Hüseyin Deniz
Köşe Yazarı
Hüseyin Deniz
 

TÜRKIYE’DE TÜRBAN VE YASAKLI YILLAR, BIR BAŞÖRTÜSÜNÜN HIKAYESI

TÜRKİYE’DE TÜRBAN VE YASAKLI YILLAR: BİR BAŞÖRTÜSÜNÜN HİKÂYESİ   Türkiye’nin yakın tarihinde başörtüsü meselesi, yalnızca bir giyim tercihi olmaktan çıkmış; inanç, özgürlük, eğitim ve toplumsal hayat üzerinden yürütülen tartışmaların merkezine yerleşmiştir.   1960’lı yıllardan itibaren kullanılmaya başlanan, özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda yaygınlaşan; renkli, ipekli ve geleneksel başörtüsünden farklı bağlama biçimiyle dikkat çeken örtüye “türban” adı verilmiştir. Bazı kesimler tarafından siyasi giyimin bir unsuru olarak değerlendirilmesi, meselenin yalnızca bir kıyafet tartışması olarak kalmamasına yol açmıştır.   Asıl tartışma ise 1980’li yıllarda eğitim kurumlarında başörtüsüne yönelik uygulamalarla derinleşmiştir.   Türkiye'de üniversitelerdeki başörtüsü/türban yasağının ilk yasal temelleri 1981 ve 1982 yıllarında atılmış, ancak üniversite kapılarında en katı ve kesintisiz şekilde uygulanması 1997 yılındaki 28 Şubat süreciylebaşlamıştır. Yasak, kademeli adımların ardından fiilen ve hukuken 2010–2013 yılları arasında tamamen kaldırılmıştır. Yasaklı yıllar, yalnızca geçmişte kalan tarihler değildir; insanların hafızasında iz bırakan dönemlerdir. O yılların tartışmaları, ailelerin kaygıları, öğrencilerin beklentileri ve toplumun farklı kesimlerinin yaşadığı gerilimler, Türkiye’nin yakın tarihinin önemli bir parçasıdır.   Unutulmamalıdır ki bir toplumun gücü, farklılıkları yasaklamakta değil, farklılıklarla birlikte adalet içinde yaşayabilmektedir. Bugünün Türkiyesi’nde okullarda devlet dairelerinde mevki makam ayırt etmeksizin türbanlı türbansız herkes görev yapmaktadırlar   Başörtüsü meselesini değerlendirirken tarihî olayları doğru aktarmak, kavramları birbirinden ayırmak ve geçmişin tecrübelerinden ders çıkarmak gerekir. Zira bir ülkenin geleceği, geçmişte yaşanan tartışmaları yeniden alevlendirmekle değil, insan onurunu ve temel hakları koruyacak bir anlayışı güçlendirmekle inşa edilir.   Türkiye bunu  farklılığı yasaklayarak değil, adalet içinde birlikte yaşamayı öğrenerek bu meseleyi aştı. O tecrübe gösteriyor ki yasak, laikliği güçlendirmiyor; tam tersine, Azerbaycan okul kapılarında ağlayan öğrenci görüntüleri toplumsal gerilimi derinleştiriyor.     Bugün Azerbaycan’da okullarda patlak veren türban yasağı tesadüf değildir, kardeş ve can Azerbaycan Türkiye’den kendisine ders çıkarması gerekir.   Hüseyin DENİZ Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar
Ekleme Tarihi: 14 Ekim 2026 -Çarşamba
Hüseyin Deniz

TÜRKIYE’DE TÜRBAN VE YASAKLI YILLAR, BIR BAŞÖRTÜSÜNÜN HIKAYESI

TÜRKİYE’DE TÜRBAN VE YASAKLI YILLAR: BİR BAŞÖRTÜSÜNÜN HİKÂYESİ

 

Türkiye’nin yakın tarihinde başörtüsü meselesi, yalnızca bir giyim tercihi olmaktan çıkmış; inanç, özgürlük, eğitim ve toplumsal hayat üzerinden yürütülen tartışmaların merkezine yerleşmiştir.

 

1960’lı yıllardan itibaren kullanılmaya başlanan, özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda yaygınlaşan; renkli, ipekli ve geleneksel başörtüsünden farklı bağlama biçimiyle dikkat çeken örtüye “türban” adı verilmiştir. Bazı kesimler tarafından siyasi giyimin bir unsuru olarak değerlendirilmesi, meselenin yalnızca bir kıyafet tartışması olarak kalmamasına yol açmıştır.

 

Asıl tartışma ise 1980’li yıllarda eğitim kurumlarında başörtüsüne yönelik uygulamalarla derinleşmiştir.

 

Türkiye'de üniversitelerdeki başörtüsü/türban yasağının ilk yasal temelleri 1981 ve 1982 yıllarında atılmış, ancak üniversite kapılarında en katı ve kesintisiz şekilde uygulanması 1997 yılındaki 28 Şubat süreciylebaşlamıştır. Yasak, kademeli adımların ardından fiilen ve hukuken 2010–2013 yılları arasında tamamen kaldırılmıştır.

Yasaklı yıllar, yalnızca geçmişte kalan tarihler değildir; insanların hafızasında iz bırakan dönemlerdir. O yılların tartışmaları, ailelerin kaygıları, öğrencilerin beklentileri ve toplumun farklı kesimlerinin yaşadığı gerilimler, Türkiye’nin yakın tarihinin önemli bir parçasıdır.

 

Unutulmamalıdır ki bir toplumun gücü, farklılıkları yasaklamakta değil, farklılıklarla birlikte adalet içinde yaşayabilmektedir.

Bugünün Türkiyesi’nde okullarda devlet dairelerinde mevki makam ayırt etmeksizin türbanlı türbansız herkes görev yapmaktadırlar

 

Başörtüsü meselesini değerlendirirken tarihî olayları doğru aktarmak, kavramları birbirinden ayırmak ve geçmişin tecrübelerinden ders çıkarmak gerekir. Zira bir ülkenin geleceği, geçmişte yaşanan tartışmaları yeniden alevlendirmekle değil, insan onurunu ve temel hakları koruyacak bir anlayışı güçlendirmekle inşa edilir.

 

Türkiye bunu  farklılığı yasaklayarak değil, adalet içinde birlikte yaşamayı öğrenerek bu meseleyi aştı. O tecrübe gösteriyor ki yasak, laikliği güçlendirmiyor; tam tersine, Azerbaycan okul kapılarında ağlayan öğrenci görüntüleri toplumsal gerilimi derinleştiriyor. 

 

 Bugün Azerbaycan’da okullarda patlak veren türban yasağı tesadüf değildir, kardeş ve can Azerbaycan Türkiye’den kendisine ders çıkarması gerekir.

 

Hüseyin DENİZ

Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ordumanset.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.