Hüseyin Deniz
Köşe Yazarı
Hüseyin Deniz
 

SÖZ,”İKİ DEVLET,”TEK MİLLET,”

SÖZDE “İKİ DEVLET, TEK MİLLET!”   Gardaşlık sözde değil özde olur.    Ey Aliyev!   “Gardaşız!” demek yetmez. Önce şunu söyle: Habil misin, Kabil misin? Hak ve adaletin yanında mısın, yoksa zulmün karşısında susanlardan mı?   Çünkü kardeşlik, yalnızca aynı dili konuşmakla, aynı milleti paylaşmakla veya siyasi kürsülerde güzel sözler söylemekle olmaz. Gerçek kardeşlik; inanca saygı göstermekle, mazluma sahip çıkmakla, adaleti ayakta tutmakla ve insanın en temel haklarını korumakla olur.   Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliği anlatan “İki devlet, tek millet” sözü, sadece törenlerde söylenecek bir slogan değildir. Bu sözün bir ruhu, bir ahlakı ve ağır bir sorumluluğu vardır.   Peki, başörtüsü nedeniyle okul kapılarında gözyaşı döken Müslüman kız çocuklarının, boynu bükülen annelerin ve evlatlarının geleceği için kaygılanan ailelerin feryadı bu kardeşliğin neresindedir?   Laiklik, insanların dinî inançlarını yaşamalarına engel olmak için bir gerekçe hâline getirilmemelidir. Devletin görevi, vatandaşını inancından dolayı dışlamak değil; herkesin hakkını, hukukunu ve eğitim imkânını güvence altına almaktır.   Bir çocuğu inancıyla eğitim arasında tercihe zorlamak, hangi adalet anlayışıyla bağdaşır? Bir annenin gözyaşına, bir babanın çaresizliğine, bir öğrencinin hayallerine sırt çevirmek hangi vicdana sığar?   Unutma ki devletin gücü, kapıları kapatmakla değil; adaletin kapılarını herkese açmakla ölçülür.   Ey Aliyev!   Bugün elindeki güçle her istediğini yapabileceğini düşünüyor, siyasi kudretin seni her türlü eleştirinin üzerinde tutacağını sanıyorsan yanılıyorsun. Çünkü makamlar geçicidir, iktidarlar değişir; fakat yapılan haksızlıklar insanların hafızasında ve tarihin sayfalarında iz bırakır.   Güç, insanı haklı yapmaz. Çoğunluk, zulmü meşru kılmaz. Devlet yönetmek, yalnızca emir vermek değil; farklı inançlara sahip insanların haklarını da korumaktır.   Allah’ın ayetlerini yaşamaya çalışan, dinî kimliğini korumak isteyen insanlara karşı engeller çıkarmak, Müslüman kardeşliğinin ruhuyla nasıl bağdaştırılabilir?   Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:   “Müminler ancak kardeştir.” (Hucurât Suresi, 10. ayet)   Bizim kardeşliğimizin ölçüsü menfaat değil, imandır; makam değil, ahlaktır; çıkar değil, adalettir.   KARABAĞ ZAFERİ VE TÜRKİYE’NİN DESTEĞİ   Karabağ meselesi, Azerbaycan halkının hafızasında derin izler bırakmış bir vatan mücadelesidir. Bu mücadelede şehitler verildi, aileler evlatlarını kaybetti, nice anne ve baba tarifsiz acılar yaşadı.   Türkiye, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü ve Karabağ konusundaki haklı davasını destekledi. İki ülke arasındaki dayanışma, yalnızca siyasi bir ilişki değil; tarihî ve insani bağların da bir ifadesiydi.   Ancak asıl mesele şudur: Bir zamanlar vatan savunmasında omuz omuza durduğun insanların evlatları, bugün inançları nedeniyle eğitim kapılarında mağduriyet yaşıyorsa, bu tablo karşısında vicdanlar nasıl susabilir?   