HAYALPEREST BİR DÜNYA YAŞAYANLAR
Gün gelir dünyanın çivisi çıkar. O vakit konuşamayanlar hatip, şifa veremeyenler tabip, iki satır yazamayanlar kâtip kesilir. Hakikatin değeri düşer, gösterişin değeri artar. Bilgi yerini gürültüye, liyakat yerini reklama bırakır.
Fakat hayatın bir de değişmeyen bir kanunu vardır: Hiçbir makam, hiçbir güç ve hiçbir saltanat ebedî değildir. Gün gelir işler tersine döner. Bugün insanları aldatanlar yarın sadakat arar; gönül kıranlar şefkat bekler; merhametsiz davrananlar merhamete muhtaç hale gelir.
Bu dünya öyle bir sahnedir ki roller sürekli değişir. Bugünün güçsüzü yarının güçlüsü olabilir. Bu yüzden kimseyi küçümsememek gerekir. Piyon deyip geçme; gün gelir şah olur. Şaha da fazla güvenme; o da gün gelir mat olur.
İnsan, kendisini yoktan var eden Rabbine karşı bile zaman zaman nankörlük edebiliyorsa, fanilere bağlanan vefanın ne kadar kırılgan olduğu da ortadadır. Bu sebeple beklentilerimizi insanlardan çok Allah’a yöneltmeli, övgüyle şımarmamalı, eleştiriyle de yıkılmamalıyız.
Hayatın bize verdiği en büyük derslerden biri şudur: Makamlar geçici, servetler emanet, alkışlar kısa ömürlüdür. Kalıcı olan ise güzel ahlâk, dürüstlük, merhamet ve geride bırakılan hayırlı izlerdir.
Değişmeyen kanun
"Hiçbir makam, hiçbir güç ve hiçbir saltanat ebedî değildir" cümlesi bütün yazının omurgası. Tarih bunu hep piyon-şah ilişkisiyle anlatmış zaten. Bugün piyon diye küçümsenenin yarın şah olması ihtimali, kibri anlamsız kılıyor. Aynı şekilde şahın da mat olabileceğini hatırlamak, övgüyle şımarmayı ve eleştiriyle yıkılmayı aynı anda engelliyor.
Bu yüzden beklentiyi fanilerden çekip daha sağlam bir yere, senin deyiminle Rabbine yöneltmek, kırılgan vefanın panzehiri oluyor. İnsan, kendisini yoktan var edene karşı bile nankörlük edebiliyorsa, başkasından mutlak sadakat beklemek zaten hayalperestliğin kendisi.
Kalıcı olan ne
Makamlar geçici, servetler emanet, alkışlar kısa ömürlü diyorsun. Geriye kalanı dört kelimeyle saymışsın: güzel ahlak, dürüstlük, merhamet, hayırlı iz. Perde kapandığında sahnede kostüm kalmıyor, sadece oyuncunun bıraktığı iz kalıyor. Senin metnin de tam o izlerden biri olmak istiyor.
Öyleyse hayalperest bir dünyanın sahte alkışlarına değil, hakikatin sesine kulak verelim. Çünkü gün gelir perde kapanır, oyun biter ve herkes yaptığıyla baş başa kalır.
Hüseyin DENİZ
Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar