TESETTÜR DEYİNCE NE ANLIYORUZ?
Tesettür, sadece başın örtülmesi değildir. Tesettür; Allah’ın emrine teslimiyetin, haya ve edebin, iffet ve takvanın hayatımıza yansımasıdır.
Bugün tesettür denildiğinde çoğu zaman yalnızca başa takılan bir örtü akla geliyor. Oysa İslam’ın tesettür anlayışı bundan çok daha geniştir. Tesettür; kadının ve erkeğin Allah’ın koyduğu ölçüler içerisinde giyinmesi, bakışlarını koruması, davranışlarına dikkat etmesi, mahremiyet sınırlarına riayet etmesi ve hayatını haya ile şekillendirmesidir.
Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar ve kendiliğinden görünen kısmı müstesna, ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine örtsünler.”
(Nûr, 24/31)
Bir başka ayette ise:
“Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle: Dış örtülerini üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınıp incitilmemeleri için daha uygundur.”
(Ahzâb, 33/59)
Demek ki tesettür, sonradan ortaya çıkarılmış bir gelenek veya moda değildir. Müslümanın hayatındaki dinî ölçülerden biridir.
TESETTÜR MODA DEĞİL, İBADETTİR
Tesettür, “Bugün hangi renk moda?” sorusuyla başlayıp “Bu kıyafet bana yakışıyor mu?” sorusuyla bitirilecek bir mesele değildir.
Tesettürün ilk sorusu şudur:
“Allah benden nasıl giyinmemi istiyor?”
Mümin için ölçü budur.
Tesettür, bedeni baştan aşağı sarıp vücut hatlarını ortaya çıkarmak değildir. Örtünmüş görünmek başka, İslam’ın istediği şekilde örtünmek başkadır.
Dar kıyafetlerle vücut hatlarını belirginleştirmek, ince ve iç gösteren elbiseler giymek, göğüs ve göbek bölgelerini açıkta bırakmak, örtünün maksadıyla bağdaşmaz.
Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Cehennemliklerden henüz görmediğim iki sınıf vardır…” diyerek, giyinmiş oldukları hâlde çıplak gibi görünen kadınlardan söz etmiş ve onları uyarmıştır.
(Müslim, Libâs, 125)
Buradaki uyarı bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:
Örtünmek ile örtünmüş olmak aynı şey değildir.
BAŞÖRTÜSÜ SADECE BAŞTA DEĞİL, HAYATTA DA OLMALI
Bir kadın başını örtebilir. Fakat tesettürün asıl anlamı, o örtünün hayatına da yansımasıdır.
Dürüstlükte tesettür…
Ahlakta tesettür…
Konuşmada tesettür…
Bakışta tesettür…
Davranışta tesettür…
Mahremiyette tesettür…
Kalpte tesettür…
Çünkü İslam, insandan yalnızca dış görünüşünü değil, ahlakını ve davranışlarını da güzelleştirmesini ister.
Resûlullah ﷺ:
“Haya imandandır.” buyurmuştur.
(Buhârî, Îmân, 16; Müslim, Îmân, 57)
Öyleyse tesettür ile haya arasında güçlü bir bağ vardır.
Fakat burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekir:
Tesettürlü olmak, insanı başkalarını yargılama hakkına sahip kılmaz.
Bir Müslüman kendi tesettürüne dikkat ederken başkasını küçümsememeli, hakaret etmemeli, insanları dış görünüşleri üzerinden değersizleştirmemelidir. Çünkü tesettürün amacı kibir üretmek değil, Allah’a kulluk ve haya bilinci oluşturmaktır.
“NEDEN ÖRTÜNÜYORSUN?”
İşte meselenin en önemli taraflarından biri de budur.
Eğer bir kadın;
“Çevrem böyle istiyor.”
“Babam zorladı.”
“Eşim istiyor.”
“Ağabeyim baskı yaptı.”
“Mahallede herkes böyle.”
“Bu şekilde daha fazla saygı görüyorum.”
“Beni daha güzel gösteriyor.”
“Bir siyasi veya sosyal grubun simgesi olduğu için…”
diyorsa, tesettürün ibadet ve Allah’a kulluk boyutu üzerinde yeniden düşünmesi gerekir.
Çünkü ibadet, insanlara gösterilmek için değil, Allah’ın rızasını kazanmak için yapılır.
Kur’an-ı Kerim’de:
“Oysa onlara ancak, dini yalnız Allah’a has kılarak, O’na kulluk etmeleri emredilmişti.”
(Beyyine, 98/5)
buyurulmaktadır.
Dolayısıyla tesettürün temeli ihlastır.
İnsanlar için değil…
Moda için değil…
Baskı için değil…
Gösteriş için değil…
Allah için.
“ALLAH İÇİN ÖRTÜNÜYORSAN, ÖRTÜNÜN HAKKINI VER!”
Allah için örtünen bir kadın, sadece başını örtmekle yetinmemeli; örtünün temsil ettiği ahlakı da hayatına taşımaya çalışmalıdır.
Dürüst olmalı.
Güvenilir olmalı.
Kul hakkından sakınmalı.
Dedikodudan uzak durmalı.
Gıybet etmemeli.
