk duygusu taşıması gerekiyor. Yüce Rabbimiz, hepimizin ahlakını, Efendimiz(as)ın ahlakına benzetsin. Öyle ki bizi görenler, bizi böyle güzelleştiren,Kur’an’a, Hz Peygamber(as) a yönelip her gün ile güzelliğe bürünenlerden olmayı nasip eylesin. Şeytan ve şeytan misli ins ü cinn şerlilerinin şerlerinden muhafaza eylesin. Yönümüzü kıble, yolumuzu sıhhati müstakim üzere olmayı nasip eylesin. Allahın selamı üzerinize olsun Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar Hüseyin DENİZ
Ekleme Tarihi: 04 Temmuz 2026 -Cumartesi
Hüseyin Deniz

İNSANLARI TANIMAK IÇIN ARANAN ÜÇ YOL

İNSANLARI TANIMAK İÇİN ARANAN ÜÇ YOL! 

En başta dostlukta yola koyulmak için üç şartın olması gerekir,yürek,güven sadakattır.

Beraber yolda yürürken yolun sonuna odaklanan dostluk etme, çünkü kestirme bir yol bulduğunda sen yüzüstü bırakır. Dostluk sona değil yola göredir.

Sevgili Peygamberimiz bizlere bir hadislerinde; "Kişinin namazına, orucuna bakmayın; konuştuğunda, doğru konuşup konuşmadığına, kendisine emniyet edildiğinde, güvenilirliğini ortaya koyup koymadığına;dünya kendisine güldüğünde, takvayı elden bırakıp bırakmadığına (menfaat anındaki tavrına) bakıp öyle değerlendirin."

Yine; Hazret-i Ömer (R.a.)’in halifeliği döneminde demişler ki, “Yâ Emîra’l Mü’minîn! Ey Mü’minlerin Emîri! Camiide/mescidde bir kısım adamlar gördük ki, çok takva/muttakî, Allah’tan korkan insanlardı…”

Hz. Ömer, kendisine bu sözü söyleyenlere hemen oracıkta üç soru sormuş:

“O mescidde gördüğünüz ve bana ‘takva insanlar’ diye şehâdette bulunduğunuz insanlarla alışveriş yaptınız mı?”

“Yapmadık” demişler.

“Onlarla yolculuk yaptınız mı?”

“Hayır, Yapmadık”…

“Peki, onlarla komşuluk/arkadaşlık yaptınız mı?” Diye sormuş.

“Hayır, yapmadık” diye cevap vermişler.

“Hâ öyle mi? Demek siz onları mescidde boyunlarını sallarken gördünüz. Dikkat edin! Takvâ, boyun sallamakta değildir” diye onları uyarmış.

Yine Hazret-i Ömer (R.a.)’e atfen anlatılan bir rivâyette  -kimi kaynaklarda hadis-i şerif olarak geçer- şöyle buyurulur:

“Bir kişinin namazı ve orucu sizi aldatmasın. Onun dirhemle ve dinarla olan ilişkisine bakın!” Günümüzün değerleriyle ifade edecek olursak, para ile, mal-mülk ile olan, dolarla, avroyla olan ilişkisine bakın diyebiliriz.

Nasıldır? 

Alım-satım yaparken dürüst davranıyor mu, borcuna sadık mı, kendisine güvenilir mi, fâizle ve kumarla iş yapıyor mu? Kul hakkına, devlet hakkına, kamu malına eli uzanıyor mu? 

“Devletin malı deniz, yemeyen keriz” gibi mi bakıyor ticârete, alım-satıma, hayattaki kazançlarına? 

Bütün bunlara bakmak icâb ediyor.

İyi insan olmadan, iyi Müslüman olunmaz. 

Önce ahlâkımız güzelleşmelidir. Kur’an’da ilk inen âyetlerden bir tanesi, Rasûlullah (s.a.v.) Efendimizin ahlâkına vurgu yapar:

 “Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin!” (Kalem, 68/4) buyurulur.

Bizler, öyle bir hayat yaşamalıyız ki, ibadetlerimiz üzerimizde bir yük gibi algılanmamalı, bizde bir fazlalık gibi görülmemeli. 

Öyle güzel insanlar olmalıyız ki, ibadetlerimiz o güzelliği taçlandırır bir nitelik arzetmelidir.

Yine Rabbimiz Mâûn Sûresinde;

 “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar kıldıkları namazdan gâfildirler!” (Mâûn Suresi, 4. ayet)  buyuruyor.

Demek ki namaz, oruç ve benzeri ibâdet ve davranışlar kişiyi gerçek Müslüman, şahsiyetli Müslüman, iyi Müslüman yapmaya yeterli olmuyor. Esas kulluk, muâmelede ortaya çıkıyor. Kulun karakteri ve şahsiyeti Müslümanlığının kalite ve kıvamını ortaya koyuyor. 

İşte bu yüzden, bir Müslüman’ın en başta inançlı ve güzel ahlaklı olması gerekiyor.

Ahlak, adalet, güvenilirlik Rabbine ve onun kullarına karşı sorumluluk duygusu taşıması gerekiyor.

Yüce Rabbimiz, hepimizin ahlakını, Efendimiz(as)ın ahlakına benzetsin. Öyle ki bizi görenler, bizi böyle güzelleştiren,Kur’an’a, Hz Peygamber(as) a yönelip her gün ile güzelliğe bürünenlerden olmayı nasip eylesin.

Şeytan ve şeytan misli ins ü cinn

şerlilerinin şerlerinden muhafaza eylesin.

Yönümüzü kıble, yolumuzu sıhhati müstakim üzere olmayı nasip eylesin.

Allahın selamı üzerinize olsun

Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar Hüseyin DENİZ

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ordumanset.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.