EVLAT, ANNE BABANIN CİĞER PÂRESİDİR!
Baba sevgisi, hayatın en büyük servetidir
Bir anne ve baba için evlat, yalnızca dünyaya getirdikleri bir çocuk değildir. Evlat; ömürlerinden bir parça, yüreklerinden kopan bir nefes, gözlerinden sakındıkları en kıymetli emanetleridir. Onlar için evlat, ciğerpâresidir!
Peki, hiç düşündük mü? Bir anne ve baba evladını böylesine severken, bir evlat da anne ve babasına aynı sevgiyle, aynı hürmetle, aynı vefayla yaklaşabiliyor mu?
Bazen insan, sevgisini söylemekte geç kalır. Bazen bir telefonun, bir hâl hatır sormanın, sımsıcak bir sarılmanın ne kadar kıymetli olduğunu ancak zaman geçince anlar. Oysa anne babanın beklediği çoğu zaman büyük hediyeler değil, evladının gönlünde kendisine ayırdığı küçücük ama samimi bir yerdir.
Bir evladın babasına şöyle diyebilmesi ne büyük mutluluktur:
“Benden ne kadar uzakta olursan ol, canım babam; sevgini ve ilgini her zaman kalbimin tam ortasında hissettim. Senin evladın olmak bana daima gurur verdi. Hayatımın en büyük şanslarından biri, senin gibi bir babaya sahip olmaktı. Her geçen gün seninle daha fazla gurur duyuyorum.”
İşte gerçek zenginlik budur! Ne altınla ölçülür ne parayla satın alınır. Bu, gönülden gönüle kurulan sevgi köprüsüdür.
BİR BABANIN DUASI, BİR EVLADIN HAYATINA IŞIKTIR!
Erkek çocuklarının ilk kahramanı, kız çocuklarının ise ilk sevgi ve güven örneklerinden biri babalarıdır. Baba, yalnızca evin geçimini sağlayan kişi değil; evladına hayata karşı dik durmayı, dürüst olmayı, emanete sahip çıkmayı ve düştüğünde yeniden ayağa kalkmayı öğreten bir rehberdir.
Elbette her aile aynı değildir. Her baba kusursuz olmadığı gibi her evladın yaşadığı aile hikâyesi de birbirine benzemez. Fakat sağlıklı bir baba-evlat ilişkisinin temelinde sevgi, merhamet, saygı ve karşılıklı anlayış vardır.
Genç kardeşlerim, şimdi size üzerinde düşünmenizi istediğim bir mesele anlatacağım.
KAZANIYORSUN AMA BEREKETİNİ HİSSEDEMİYOR MUSUN?
“İyi para kazanıyorum ama elimde hiçbir şey kalmıyor. Borçlar bitmiyor, masraflar eksilmiyor, kazancım sanki avuçlarımdan akıp gidiyor!” diyen kardeşlerim…
Öncelikle bütçenizi, harcamalarınızı, borçlarınızı ve hayatınızdaki öncelikleri gözden geçirin. Bunun yanında, aile bağlarınızı da ihmal etmeyin. Özellikle babanızla aranızdaki ilişkiyi düşünün.
Babana kırgın mısın? Ona karşı içinde biriktirdiğin sözler, öfke ve sitemler mi var? Onu dinlemeden yargılıyor, gönlünü almadan sırtını mı dönüyorsun?
Eğer aranızda çözülebilecek bir mesele varsa, gururunu bir kenara bırakıp konuşmayı dene. Bir telefon aç, hâlini hatırını sor. Gerekirse özür dile, gerekirse onu dinle. Bazen bir gönül almak, insanın yıllardır taşıdığı ağır bir yükü hafifletir.
Ancak burada önemli bir gerçeği de unutmayalım: Kazancın bereketini yalnızca babayla kurulan ilişkiye bağlamak doğru değildir. Bereket; helal kazanç, dürüstlük, şükür, kanaat, paylaşma ve doğru harcama alışkanlıklarıyla da ilgilidir. Bir insanın maddi sıkıntı yaşaması, mutlaka anne babasına karşı bir kusur işlediği anlamına gelmez.
Ne var ki anne babanın gönlünü hoş tutmak, haklarını gözetmek ve onlara iyilik etmek, inancımızın da ahlakımızın da önemli bir parçasıdır.
Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti.” (İsrâ Suresi, 23. ayet)
Dikkat edelim! Anne babaya iyilik, Rabbimizin açık emirleri arasında yer alıyor.
Fakat anne babaya saygı, insanın kendisine yapılan her haksızlığı kabullenmesi veya zararlı bir ilişkiye mecbur kalması demek değildir. İlişkilerde sevgi kadar adalet, anlayış ve güven de önemlidir.
Bugün varlar,yarın belkide olmayacaklar!
Ey genç kardeşim!
Baban bugün hayattaysa onunla konuşmak, elini tutmak, duasını almak için önünde bir fırsat var. Yarın o fırsatı bulamayabilirsin.
Bir gün telefonun çalmasını bekleyecek, ama o sesi artık duyamayacaksın. Bir gün kapıdan içeri girdiğinde sana seslenen babanı arayacak, onun nasihatlerini özleyeceksin.
İşte o zaman anlayacaksın ki insanın hayatında bazı boşluklar vardır; ne parayla dolar ne makamla ne de dünyanın bütün servetiyle…
Babanın hayır duası, annenin şefkati ve aile bağlarının sıcaklığı, insanın hayatındaki en kıymetli nimetlerdendir.
Öyleyse kırgınlıkları büyütmeyelim, sevgimizi ertelemeyelim, gönülleri incitmeyelim. Bir telefonla, bir ziyaretle, bir güzel sözle başlayalım.
Çünkü hayat kısa, zaman acımasızdır. Bugün söyleyebileceğimiz bir “Seni seviyorum babam” sözü, yarın içimizde büyüyen bir pişmanlığa dönüşmesin.
Unutma evladım: Para kazanmak marifettir; kazandığın paraya helalinden bereket katmak, ailene sahip çıkmak ve anne babanın gönlünü hoş tutmak ise büyük bir erdemdir.
Rabbim hayatta olan anne babalarımıza sağlık, huzur ve uzun ömürler versin. Vefat edenlere rahmetiyle muamele eylesin. Evlatlarımıza anne babalarının kıymetini bilmeyi, anne babalarımıza da evlatlarının gönlünü sevgiyle büyütmeyi nasip etsin.
Çünkü evlat anne babanın ciğerpâresi, anne baba da evladın ömür boyu taşıdığı en kıymetli hatıralardandır.
Araştırmacı ve İlahiyatçı Yazar Hüseyin DENİZ