İftira atmamalı.
İnsanları küçümsememeli.
Anne-babasına iyi davranmalı.
Eşine ve ailesine karşı merhametli olmalı.
Çalıştığı yerde işini hakkıyla yapmalı.
Komşusunun hakkını gözetmeli.
Kısacası örtüsünü ahlakıyla tamamlamalıdır.
Çünkü insanın kıyafeti kadar davranışı da kendisini anlatır.
TESETTÜR, ÖZGÜRLÜĞÜN DÜŞMANI DEĞİL; İNANAN İÇİN KULLUK BİLİNCİDİR
Tesettür meselesi konuşulurken “özgürlük” kavramı da sıkça gündeme getiriliyor.
Bir insanın inancı doğrultusunda yaşamayı seçmesi de onun özgürlüğünün bir parçasıdır.
Allah için örtünen bir kadın, bunu kendi inancının gereği olarak yapıyorsa, bu tercihe saygı göstermek gerekir.
Aynı şekilde tesettür, başkalarını küçümseme veya kendisini diğer insanlardan üstün görme sebebi de yapılamaz.
Çünkü İslam’da üstünlük ölçüsü elbise değildir.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Şüphesiz Allah katında sizin en üstün olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.”
(Hucurât, 49/13)
Öyleyse mesele sadece “başını örttü mü, örtmedi mi?” meselesi değildir.
Mesele, insanın Allah’a karşı sorumluluğunun farkında olup olmadığıdır.
TESETTÜR ERKEKLER İÇİN DE BİR SORUMLULUKTUR
Tesettür denildiğinde bütün sorumluluğu kadınların üzerine yıkmak da doğru değildir.
Kur’an önce erkeklere hitap eder:
“Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar.”
(Nûr, 24/30)
Demek ki erkek de bakışına sahip çıkacak.
Erkek de giyimine dikkat edecek.
Erkek de mahremiyet sınırlarını bilecek.
Erkek de karşı cinsle ilişkilerinde İslami edebe riayet edecek.
Dolayısıyla tesettür yalnızca kadının meselesi değildir; Müslüman toplumun iffet ve haya meselesidir.
ÖRTÜNÜN İÇİNİ AHLAK DOLDURMALI
Başını örten fakat diliyle insanları inciten…
Örtüsüne dikkat eden fakat kul hakkına dikkat etmeyen…
Tesettürlü olduğu hâlde yalan söyleyen…
İnsanların ayıbını araştıran…
Gıybet eden…
Kibirlenen…
Başkalarını küçümseyen…
Bir insanın sadece dış görünüşüne bakarak onun hakkında hüküm vermek de doğru değildir.
Çünkü Allah insanın sadece dışına değil, kalbine ve amellerine bakar.
Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; fakat kalplerinize ve amellerinize bakar.”
(Müslim, Birr, 34)
İşte bu sebeple tesettürün ruhu ahlaktır.
Örtü bedeni örter; fakat ahlak insanın bütün hayatını örter.
TESETTÜR BİR DEĞERDİR
Tesettür, Müslüman kadın için bir değer ve inancının gereği olarak gördüğü bir ibadet olabilir.
Fakat bu değer sadece kumaştan ibaret değildir.
Başındaki örtü, davranışlarına da yansımalıdır.
Sokağa çıktığında…
İş yerine gittiğinde…
Arkadaşlarıyla konuştuğunda…
Sosyal medyada paylaşım yaptığında…
Karşı cinsle iletişim kurduğunda…
Her yerde “Ben Müslümanım ve davranışlarımın da bir hesabı var.” bilinci taşımalıdır.
Çünkü insan sadece giydiğiyle değil, yaşadığıyla da kendisini tarif eder.
SON SÖZ
Tesettür, insanlara kendini beğendirme yarışı değildir.
Tesettür bir moda akımı değildir.
Tesettür bir siyasi simge değildir.
Tesettür mahalle baskısının sonucu olmamalıdır.
Tesettür gösteriş için yapılmamalıdır.
Tesettür, Allah’ın rızasını gözeterek haya, iffet ve kulluk bilinciyle yaşamaktır.
Başını örten kardeşimiz, örtüsünü küçümsememeli; fakat örtüsüyle kibirlenmemelidir.
Örtü, insanı diğerlerinden üstün kılmaz.
Örtü, insanı Allah’a daha fazla yaklaştırması gereken bir sorumluluk bilincidir.
Onun için diyoruz ki:
Örtündüğün gibi yaşa.
Yaşadığın gibi örtün.
Başındaki örtüyü ahlakınla tamamla.
Kıyafetini takvanla güzelleştir.
Tesettürünü davranışlarınla temsil et.
Çünkü insan kendisini tarif etmese de hayatı onu tarif eder.
Ve unutmayalım:
Tesettür başta başlayan, fakat ahlakta tamamlanan bir kulluk şuurudur.
Allah hepimize haya, iffet, takva, güzel ahlak ve samimi kulluk nasip eylesin. Rabbim bizleri dünyada da ahirette de sevdikleriyle, salihlerle ve cennet ehliyle beraber eylesin.
Araştırmacı ve İlahiyatçı Yazar
Hüseyin DENİZ