Hüseyin Deniz
Köşe Yazarı
Hüseyin Deniz
 

ASIL KONUŞULMASI GEREKENLER!!

ASIL KONUŞULMASI GEREKENLER! Zindanların en darı, ahlakı, ahlakına uymayan insanlarla bir arada bulunmaktır. (Ebu Ali Ruzbari) İslam denilince neden aklımıza hak, hukuk, adalet, ahlak, doğruluk, kul hakkı, yalan, hırsızlık, yolsuzluk ve kayırmacılık gelmiyor?   Asıl konuşulması gerekenler bunlar değil mi?   İslam, insanın sadece yatak odasını değil; çarşısını, pazarını, ticaretini, makamını, mahkemesini, komşuluğunu ve vicdanını da düzenleyen bir hayat nizamıdır.   Kur’an, adalet konusunda son derece nettir:   “Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara yardım etmeyi emreder.” (Nahl, 16/90)   Peki biz ne yapıyoruz?   Bir insanın özel hayatını didik didik ediyoruz; ama başkasının hakkını yiyene, emanete ihanet edene, torpille iş gördürene, yetimin hakkına el uzatana, yalan söyleyene, haksız kazanç elde edene gelince susuyoruz!   Bu nasıl bir din anlayışıdır?   İslam’da haram yalnızca belli davranışlardan ibaret değildir.   Kul hakkı da haramdır. Hırsızlık da haramdır. Rüşvet de haramdır. Yalan da haramdır. Emanete ihanet de haramdır. Adaletsizlik de günahtır. İnsanların hakkını gasp etmek de günahtır.   Peygamber Efendimiz ﷺ kul hakkının ne kadar ağır olduğunu “müflis” hadisinde açıkça bildirmiştir. Kıyamet gününde namaz, oruç ve zekâtla gelen; fakat insanlara zulmetmiş, onların hakkına girmiş kimsenin sevaplarının hak sahiplerine verileceğini, sevapları biterse onların günahlarının kendisine yükleneceğini haber vermiştir. (Müslim, Birr, 59)   Demek ki mesele sadece “Ben ibadetimi yapıyorum.” demek değildir.   Asıl mesele, insanlara karşı nasıl bir insan olduğumuzdur.   Namaz kılıp komşusunun hakkını yiyen, oruç tutup çalışanının alın terini vermeyen, dilinden Allah’ın adını düşürmeyip yalan söyleyen, hacdan gelip kul hakkıyla yaşayan, tesbih çekip insanları küçümseyen bir anlayışın ciddi biçimde kendisini sorgulaması gerekir.   Çünkü ibadet insanı ahlaktan koparmak için değil, ahlakını güzelleştirmek için vardır.   Kur’an şöyle buyurur:   “Şüphesiz Allah, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisâ, 4/58)   Öyleyse neden emanet konuşulmuyor?   Neden ehliyet konuşulmuyor?   Neden liyakat konuşulmuyor?   Neden adalet konuşulmuyor?   Neden kul hakkı konuşulmuyor?   Neden “Benim adamım” anlayışının İslam’ın adalet ölçüsüyle bağdaşmayacağı yüksek sesle söylenmiyor?   Bir toplumun ahlakı, yalnızca insanların ne giydiğiyle veya özel hayatıyla ölçülmez.   Bir toplumun gerçek ahlakı; güç eline geçtiğinde ne yaptığıyla, para karşısında nasıl davrandığıyla, kendisinden zayıf olana nasıl muamele ettiğiy­le ve başkasının hakkı önüne geldiğinde vicdanının ne söylediğiyle ortaya çıkar.   Artık dini sadece insanların özel hayatını konuşmak üzerinden tartışmayalım.   Hırsızın hırsızlığını, yalancının yalanını, zalimin zulmünü, rüşvetçinin rüşvetini, kul hakkı yiyenin hesabını da konuşalım!   Çünkü İslam, sadece “Ne yapıyorsun?” diye sormaz.   Aynı zamanda:   “Kimin hakkına girdin?”   “Kime zulmettin?”   “Kimin hakkını yedin?”   “Kimin malına, emeğine ve onuruna zarar verdin?”   diye de sorar.   Ve unutmayalım:   Cinsellik üzerinden ahlak dersi vermek kolaydır. Asıl ahlak, menfaatin karşısında doğruluktan vazgeçmemektir.   İnsanların ayıbını araştırmak kolaydır.   Asıl marifet, kendi kusurunu görebilmektir.   Başkalarının günahlarını saymak kolaydır.   Asıl mesele, kendi hesabımızı Allah’ın huzurunda vermeye hazır olmaktır.   Artık konuşulması gerekenleri konuşalım. Hak konuşulsun! Hukuk konuşursun! Adalet konuşulsun! Ahlak konuşulsun! Kul hakkı konuşulsun! Doğruluk konuşulsun! Emanet konuşulsun! Liyakat konuşulsun!   Çünkü din, sadece başkasının hayatını denetlemek değildir.   Din; önce insanın kendi nefsini hesaba çekmesidir.   Ve unutmayalım: Başkasının gunahini konuşmadan önce kendimizin kul hakkı dosyasına bakalım Hüseyin DENİZ Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar
Ekleme Tarihi: 28 Eylül 2026 -Pazartesi
Hüseyin Deniz

ASIL KONUŞULMASI GEREKENLER!!

