İMAN, DAVRANIŞLARA YANSIMIYORSA EKSİKLİK VARDIR!
İman, yalnızca dil ile söylenen bir söz, kalpte taşınan bir inanç değildir. İman; insanın ahlakına, davranışlarına, ticaretine, aile hayatına ve toplumla olan ilişkilerine yön veren ilahî bir sorumluluktur.
Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“Allah, iman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanlara bağışlanma ve büyük bir mükâfat vadetmiştir.” (Mâide, 5/9)
Bu ayet bize gösteriyor ki iman, salih amellerle ve güzel ahlakla hayat bulmalıdır.
Peki, iman ettiğini söyleyen bir insan yalan söylüyorsa, kul hakkı yiyorsa, haksızlık karşısında susuyor, yetimin hakkını gözetmiyor, insanları aldatıyor ve başkalarının acısı karşısında duyarsız kalıyorsa burada bir muhasebe yapmak gerekmez mi?
İman dilde kalmamalı, hayata yansımalıdır!
İman dilimize yansıdığında doğruluk, zikir ve şükür olur. Gözümüze yansıdığında haramdan sakınmak, iffet ve hayâ olur. Kalbimize yansıdığında samimiyet, merhamet ve kardeşlik olur. Ailemize yansıdığında sevgi ve saygı, ticaretimize yansıdığında dürüstlük ve helal kazanç olur. Topluma yansıdığında ise adalet, güven ve huzur meydana getirir.
Unutmayalım ki namaz kılan insanın elinden, oruç tutan insanın dilinden, Allah’a inandığını söyleyen insanın davranışlarından insanlar zarar görmemelidir. Elbette herkes hata yapabilir; önemli olan hatada ısrar etmemek, tövbe etmek ve kendini düzeltmek için gayret göstermektir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Buhârî, Îmân, 4; Müslim, Îmân, 64)
İşte Müslümanlığın toplumsal hayata yansıyan en önemli ölçülerinden biri budur. İnsanlar bizim sözümüzden emin olmalı, elimizden zarar görmemeli, adaletimizden şüphe etmemeli ve ahlakımızdan güven duymalıdır.
Bugün kendimize şu soruları sormalıyız: İmanımız öfkemizi dizginliyor mu? Kazancımızı helal dairesinde tutuyor mu? Bizi kul hakkından uzaklaştırıyor mu? Büyüğümüze saygı, küçüğümüze sevgi, muhtaca merhamet göstermemizi sağlıyor mu?
Eğer imanımız bizi daha dürüst, daha adaletli, daha merhametli ve daha sorumlu bir insan hâline getiriyorsa onun hayattaki izlerini görüyoruz demektir.
İman, yalnızca camide değil; çarşıda, pazarda, evde, iş yerinde, makamda ve hayatın her alanında kendini göstermelidir. Çünkü Allah’a kulluk, hayatın belli bir bölümüne sığdırılamaz. Rabbimizin rızasını kazanmak isteyen mümin, her davranışında helali, hakkı ve adaleti gözetmelidir.
Geliniz, imanımızı sadece sözlerimizle değil, güzel ahlakımızla da gösterelim. Dilimiz doğruyu söylesin, elimiz hayra uzansın, gönlümüz merhametle dolsun. İnsanlar bizimle karşılaştığında İslam’ın güzelliğini davranışlarımızda görebilsin.
Çünkü gerçek başarı, yalnızca iman ettiğini söylemek değil; imanını salih amellerle ve güzel ahlakla yaşamaya gayret etmektir.
Rabbim bizleri imanını hayatına yansıtan, kul hakkından sakınan, adaletten ayrılmayan ve elinden diliyle hiç kimseye zarar vermeyen kullarından eylesin. Âmin.
Hüseyin DENİZ
İlahiyatçı şair ve yazar