HELAL KAZANÇ PEŞİNDE KOŞMAK!!!
Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:
“Allah’ın size verdiği helâl ve temiz rızıklardan yiyin. Kendisine iman ettiğiniz Allah’a karşı gelmekten sakının!”
(Mâide Suresi, 88)
Hicretin üzerinden tam dokuz yıl geçmişti. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), sahabeleriyle birlikte çıktığı Tebük Seferi’nden Medine’ye dönüyordu. Medineli Müslümanlar, Allah Resûlü’nü ve İslam ordusunu karşılamak için şehrin dışına kadar çıkmışlardı. Adeta bayram havası yaşanıyordu.
Herkes büyük bir sevinç içerisindeydi. Karşılamaya gelenlerin arasında güzide sahabelerden Muaz bin Cebel de vardı. Muaz (ra), bir mazereti sebebiyle sefere katılamamıştı. Bu durum onu oldukça üzmüş ve mahzun etmişti.
Peygamber Efendimiz (asm), kendisini karşılamaya gelen Müslümanlarla tek tek musafaha ediyor, hâl hatır soruyor ve onları bağrına basıyordu. Sıra Muaz bin Cebel’e gelince, Muaz elini geri çekti.
Resûlullah Efendimiz bunun sebebini sorunca, Muaz şöyle dedi:
“Ya Resûlallah! Ben akşama kadar tarlada çalıştım. Ellerimde nasırlar oluştu. Elinize değerse sizi rahatsız eder diye elimi uzatmadım.”
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (asm), Muaz’ın ellerini mübarek ellerinin arasına aldı. Gerçekten de o eller sertleşmiş, nasır tutmuş, çatlamıştı. Bu durum Allah Resûlü’nün dikkatini çekmişti.
Efendimiz tekrar sordu:
“Ey Muaz! Ellerinin bu hâli nedendir?”
Muaz bin Cebel (ra) şu cevabı verdi:
“Ey Allah’ın Resûlü! Çoluk çocuğumun rızkını helal yoldan kazanabilmek için çalışıyorum. Ellerimden kazma, kürek ve çekiç eksik olmuyor. Bu yüzden ellerim nasır tuttu ve sertleşti.”
Bu samimi cevap üzerine Peygamber Efendimiz (asm), Muaz’ın alnından öperek şöyle buyurdu:
“Bu ellere cehennem ateşi dokunmaz!”
İşte Allah Resûlü (asm), Muaz’ın şahsında; ailesinin nafakasını helal yollardan kazanmak için çalışan, alın teri döken bütün ümmetine en büyük müjdelerden birini vermiş oluyordu.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bir başka ayette şöyle buyurur:
“Öyleyse Allah’ın size rızık olarak verdiği helâl ve temiz nimetlerden yiyin. Eğer yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız O’nun nimetlerine şükredin.”
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de şöyle buyurmuştur:
“Hiçbir kimse kendi el emeğiyle kazandığından daha hayırlı bir rızık yememiştir. Allah’ın Peygamberi Dâvûd Aleyhisselâm da kendi elinin emeğini yerdi.”
Helal kazanç; sadece maddi bir kazanç değil, aynı zamanda huzurun, bereketin ve Allah’ın rızasının da kapısını açan en önemli vesilelerden biridir. Alın teriyle kazanılan lokma, insanın hem dünyasını hem de ahiretini güzelleştirir.
Rabbim bizlere sağlık ve sıhhat içerisinde yaşamayı, helalinden kazanıp helalinden yemeyi nasip eylesin.
Araştırmacı ve İlahiyatçı Yazar
Hüseyin DENİZ