Karabağ uğruna can verenlerin emanetleri, yalnızca anma günlerinde hatırlanacak isimlerden ibaret değildir. Onların çocukları da bu ülkenin geleceğidir. Onların anneleri de saygıyı, huzuru ve adaleti hak etmektedir.   Şehitlerin hatırasına saygı, onların evlatlarının haklarını korumakla da gösterilir.   İSRAİL’DEN DOST, ZULÜMDEN ADALET BEKLENMEZ!   Ey Aliyev!   İsrail yönetimiyle kurulan siyasi ilişkileri sorgulamak, bir ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda yaptığı tercihleri eleştirmek elbette mümkündür. Fakat hiçbir siyasi menfaat, Filistin’de yaşanan acıları ve mazlumların feryadını görmezden gelmenin gerekçesi olamaz.   Netanyahu yönetiminin politikalarına karşı durmak, zulme karşı vicdanını diri tutmak demektir. Hiçbir lider, siyasi çıkarlarını adaletin ve insanlığın önüne koymamalıdır.   Atalarımızın sözüyle ifade edecek olursak, dost seçerken dikkatli olmak gerekir. Çünkü her el uzatan dost, her gülümseyen samimi değildir. Devletler arasındaki ilişkilerde de asıl ölçü, kimin hangi zor zamanda nasıl davrandığıdır.   Karabağ zaferini yalnızca dışarıdan gelen yardımlarla açıklamak, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihî dayanışmayı ve Azerbaycan halkının fedakârlıklarını görmezden gelmek olur. Türkiye’nin desteği, Azerbaycan’ın mücadelesinde önemli bir yer tutmuştur.   Kardeşlik, zor günlerde hatırlanıp iyi günlerde unutulacak bir bağ değildir.   BİZ BİR IRKIN DEĞİL, HAK VE ADALET DAVASININ KARDEŞLERİYİZ!   Bizim davamız, bir milleti başka bir millete üstün görmek değildir. Bizim davamız; hakkı savunmak, mazluma sahip çıkmak, adaleti ayakta tutmak ve inanç özgürlüğünü korumaktır.   Azerbaycanlı kardeşlerimizle aramızdaki gönül bağını bir siyasi yönetimin uygulamalarına indirgemiyoruz. Azerbaycan halkı bizim kardeşimizdir. Onların sevinci sevincimiz, acısı acımızdır. Kardeş halklara duyduğumuz sevgi, yanlış gördüğümüz uygulamalara karşı susmamızı gerektirmez; aksine doğruyu söyleme sorumluluğumuzu artırır.   Çünkü gerçek kardeşlik, yanlış karşısında susmak değil, kardeşini adalete davet etmektir.   Ey Aliyev!   Sana çağrımız açıktır: Başörtülü öğrencilerin eğitim hakkını koru. Ailelerin feryadını duy. Dinî inançları nedeniyle kimsenin eğitimden mahrum bırakılmadığı, herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir anlayışı benimse.   Çünkü ne makam kalıcıdır ne iktidar ne de siyasi güç…   Geriye insanın yaptığı iyilikler, adaletle verdiği kararlar ve mazlumların gönlünde bıraktığı izler kalır.   Unutma: Allah’ın huzurunda makamın değil, yaptıkların; gücün değil, adaletin; sözlerin değil, amellerin konuşacaktır.   Ve biz, Azerbaycanlı din kardeşlerimizle birlikte, inanç özgürlüğünün ve adaletin herkes için güvence altına alınmasını istiyoruz.   Çünkü biz her şeyden önce bir ırkın değil, hak ve adalet davasının kardeşleriyiz.   İki devlet, tek millet diyorsak; bu sözün gereği, iki ülkede de adaleti, vicdanı ve insan onurunu yaşatmaktır! Hüseyin DENİZ İlahiyatçı şair ve yazar
Ekleme Tarihi: 16 Ekim 2026 -Cuma
Hüseyin Deniz

SÖZ,”İKİ DEVLET,”TEK MİLLET,”

SÖZDE “İKİ DEVLET, TEK MİLLET!”

