GÖSTERİŞİN BEDELİNİ GENÇLER ÖDEMESİN!!
Düğün bir mutluluk günüdür; borçlanma yarışına dönüşmemelidir. Nişan, iki ailenin kaynaşmasına vesile olmalıdır; tarafların birbirini maddi imkânlarıyla sınadığı bir pazarlığa değil.
Kimin ne kadar altın taktığı, kimin hangi marka eşyayı aldığı, kimin düğününün daha ihtişamlı olduğu üzerinden itibar yarıştırmak, evliliğin ruhuna zarar verir. Bir günlük gösteriş uğruna yıllarca ödenecek borçların altına girmek, yeni evli çiftlerin daha ilk günden huzurunu kaçırabilir.
Hele ki sırf el âlem ne der diye yapılan masraflar, ailelerin bütçesini tüketiyor, gençleri borçlandırıyor ve daha evliliğin başında tartışmalara kapı aralıyorsa burada yeniden düşünmemiz gereken ciddi bir mesele vardır.
El âlem bir gün konuşur, gençler o borcu yıllarca öder!
Aileler, evlatlarının mutluluğunu istiyorsa taleplerini imkânlara göre belirlemeli; gençlerin omuzlarına taşıyamayacakları yükler koymamalıdır. Evlilik, zenginlerin yapabildiği bir merasim olmaktan çıkarılmalı; helal dairede, sade, samimi ve huzurlu bir başlangıç yapmak isteyen herkes için ulaşılabilir hâle getirilmelidir.
EĞLENCEDE DE ÖLÇÜMÜZ İSLAM OLMALI
Düğünlerimizde yalnızca masrafları değil, uygulamalarımızı da gözden geçirmeliyiz. Müslüman, sevincini yaşarken de inancının ölçülerini gözetmelidir. Mahremiyetin ihlal edildiği, dinen sakıncalı davranışların normalleştirildiği, harama kapı aralayan uygulamaların eğlence adı altında meşrulaştırıldığı ortamlar üzerinde düşünmek zorundayız.
Özellikle kadın ve erkeklerin bir arada bulunması meselesini tek başına bütün durumlar için haram hükmüyle değerlendirmek yerine; mahremiyet, tesettür, davranışlar ve eğlencenin içeriği gibi dinî ölçüleri dikkate almalıyız. Çünkü dinî hassasiyet, yalnızca bir merasimin adına değil, nasıl gerçekleştirildiğine de bakmayı gerektirir.
Müslümanın düğünü de sevinci de inancıyla çelişmemelidir. Asıl mesele, gençlerin mutluluğunu haramdan uzak, helal ve hayırlı bir başlangıçla taçlandırabilmektir.
Bir uygulamanın ardından söylenen “Hayırlı olsun” sözü de tek başına o uygulamanın dinen uygun olduğunu göstermez. Önemli olan, iyi dileklerimizi helal ve doğru bir hayat anlayışıyla birleştirmektir.
BİR BİLEZİK DEĞİL, BİR ÖMÜRLÜK MUTLULUK!
Ey anne babalar!
Evlatlarınızın düğününü başkalarının düğünüyle kıyaslamayın. Onlardan gücünüzü aşan taleplerde bulunmayın. Birkaç bilezik eksik olsun, ev eşyası daha mütevazı olsun, kına gecesi daha sade geçsin; yeter ki gençleriniz yuvalarına huzurla girsin.
Ey gençler!
Siz de mutluluğunuzu gösterişte aramayın. Başkalarının imkânlarını kendinize ölçü almayın. Borçla kurulan bir hayatın değil, emekle, sabırla ve helal kazançla büyüyen bir ailenin peşinden gidin.
Ey toplum!
Evliliği zorlaştıran gelenekleri sorgulayalım. Gençlerin önüne duvar değil, kapı açalım. Akrabalık bağlarını altınların ve eşyaların hesabına kurban etmeyelim. Birbirimize yük olmak yerine destek olalım.
Çünkü bir düğünün ihtişamı, kaç kişinin katıldığıyla değil; o yuvanın kaç yıl sevgiyle, sadakatle ve huzurla ayakta kaldığıyla ölçülür.
Unutmayalım: Evliliği pahalılaştıran toplum, gençlerin yuva kurmasını zorlaştırır. Evliliği kolaylaştıran aileler ise yalnızca iki gencin değil, geleceğin de önünü açar.
Dileğimiz odur ki düğünlerimiz borcun değil bereketin, gösterişin değil samimiyetin, israfın değil kanaatin, ayrılığın değil akrabalığın vesilesi olsun.
Rabbimiz gençlerimize hayırlı eşler, huzurlu yuvalar ve bereketli ömürler nasip etsin. Bizlere de evlatlarımızın mutluluğuna engel olanlardan değil, onların hayırlı bir yuva kurmasına yardımcı olanlardan olmayı nasip eylesin.
Hüseyin DENİZ
İlahiyatçı,şair ve yazar