Hüseyin Deniz
Köşe Yazarı
Hüseyin Deniz
 

ZEKAT VE ÖŞÜR

ZEKÂT VE ÖŞÜR   Malın Bereketi, Fakirin Hakkı   İslam, insanın yalnızca ibadet hayatını değil, toplumdaki adalet ve dayanışmayı da düzenleyen bir dindir. Zekât ve öşür, bu anlayışın en önemli ibadetlerindendir. Çünkü İslam’da mal sadece sahibinin istediği gibi tasarruf edeceği bir nimet değil, aynı zamanda ihtiyaç sahiplerinin de hakkının bulunduğu bir emanettir.   ZEKÂT NEDİR?   Zekât; dinen zengin sayılan Müslümanların, belirli şartları taşıyan mallarının belirli bir miktarını Allah’ın emri doğrultusunda ihtiyaç sahiplerine vermesidir.   Zekât, İslam’ın beş temel esasından biridir. Kur’an-ı Kerim’de namazla birlikte pek çok yerde zikredilmesi, onun önemini açıkça göstermektedir.   Zekât, malı azaltan değil; bereketlendiren, temizleyen ve arındıran bir ibadettir.   Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:   “Onların mallarından sadaka al; bununla onları temizler ve arındırırsın.” (Tevbe, 9/103)   Buradaki sadaka ifadesi, ayetin bağlamında farz olan zekâtı da kapsamaktadır.   ZEKÂTIN ÖNEMİ NEDİR?   Zekât sadece fakire para vermek değildir. Zekât, toplumda kardeşliği, dayanışmayı ve sosyal adaleti güçlendiren büyük bir ibadettir.   Zengin, malının Allah tarafından kendisine verilmiş bir nimet ve emanet olduğunu hatırlar. Fakir ise toplum tarafından unutulmadığını hisseder.   Zekât;   Malı manevi kirlerden temizler. Cimrilik ve bencillik duygusunu azaltır. Fakirin ve muhtacın ihtiyacını karşılamaya vesile olur. Toplumda yardımlaşma ve kardeşlik duygusunu güçlendirir. Malın bereketlenmesine vesile olur.   Ancak önemli bir nokta vardır: Zekât verirken gösterişten, başa kakmaktan ve gönül kırmaktan sakınmak gerekir. Yapılan iyiliğin değeri, yalnız miktarıyla değil, niyeti ve ahlakıyla da ölçülür.   ⸻   ÖŞÜR NEDİR?   Öşür, kelime olarak “onda bir” anlamına gelir.   Fıkıh terimi olarak öşür; tarım ürünlerinden, dinen belirlenen şartlar çerçevesinde Allah rızası için verilmesi gereken paydır.   Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:   “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın temiz ve helal olanlarından infak edin.” (Bakara, 2/267)   Ayrıca En‘âm sûresinde:   “Hasat günü onun hakkını verin.” (En‘âm, 6/141)   buyurulmaktadır.   Öşür, özellikle toprağın nimetinden faydalanan insanın, o nimetin gerçek sahibini unutmamasını sağlayan bir ibadettir.   ÖŞÜR NE KADARDIR?   Klasik fıkıh hükümlerinde, yağmur, nehir ve doğal yollarla sulanan tarım ürünlerinden onda bir (%10); masraf yapılarak sulananlardan ise yirmide bir (%5) oranında öşür verilmesi esastır.   Burada ürünün niteliği, sulama şekli, üretim şartları ve ilgili mezhep hükümleri gibi ayrıntılar önem taşıyabilir. Bu nedenle kişinin kendi tarımsal durumuna göre güvenilir bir din görevlisine veya ilmihal kaynağına danışması uygun olur.   ÖŞÜRÜN ÖNEMİ   Çiftçi toprağa bir tohum atar; fakat o tohumu filizlendiren, yağmuru yağdıran, güneşi doğuran ve ürünü yetiştiren Allah’tır.   İnsan çalışır, emek verir, alın teri döker; fakat nimetin yaratılması Allah’ın kudretindedir.   İşte öşür, çiftçinin bu nimete karşı şükrünün ve kulluk sorumluluğunun bir göstergesidir.   ⸻   ZEKÂT VE ÖŞÜRÜN ORTAK MESAJI   Zekât da öşür de insana aynı hakikati hatırlatır:   “Sahip olduğun malın gerçek sahibi Allah’tır.”   Zengin, malıyla imtihan edilir. Çiftçi, toprağından aldığı ürünle imtihan edilir. Fakir de sabrıyla imtihan edilir.   Asıl mesele çok mala sahip olmak değil; malın hakkını verebilmektir.   Bir insan milyonlara sahip olabilir fakat zekâtını vermezse malının hakkını gözetmemiş olur. Bir çiftçi tonlarca ürün kaldırabilir fakat öşrünü vermezse kendisine emanet edilen nimetin hakkını ihmal etmiş olur.   Unutulmamalıdır:   Zekât fakirin minneti değil, zenginin sorumluluğudur. Öşür çiftçinin lütfu değil, nimetin hakkıdır.   Mal Allah’ın nimetidir; zekât ve öşür ise o nimetin şükrüdür.   Ne mutlu malını sadece kendisi için biriktirmeyen, ihtiyaç sahibini gözeten, kazancına haram bulaştırmayan ve Allah’ın verdiği nimetin hakkını veren kullara…   Çünkü malın bereketi çokluğunda değil, hakkının verilmesindedir. Hüseyin DENİZ Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar
Ekleme Tarihi: 03 Eylül 2026 -Perşembe
Hüseyin Deniz

ZEKAT VE ÖŞÜR

ZEKÂT VE ÖŞÜR

 

Malın Bereketi, Fakirin Hakkı

 

İslam, insanın yalnızca ibadet hayatını değil, toplumdaki adalet ve dayanışmayı da düzenleyen bir dindir. Zekât ve öşür, bu anlayışın en önemli ibadetlerindendir. Çünkü İslam’da mal sadece sahibinin istediği gibi tasarruf edeceği bir nimet değil, aynı zamanda ihtiyaç sahiplerinin de hakkının bulunduğu bir emanettir.