 

Gardaşlık sözde değil özde olur. 

 

Ey Aliyev!

 

“Gardaşız!” demek yetmez. Önce şunu söyle: Habil misin, Kabil misin? Hak ve adaletin yanında mısın, yoksa zulmün karşısında susanlardan mı?

 

Çünkü kardeşlik, yalnızca aynı dili konuşmakla, aynı milleti paylaşmakla veya siyasi kürsülerde güzel sözler söylemekle olmaz. Gerçek kardeşlik; inanca saygı göstermekle, mazluma sahip çıkmakla, adaleti ayakta tutmakla ve insanın en temel haklarını korumakla olur.

 

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliği anlatan “İki devlet, tek millet” sözü, sadece törenlerde söylenecek bir slogan değildir. Bu sözün bir ruhu, bir ahlakı ve ağır bir sorumluluğu vardır.

 

Peki, başörtüsü nedeniyle okul kapılarında gözyaşı döken Müslüman kız çocuklarının, boynu bükülen annelerin ve evlatlarının geleceği için kaygılanan ailelerin feryadı bu kardeşliğin neresindedir?

 

Laiklik, insanların dinî inançlarını yaşamalarına engel olmak için bir gerekçe hâline getirilmemelidir. Devletin görevi, vatandaşını inancından dolayı dışlamak değil; herkesin hakkını, hukukunu ve eğitim imkânını güvence altına almaktır.

 

Bir çocuğu inancıyla eğitim arasında tercihe zorlamak, hangi adalet anlayışıyla bağdaşır? Bir annenin gözyaşına, bir babanın çaresizliğine, bir öğrencinin hayallerine sırt çevirmek hangi vicdana sığar?

 

Unutma ki devletin gücü, kapıları kapatmakla değil; adaletin kapılarını herkese açmakla ölçülür.

 

Ey Aliyev!

 

Bugün elindeki güçle her istediğini yapabileceğini düşünüyor, siyasi kudretin seni her türlü eleştirinin üzerinde tutacağını sanıyorsan yanılıyorsun. Çünkü makamlar geçicidir, iktidarlar değişir; fakat yapılan haksızlıklar insanların hafızasında ve tarihin sayfalarında iz bırakır.

 

Güç, insanı haklı yapmaz. Çoğunluk, zulmü meşru kılmaz. Devlet yönetmek, yalnızca emir vermek değil; farklı inançlara sahip insanların haklarını da korumaktır.

 

Allah’ın ayetlerini yaşamaya çalışan, dinî kimliğini korumak isteyen insanlara karşı engeller çıkarmak, Müslüman kardeşliğinin ruhuyla nasıl bağdaştırılabilir?

 

Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

 

“Müminler ancak kardeştir.”

(Hucurât Suresi, 10. ayet)

 

Bizim kardeşliğimizin ölçüsü menfaat değil, imandır; makam değil, ahlaktır; çıkar değil, adalettir.

 

KARABAĞ ZAFERİ VE TÜRKİYE’NİN DESTEĞİ

 

Karabağ meselesi, Azerbaycan halkının hafızasında derin izler bırakmış bir vatan mücadelesidir. Bu mücadelede şehitler verildi, aileler evlatlarını kaybetti, nice anne ve baba tarifsiz acılar yaşadı.

 

Türkiye, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü ve Karabağ konusundaki haklı davasını destekledi. İki ülke arasındaki dayanışma, yalnızca siyasi bir ilişki değil; tarihî ve insani bağların da bir ifadesiydi.

 

Ancak asıl mesele şudur: Bir zamanlar vatan savunmasında omuz omuza durduğun insanların evlatları, bugün inançları nedeniyle eğitim kapılarında mağduriyet yaşıyorsa, bu tablo karşısında vicdanlar nasıl susabilir?

