İNSAN İKİ ÇEŞİTTİR: HASBİ VE HESABİ ŞEKLİNDE.
Hesapsız Bir Hesabın Peşinde
İnsan olarak hasbi bir hesabı mı bulmak lazım, yoksa hesabi bir hesabı mı?
Aslında bütün ömrümüz bu iki kelime arasında gidip gelen bir imtihan.
İnsanlar iki çeşittir: Hasbi olanlar ve hesabi olanlar.
Hasbi olanlar samimidir. Lügatte Hasbi; "Allah bana yeter" demektir. Hasbünallahu ve ni'mel vekil. Hesabını Allah'a havale etmiş, kefaletini O'na bırakmıştır. Bu yüzden insanlarla işi yoktur. Kalbinden ne geçiyorsa dilinde o vardır. Seviyorsa çıkarından değil, Allah için sever. Kızıyorsa nefsinden değil, hak için kızar. İçinde pazarlık yoktur, hesabı yoktur. Olduğu gibi görünür, göründüğü gibi olur. Yanında yorulmazsın. Çünkü bilirsin ki sana gösterdiği yüz, sakladığı yüz değildir.
Tasavvuf büyükleri buna ihlas der. Kalbin dışarıya taşmasıdır. Yapmacıklığın zırhını kuşanmamaktır.
Hesabi olanlar ise öyledir ki; her selamın, her kelamın, her iyiliğin defterini tutar. Bugün sana güler, ama yarın o gülüşün faturasını önüne koyar. Sevmesi menfaatinedir, saygısı makamınadır, yakınlığı işi düştüğünedir. Terazi hep kendi lehine tartar. Kalbiyle değil, hesabıyla konuşur. Bu yüzden yanında hep temkinli olmak zorunda kalırsın. Acaba bu sözün arkasında ne var diye düşünürsün.
Ne güzel demiş Resul-i Ekrem (s.a.v): "Ameller niyetlere göredir."
Hesabi olanın niyeti insanlardır, alkıştır, kârdır, çıkardır. Hasbi olanın niyeti ise sadece Allah rızasıdır. Biri insanları memnun etmek için helak olur, diğeri Allah'ı memnun ederse zaten insanların kalbine de dokunacağını bilir.
Bugün en çok neye hasretiz biliyor musunuz? Hesapsız bir muhabbete. Menfaatsiz bir hatır sormaya. Sırf Allah için "nasılsın" diyen bir dosta. Çünkü her yer hesabi ilişkilerle doldu. Sosyal medyada takip hesabı, ticarette kâr hesabı, dostlukta bile itibar hesabı...
Oysa Yunus'un dediği gibi:
Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için
Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim
Hasbi adam dava gütmez, gönül yapar. Hesabi adam ise hep bir dava, hep bir kendini ispat telaşındadır.
İnsan olarak hepimiz istemeden hesabi tarafa kayıyoruz. Kırılmayayım diye susuyoruz, menfaatim bozulmasın diye eğiliyoruz, kalbimizi saklıyoruz. Sonra da en çok kendimiz yoruluyoruz.
O yüzden arada bir durup kendimize sormak lazım: Ben hasbi miyim, hesabi mi? Bu işi Allah için mi yapıyorum, insanlar görsün diye mi? Bu dostluğu kalbim mi istedi, hesabım mı?
Allah, hesabi kulların şerrinden, riyanın yorgunluğundan, menfaatin esaretinden bizleri korusun.
Ve selam olsun, hiçbir hesabı olmadan seven,
Hiçbir çıkar gözetmeden veren,
Kalbini avucunda taşıyan hasbi dostlara...
Selam olsun hasbi kalanlara.
Hüseyin DENİZ
İlahiyatçı:şair ve yazar