 

ZEKÂT NEDİR?

 

Zekât; dinen zengin sayılan Müslümanların, belirli şartları taşıyan mallarının belirli bir miktarını Allah’ın emri doğrultusunda ihtiyaç sahiplerine vermesidir.

 

Zekât, İslam’ın beş temel esasından biridir. Kur’an-ı Kerim’de namazla birlikte pek çok yerde zikredilmesi, onun önemini açıkça göstermektedir.

 

Zekât, malı azaltan değil; bereketlendiren, temizleyen ve arındıran bir ibadettir.

 

Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

 

“Onların mallarından sadaka al; bununla onları temizler ve arındırırsın.”

(Tevbe, 9/103)

 

Buradaki sadaka ifadesi, ayetin bağlamında farz olan zekâtı da kapsamaktadır.

 

ZEKÂTIN ÖNEMİ NEDİR?

 

Zekât sadece fakire para vermek değildir. Zekât, toplumda kardeşliği, dayanışmayı ve sosyal adaleti güçlendiren büyük bir ibadettir.

 

Zengin, malının Allah tarafından kendisine verilmiş bir nimet ve emanet olduğunu hatırlar. Fakir ise toplum tarafından unutulmadığını hisseder.

 

Zekât;

 

  • Malı manevi kirlerden temizler.
  • Cimrilik ve bencillik duygusunu azaltır.
  • Fakirin ve muhtacın ihtiyacını karşılamaya vesile olur.
  • Toplumda yardımlaşma ve kardeşlik duygusunu güçlendirir.
  • Malın bereketlenmesine vesile olur.

 

Ancak önemli bir nokta vardır: Zekât verirken gösterişten, başa kakmaktan ve gönül kırmaktan sakınmak gerekir. Yapılan iyiliğin değeri, yalnız miktarıyla değil, niyeti ve ahlakıyla da ölçülür.

 

 

ÖŞÜR NEDİR?

 

Öşür, kelime olarak “onda bir” anlamına gelir.

 

Fıkıh terimi olarak öşür; tarım ürünlerinden, dinen belirlenen şartlar çerçevesinde Allah rızası için verilmesi gereken paydır.

 

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:

 

“Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın temiz ve helal olanlarından infak edin.”

(Bakara, 2/267)

 

Ayrıca En‘âm sûresinde:

 

“Hasat günü onun hakkını verin.”

(En‘âm, 6/141)

 

buyurulmaktadır.

 

Öşür, özellikle toprağın nimetinden faydalanan insanın, o nimetin gerçek sahibini unutmamasını sağlayan bir ibadettir.

 

ÖŞÜR NE KADARDIR?

 

Klasik fıkıh hükümlerinde, yağmur, nehir ve doğal yollarla sulanan tarım ürünlerinden onda bir (%10); masraf yapılarak sulananlardan ise yirmide bir (%5) oranında öşür verilmesi esastır.

 

Burada ürünün niteliği, sulama şekli, üretim şartları ve ilgili mezhep hükümleri gibi ayrıntılar önem taşıyabilir. Bu nedenle kişinin kendi tarımsal durumuna göre güvenilir bir din görevlisine veya ilmihal kaynağına danışması uygun olur.

 

ÖŞÜRÜN ÖNEMİ

 

Çiftçi toprağa bir tohum atar; fakat o tohumu filizlendiren, yağmuru yağdıran, güneşi doğuran ve ürünü yetiştiren Allah’tır.

 

İnsan çalışır, emek verir, alın teri döker; fakat nimetin yaratılması Allah’ın kudretindedir.

 

İşte öşür, çiftçinin bu nimete karşı şükrünün ve kulluk sorumluluğunun bir göstergesidir.

 

 

ZEKÂT VE ÖŞÜRÜN ORTAK MESAJI

 

Zekât da öşür de insana aynı hakikati hatırlatır:

 

“Sahip olduğun malın gerçek sahibi Allah’tır.”

 

Zengin, malıyla imtihan edilir. Çiftçi, toprağından aldığı ürünle imtihan edilir. Fakir de sabrıyla imtihan edilir.

 

Asıl mesele çok mala sahip olmak değil; malın hakkını verebilmektir.

 

Bir insan milyonlara sahip olabilir fakat zekâtını vermezse malının hakkını gözetmemiş olur. Bir çiftçi tonlarca ürün kaldırabilir fakat öşrünü vermezse kendisine emanet edilen nimetin hakkını ihmal etmiş olur.

 

Unutulmamalıdır:

 

Zekât fakirin minneti değil, zenginin sorumluluğudur.

Öşür çiftçinin lütfu değil, nimetin hakkıdır.

 

Mal Allah’ın nimetidir; zekât ve öşür ise o nimetin şükrüdür.

 

Ne mutlu malını sadece kendisi için biriktirmeyen, ihtiyaç sahibini gözeten, kazancına haram bulaştırmayan ve Allah’ın verdiği nimetin hakkını veren kullara…

 

Çünkü malın bereketi çokluğunda değil, hakkının verilmesindedir.

Hüseyin DENİZ

Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ordumanset.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.