 

Karabağ uğruna can verenlerin emanetleri, yalnızca anma günlerinde hatırlanacak isimlerden ibaret değildir. Onların çocukları da bu ülkenin geleceğidir. Onların anneleri de saygıyı, huzuru ve adaleti hak etmektedir.

 

Şehitlerin hatırasına saygı, onların evlatlarının haklarını korumakla da gösterilir.

 

İSRAİL’DEN DOST, ZULÜMDEN ADALET BEKLENMEZ!

 

Ey Aliyev!

 

İsrail yönetimiyle kurulan siyasi ilişkileri sorgulamak, bir ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda yaptığı tercihleri eleştirmek elbette mümkündür. Fakat hiçbir siyasi menfaat, Filistin’de yaşanan acıları ve mazlumların feryadını görmezden gelmenin gerekçesi olamaz.

 

Netanyahu yönetiminin politikalarına karşı durmak, zulme karşı vicdanını diri tutmak demektir. Hiçbir lider, siyasi çıkarlarını adaletin ve insanlığın önüne koymamalıdır.

 

Atalarımızın sözüyle ifade edecek olursak, dost seçerken dikkatli olmak gerekir. Çünkü her el uzatan dost, her gülümseyen samimi değildir. Devletler arasındaki ilişkilerde de asıl ölçü, kimin hangi zor zamanda nasıl davrandığıdır.

 

Karabağ zaferini yalnızca dışarıdan gelen yardımlarla açıklamak, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihî dayanışmayı ve Azerbaycan halkının fedakârlıklarını görmezden gelmek olur. Türkiye’nin desteği, Azerbaycan’ın mücadelesinde önemli bir yer tutmuştur.

 

Kardeşlik, zor günlerde hatırlanıp iyi günlerde unutulacak bir bağ değildir.

 

BİZ BİR IRKIN DEĞİL, HAK VE ADALET DAVASININ KARDEŞLERİYİZ!

 

Bizim davamız, bir milleti başka bir millete üstün görmek değildir. Bizim davamız; hakkı savunmak, mazluma sahip çıkmak, adaleti ayakta tutmak ve inanç özgürlüğünü korumaktır.

 

Azerbaycanlı kardeşlerimizle aramızdaki gönül bağını bir siyasi yönetimin uygulamalarına indirgemiyoruz. Azerbaycan halkı bizim kardeşimizdir. Onların sevinci sevincimiz, acısı acımızdır. Kardeş halklara duyduğumuz sevgi, yanlış gördüğümüz uygulamalara karşı susmamızı gerektirmez; aksine doğruyu söyleme sorumluluğumuzu artırır.

 

Çünkü gerçek kardeşlik, yanlış karşısında susmak değil, kardeşini adalete davet etmektir.

 

Ey Aliyev!

 

Sana çağrımız açıktır: Başörtülü öğrencilerin eğitim hakkını koru. Ailelerin feryadını duy. Dinî inançları nedeniyle kimsenin eğitimden mahrum bırakılmadığı, herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir anlayışı benimse.

 

Çünkü ne makam kalıcıdır ne iktidar ne de siyasi güç…

 

Geriye insanın yaptığı iyilikler, adaletle verdiği kararlar ve mazlumların gönlünde bıraktığı izler kalır.

 

Unutma: Allah’ın huzurunda makamın değil, yaptıkların; gücün değil, adaletin; sözlerin değil, amellerin konuşacaktır.

 

Ve biz, Azerbaycanlı din kardeşlerimizle birlikte, inanç özgürlüğünün ve adaletin herkes için güvence altına alınmasını istiyoruz.

 

Çünkü biz her şeyden önce bir ırkın değil, hak ve adalet davasının kardeşleriyiz.

 

İki devlet, tek millet diyorsak; bu sözün gereği, iki ülkede de adaleti, vicdanı ve insan onurunu yaşatmaktır!

Hüseyin DENİZ

İlahiyatçı şair ve yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ordumanset.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.