ASIL KONUŞULMASI GEREKENLER!

Zindanların en darı, ahlakı, ahlakına uymayan insanlarla bir arada bulunmaktır. (Ebu Ali Ruzbari)

İslam denilince neden aklımıza hak, hukuk, adalet, ahlak, doğruluk, kul hakkı, yalan, hırsızlık, yolsuzluk ve kayırmacılık gelmiyor?

 

Asıl konuşulması gerekenler bunlar değil mi?

 

İslam, insanın sadece yatak odasını değil; çarşısını, pazarını, ticaretini, makamını, mahkemesini, komşuluğunu ve vicdanını da düzenleyen bir hayat nizamıdır.

 

Kur’an, adalet konusunda son derece nettir:

 

“Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara yardım etmeyi emreder.”

(Nahl, 16/90)

 

Peki biz ne yapıyoruz?

 

Bir insanın özel hayatını didik didik ediyoruz; ama başkasının hakkını yiyene, emanete ihanet edene, torpille iş gördürene, yetimin hakkına el uzatana, yalan söyleyene, haksız kazanç elde edene gelince susuyoruz!

 

Bu nasıl bir din anlayışıdır?

 

İslam’da haram yalnızca belli davranışlardan ibaret değildir.

 

Kul hakkı da haramdır.

Hırsızlık da haramdır.

Rüşvet de haramdır.

Yalan da haramdır.

Emanete ihanet de haramdır.

Adaletsizlik de günahtır.

İnsanların hakkını gasp etmek de günahtır.

 

Peygamber Efendimiz ﷺ kul hakkının ne kadar ağır olduğunu “müflis” hadisinde açıkça bildirmiştir. Kıyamet gününde namaz, oruç ve zekâtla gelen; fakat insanlara zulmetmiş, onların hakkına girmiş kimsenin sevaplarının hak sahiplerine verileceğini, sevapları biterse onların günahlarının kendisine yükleneceğini haber vermiştir. (Müslim, Birr, 59)

 

Demek ki mesele sadece “Ben ibadetimi yapıyorum.” demek değildir.

 

Asıl mesele, insanlara karşı nasıl bir insan olduğumuzdur.

 

Namaz kılıp komşusunun hakkını yiyen, oruç tutup çalışanının alın terini vermeyen, dilinden Allah’ın adını düşürmeyip yalan söyleyen, hacdan gelip kul hakkıyla yaşayan, tesbih çekip insanları küçümseyen bir anlayışın ciddi biçimde kendisini sorgulaması gerekir.

 

Çünkü ibadet insanı ahlaktan koparmak için değil, ahlakını güzelleştirmek için vardır.

 

Kur’an şöyle buyurur:

 

“Şüphesiz Allah, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.”

(Nisâ, 4/58)

 

Öyleyse neden emanet konuşulmuyor?

 

Neden ehliyet konuşulmuyor?

 

Neden liyakat konuşulmuyor?

 

Neden adalet konuşulmuyor?

 

Neden kul hakkı konuşulmuyor?

 

Neden “Benim adamım” anlayışının İslam’ın adalet ölçüsüyle bağdaşmayacağı yüksek sesle söylenmiyor?

 

Bir toplumun ahlakı, yalnızca insanların ne giydiğiyle veya özel hayatıyla ölçülmez.

 

Bir toplumun gerçek ahlakı; güç eline geçtiğinde ne yaptığıyla, para karşısında nasıl davrandığıyla, kendisinden zayıf olana nasıl muamele ettiğiy­le ve başkasının hakkı önüne geldiğinde vicdanının ne söylediğiyle ortaya çıkar.

 

Artık dini sadece insanların özel hayatını konuşmak üzerinden tartışmayalım.

 

Hırsızın hırsızlığını, yalancının yalanını, zalimin zulmünü, rüşvetçinin rüşvetini, kul hakkı yiyenin hesabını da konuşalım!

 

Çünkü İslam, sadece “Ne yapıyorsun?” diye sormaz.

 

Aynı zamanda:

 

“Kimin hakkına girdin?”

 

“Kime zulmettin?”

 

“Kimin hakkını yedin?”

 

“Kimin malına, emeğine ve onuruna zarar verdin?”

 

diye de sorar.

 

Ve unutmayalım:

 

Cinsellik üzerinden ahlak dersi vermek kolaydır.

Asıl ahlak, menfaatin karşısında doğruluktan vazgeçmemektir.

 

İnsanların ayıbını araştırmak kolaydır.

 

Asıl marifet, kendi kusurunu görebilmektir.

 

Başkalarının günahlarını saymak kolaydır.

 

Asıl mesele, kendi hesabımızı Allah’ın huzurunda vermeye hazır olmaktır.

 

Artık konuşulması gerekenleri konuşalım.

Hak konuşulsun!

Hukuk konuşursun!

Adalet konuşulsun!

Ahlak konuşulsun!

Kul hakkı konuşulsun!

Doğruluk konuşulsun!

Emanet konuşulsun!

Liyakat konuşulsun!

 

Çünkü din, sadece başkasının hayatını denetlemek değildir.

 

Din; önce insanın kendi nefsini hesaba çekmesidir.

 

Ve unutmayalım:

Başkasının gunahini konuşmadan önce kendimizin kul hakkı dosyasına bakalım

Hüseyin DENİZ

Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ordumanset.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.