Hüseyin Deniz
Köşe Yazarı
Hüseyin Deniz
 

TEVHIDIN KORUNMASI İSLAM’IN EN TEMEL FARKI

TEVHİDİN KORUNMASI VE İSLAM’IN EN TEMEL FARKI   İnsanlık tarihi boyunca gönderilen bütün peygamberlerin ortak çağrısı, insanları yalnızca Allah’a kulluğa davet etmek olmuştur. Bu çağrının özü ise tevhiddir; yani Allah’ın birliği, eşi ve benzerinin bulunmadığı gerçeğidir.   Hristiyanlıkta Hz. İsa (a.s.), aslında bir insan ve Allah’ın elçisi olmasına rağmen zamanla ilahî bir konuma yükseltilmiş, hatta birçok inanç anlayışında Tanrı olarak kabul edilmiştir. İslam ise bu konuda son derece nettir. Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah’ın kulu ve elçisidir. O, insanların en faziletlisi olmakla birlikte hiçbir zaman ilah değildir ve ilah olarak görülmesi de kabul edilemez.   Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz Peygamber Efendimiz’e şöyle buyurur:   “De ki: Ben de ancak sizin gibi bir beşerim…” (Kehf, 110)   Bu ayet, Peygamberimizin de etten kemikten yaratılmış bir insan olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. O da doğmuş, yaşamış, mücadele etmiş ve görevini tamamladıktan sonra vefat etmiştir. Çünkü peygamberler de dahil olmak üzere bütün insanlar ölümlüdür.   İslam bir tevhid dinidir. Dinin sahibi yalnızca Allah’tır. Peygamber ise o dinin tebliğcisi, açıklayıcısı ve en güzel örneğidir. Bu nedenle Allah’a ait olan sıfatların, yetkilerin ve özelliklerin herhangi bir kula verilmesi İslam inancıyla bağdaşmaz.   Gaybı mutlak anlamda yalnızca Allah bilir. Kâinatta mutlak tasarruf sahibi yalnızca Allah’tır. Bir insanın, ister âlim ister veli isterse başka bir makam sahibi olsun, Allah’a ait özelliklerle nitelendirilmesi tevhid inancına zarar verir. Özellikle ölmüş kimselere Allah’ın yetkilerini çağrıştıracak şekilde güç ve tasarruf atfetmek, İslam akaidinin temel esaslarıyla uyuşmaz.   Ne yazık ki zaman zaman bazı aşırı söylemler ve yanlış yaklaşımlar, İslam’ın özündeki tevhid anlayışını gölgeleyebilmektedir. Bu durum sadece inanç bakımından sakınca doğurmakla kalmamakta, aynı zamanda tarih boyunca İslam’a büyük hizmetlerde bulunmuş olan tasavvuf camiasını da haksız yere yıpratmaktadır.   Oysa gerçek tasavvufun temeli Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, güzel ahlak, nefis terbiyesi ve samimi kulluktur. Tasavvufun özü tevhidi güçlendirmek, insanı Allah’a yaklaştırmak ve kulluk bilincini artırmaktır. Bu nedenle aşırılıklar ile hakiki tasavvufu birbirinden ayırmak gerekir.   Bugün Müslümanlara düşen görev, sevgi ve saygıda ölçüyü koruyarak tevhid inancına sımsıkı sarılmaktır. Çünkü İslam’ın özü Allah’ı bir bilmek, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak ve bütün kulları Allah’ın kulu olarak görmektir.   Tevhid korunursa din korunur. Tevhid zedelenirse dinin ruhu da zarar görür. Hüseyin DENİZ Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar
Ekleme Tarihi: 15 Haziran 2026 -Pazartesi
Hüseyin Deniz

TEVHIDIN KORUNMASI İSLAM’IN EN TEMEL FARKI

TEVHİDİN KORUNMASI VE İSLAM’IN EN TEMEL FARKI

 

İnsanlık tarihi boyunca gönderilen bütün peygamberlerin ortak çağrısı, insanları yalnızca Allah’a kulluğa davet etmek olmuştur. Bu çağrının özü ise tevhiddir; yani Allah’ın birliği, eşi ve benzerinin bulunmadığı gerçeğidir.

 

Hristiyanlıkta Hz. İsa (a.s.), aslında bir insan ve Allah’ın elçisi olmasına rağmen zamanla ilahî bir konuma yükseltilmiş, hatta birçok inanç anlayışında Tanrı olarak kabul edilmiştir. İslam ise bu konuda son derece nettir. Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah’ın kulu ve elçisidir. O, insanların en faziletlisi olmakla birlikte hiçbir zaman ilah değildir ve ilah olarak görülmesi de kabul edilemez.

 

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz Peygamber Efendimiz’e şöyle buyurur:

 

“De ki: Ben de ancak sizin gibi bir beşerim…” (Kehf, 110)

 

Bu ayet, Peygamberimizin de etten kemikten yaratılmış bir insan olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. O da doğmuş, yaşamış, mücadele etmiş ve görevini tamamladıktan sonra vefat etmiştir. Çünkü peygamberler de dahil olmak üzere bütün insanlar ölümlüdür.

 

İslam bir tevhid dinidir. Dinin sahibi yalnızca Allah’tır. Peygamber ise o dinin tebliğcisi, açıklayıcısı ve en güzel örneğidir. Bu nedenle Allah’a ait olan sıfatların, yetkilerin ve özelliklerin herhangi bir kula verilmesi İslam inancıyla bağdaşmaz.

 

Gaybı mutlak anlamda yalnızca Allah bilir. Kâinatta mutlak tasarruf sahibi yalnızca Allah’tır. Bir insanın, ister âlim ister veli isterse başka bir makam sahibi olsun, Allah’a ait özelliklerle nitelendirilmesi tevhid inancına zarar verir. Özellikle ölmüş kimselere Allah’ın yetkilerini çağrıştıracak şekilde güç ve tasarruf atfetmek, İslam akaidinin temel esaslarıyla uyuşmaz.

 

Ne yazık ki zaman zaman bazı aşırı söylemler ve yanlış yaklaşımlar, İslam’ın özündeki tevhid anlayışını gölgeleyebilmektedir. Bu durum sadece inanç bakımından sakınca doğurmakla kalmamakta, aynı zamanda tarih boyunca İslam’a büyük hizmetlerde bulunmuş olan tasavvuf camiasını da haksız yere yıpratmaktadır.

 

Oysa gerçek tasavvufun temeli Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, güzel ahlak, nefis terbiyesi ve samimi kulluktur. Tasavvufun özü tevhidi güçlendirmek, insanı Allah’a yaklaştırmak ve kulluk bilincini artırmaktır. Bu nedenle aşırılıklar ile hakiki tasavvufu birbirinden ayırmak gerekir.

 

Bugün Müslümanlara düşen görev, sevgi ve saygıda ölçüyü koruyarak tevhid inancına sımsıkı sarılmaktır. Çünkü İslam’ın özü Allah’ı bir bilmek, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak ve bütün kulları Allah’ın kulu olarak görmektir.

 

Tevhid korunursa din korunur. Tevhid zedelenirse dinin ruhu da zarar görür.

Hüseyin DENİZ

Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ordumanset.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.