Hüseyin Deniz
Köşe Yazarı
Hüseyin Deniz
 

NAMAZ VAR,AHLAK NEREDE?

NAMAZ VAR, AHLAK NEREDE? Şeyde de Allah’ı anıp hayatta haksızlığı alkışlamak olur mu?   Beş vakit namaz kılıyoruz…   Camiler dolduruluyor, tesbihler çekiliyor, dualar ediliyor.   Ama sıra hak, hukuk, adalet, doğruluk, emanet ve kul hakkına gelince ne hikmetse ortalık sessizliğe bürünüyor!   Hırsızlık yapan alkışlanıyor. Yalan söyleyen savunuluyor. Haksızlık yapanın arkasında duruluyor. Kayırmacılık normalleştiriliyor. Kul hakkı adeta unutuluyor.   Sonra da göğsümüzü gere gere:   “Ben Müslümanım!”   diyoruz.   Hayır!   Müslümanlık sadece dilde söylenen bir kimlik değildir. Müslümanlık, hayatın her alanında taşınması gereken bir ahlaktır.   Kur’an ne diyor?   “Şüphesiz namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” (Ankebût, 29/45)   Öyleyse kendimize dürüstçe soralım:   Kıldığımız namaz bizi yalandan uzaklaştırmıyorsa, kul hakkına karşı duyarlı hâle getirmiyorsa, haksızlık karşısında ayağa kaldırmıyorsa, biz namazın ruhunu hayatımıza ne kadar taşıyoruz?   Namazı küçümsemiyoruz.   Tam tersine, namazı hayatımızın merkezine koyuyoruz.   Fakat namazın gereğini hayatımızdan çıkarıp sadece şeklini yaşamak da büyük bir çelişkidir.   Alnımız secdede, elimiz haramda; dilimiz duada, sözümüz yalanla; tesbihimiz elimizde, vicdanımız susuyorsa burada ciddi bir muhasebe yapmak zorundayız!   İslam hırsızlığı değil emaneti, yalanı değil doğruluğu, zulmü değil adaleti, ihaneti değil sadakati, kul hakkını değil hakkı emreder.   Bir insanın namazına bakıp onun bütün hayatı hakkında hüküm vermek doğru değildir.   Fakat Müslümanım diyen herkesin ahlakını, adaletini ve kul hakkına bakışını sorgulaması gerekir.   Çünkü Allah katında mesele sadece:   “Kaç rekât namaz kıldın?”   değil;   “Kullarıma karşı nasıl davrandın?”   sorusuyla da yüzleşmektir.   Günün sonunda makam da bitecek, para da bitecek, alkış da bitecek.   Geriye sadece yaptıklarımız ve hesap vereceğimiz bir hayat kalacak.   Onun için artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Namaz varsa,varsa ahlak nerede? Secde varsa adalet nerede? Tesbih varsa doğruluk nerede?   “MÜSLÜMANIM” DİYORSAK, KUL HAKKI KARŞISINDA NEDEN SUSUYORUZ? Camide Allah’a kul olup,hayatta nefsin ve çıkarın peşine düşmek Müslümanlığın ruhuna sığmaz.   Çünkü gerçek imtihan, seccadeye vardığımız an değil; seccadeden kalktıktan sonra başlar.   Hüseyin DENİZ Araştırmacı ve İlahiyatçı YazarTamam 
Ekleme Tarihi: 27 Eylül 2026 -Pazar
Hüseyin Deniz

NAMAZ VAR,AHLAK NEREDE?

NAMAZ VAR, AHLAK NEREDE?

Şeyde de Allah’ı anıp hayatta haksızlığı alkışlamak olur mu?

 

Beş vakit namaz kılıyoruz…

 

Camiler dolduruluyor, tesbihler çekiliyor, dualar ediliyor.

 

Ama sıra hak, hukuk, adalet, doğruluk, emanet ve kul hakkına gelince ne hikmetse ortalık sessizliğe bürünüyor!

 

Hırsızlık yapan alkışlanıyor.

Yalan söyleyen savunuluyor.

Haksızlık yapanın arkasında duruluyor.

Kayırmacılık normalleştiriliyor.

Kul hakkı adeta unutuluyor.

 

Sonra da göğsümüzü gere gere:

 

“Ben Müslümanım!”

 

diyoruz.

 

Hayır!

 

Müslümanlık sadece dilde söylenen bir kimlik değildir. Müslümanlık, hayatın her alanında taşınması gereken bir ahlaktır.

 

Kur’an ne diyor?

 

“Şüphesiz namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.”

(Ankebût, 29/45)

 

Öyleyse kendimize dürüstçe soralım:

 

Kıldığımız namaz bizi yalandan uzaklaştırmıyorsa, kul hakkına karşı duyarlı hâle getirmiyorsa, haksızlık karşısında ayağa kaldırmıyorsa, biz namazın ruhunu hayatımıza ne kadar taşıyoruz?

 

Namazı küçümsemiyoruz.

 

Tam tersine, namazı hayatımızın merkezine koyuyoruz.

 

Fakat namazın gereğini hayatımızdan çıkarıp sadece şeklini yaşamak da büyük bir çelişkidir.

 

Alnımız secdede, elimiz haramda; dilimiz duada, sözümüz yalanla; tesbihimiz elimizde, vicdanımız susuyorsa burada ciddi bir muhasebe yapmak zorundayız!

 

İslam hırsızlığı değil emaneti,

yalanı değil doğruluğu,

zulmü değil adaleti,

ihaneti değil sadakati,

kul hakkını değil hakkı emreder.

 

Bir insanın namazına bakıp onun bütün hayatı hakkında hüküm vermek doğru değildir.

 

Fakat Müslümanım diyen herkesin ahlakını, adaletini ve kul hakkına bakışını sorgulaması gerekir.

 

Çünkü Allah katında mesele sadece:

 

“Kaç rekât namaz kıldın?”

 

değil;

 

“Kullarıma karşı nasıl davrandın?”

 

sorusuyla da yüzleşmektir.

 

Günün sonunda makam da bitecek, para da bitecek, alkış da bitecek.

 

Geriye sadece yaptıklarımız ve hesap vereceğimiz bir hayat kalacak.

 

Onun için artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Namaz varsa,varsa ahlak nerede?

Secde varsa adalet nerede?

Tesbih varsa doğruluk nerede?

 

“MÜSLÜMANIM” DİYORSAK, KUL HAKKI KARŞISINDA NEDEN SUSUYORUZ?

Camide Allah’a kul olup,hayatta nefsin ve çıkarın peşine düşmek Müslümanlığın ruhuna sığmaz.

 

Çünkü gerçek imtihan, seccadeye vardığımız an değil; seccadeden kalktıktan sonra başlar.

 

Hüseyin DENİZ

Araştırmacı ve İlahiyatçı YazarTamam 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ordumanset.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.