HER ŞEYİN TAKDİRİ ALLAH’TANDIR
“Hak şerleri hayr eyler,
Zannetme ki gayr eyler.
Ârif anı seyr eyler,
Mevlâ görelim neyler,
Neylerse güzel eyler…”
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin gönüllere işleyen bu mısraları, aslında insanın hayat yolculuğundaki en büyük hakikati anlatır:
Biz tedbir alırız, Allah takdir eder. Biz gayret ederiz, neticeyi Allah yaratır.
Hayat dediğimiz imtihan bazen yüzümüze güler, bazen de bütün hesaplarımızı altüst eder. Bir kapı kapanır, bir yol biter, beklediğimiz haber gelmez. İnsan o anda “Neden?” diye sorar.
Oysa belki de cevap şudur:
“Sen henüz sonunu görmüyorsun.”
Çünkü insan sadece bugünü görür; Allah ise dünün, bugünün ve yarının bütün hikmetini bilir.
Rabbimiz Bakara Suresi 216. ayette buyuruyor:
“Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır; olur ki sevdiğiniz bir şey de sizin için kötüdür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”
İşte kulluk tam burada başlar.
Her istediğimizin olması değil; Allah’ın bizim için takdir ettiğine gönülden razı olabilmek…
DÜNYANIN HESABI VAR, AHİRETİN DE HESABI VAR
Dünya telaşı bitmiyor.
İnsan para kazanmanın, mal mülk edinmenin, makamın, şöhretin ve yarının hesabını yapıyor. Fakat çoğu zaman asıl hesabı unutuyor:
Ahiret hesabını…
Oysa bu toprağın yalnızca üstü yoktur; altı da vardır.
Ölüm vardır.
Kabir vardır.
Mahşer vardır.
Mizan vardır.
Hesap vardır.
İnsan dünyada ne kadar güçlü olursa olsun, sonunda bir avuç toprağın karşısında bütün unvanlarını geride bırakacaktır.
Öyleyse asıl mesele dünyada ne kadar kazandığımız değil, ahirete ne götürdüğümüzdür.
GÜNAHIN VARSA TÖVBEN DE VAR
Elbette insanız; hata ederiz, yanılırız, günaha düşeriz.
Fakat günah işledik diye Allah’ın rahmetinden ümit kesmek, şeytanın en büyük tuzaklarından biridir.
Rabbimiz Zümer Suresi 53. ayette:
“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.”
buyuruyor.
Demek ki düştüğümüzde yerde kalmayacağız.
Tövbe edeceğiz, ayağa kalkacağız ve Rabbimize yeniden yöneleceğiz.
Çünkü Allah’ın rahmeti, bizim günahlarımızdan daha büyüktür.
TEVEKKÜL, TESLİMİYETTİR; TEMBELLİK DEĞİL
Tevekkül, hiçbir şey yapmadan beklemek değildir.
Çiftçi tarlasını ekecek.
Esnaf işini dürüst yapacak.
Anne-baba evladını güzel yetiştirecek.
İnsan helalinden çalışacak.
Tedbirini alacak, duasını edecek, elinden geleni yapacak.
Sonra da sonucu Allah’a bırakacak.
Çünkü insanın vazifesi neticeyi yaratmak değil, sorumluluğunu yerine getirmektir.
Bazen kapılar kapanır.
Bazen yollar değişir.
Bazen yıllarca istediğimiz bir şey olmaz.
Sonra zaman geçer ve insan geriye dönüp şöyle der:
“Meğer Rabbim beni koruyormuş.”
İşte kaderin hikmeti bazen yıllar sonra anlaşılır.
ÖYLEYSE EY GÖNÜL, SABRET!
Bugün başına geleni anlayamayabilirsin.
Bugün kayıp sandığın şeyin yarın kazanç olduğunu görebilirsin.
Bugün gözyaşı döktüğün şey, yarın seni daha büyük bir felaketten kurtarmış olabilir.
Öyleyse hemen isyan etme.
Sabret.
Dua et.
Tövbe et.
Gayret et.
Ve Allah’a güven.
Çünkü biz sınırlı görürüz; Allah her şeyi görür.
Biz sebebi biliriz; Allah hikmeti bilir.
Biz bugünü yaşarız; Allah yarını bilir.
Bu yüzden hayatın her imtihanında Rabbimize güvenelim.
Tedbir kuldan, takdir Allah’tandır.
Gayret bizden, netice Allah’tandır.
Dua bizden, kabul Allah’tandır.
Sabır bizden, mükâfat Allah’tandır.
Ve gönlümüze şu hakikati nakşedelim:
“Mevlâ görelim neyler,
Neylerse güzel eyler.”
Bazen hayatın en büyük lütfu, bizim istediğimizin olması değil; Allah’ın bizim için daha hayırlı olanı nasip etmesidir.
Hüseyin DENİZ
Araştırmacı ve İlahiyatçı Yazar