Hüseyin Deniz
Köşe Yazarı
Hüseyin Deniz
 

İNSANIN YAŞI SÖYLENECEK SÖZÜ OLMALI YA DA EDEBI.

İNSANIN YA SÖYLENECEK SÖZÜ OLMALI YA DA EDEBİ…   Ne yazık ki günümüzde edepsizliği cesaret, kırıcılığı ise marifet sanan insanlar çoğalmıştır. Edebiyle susanları korkak, vakur duranları ise aciz zannederler. Hâlbuki insanı insan yapan ne sesi, ne makamı, ne de servetidir; insanı değerli kılan onun edebi, ahlakı ve vakarıdır.   Eskiler ne güzel söylemiş: “İnsanda yoksa edep; neredesin medrese mektep… Okusa âlim olsa yine merkep, yine merkep.”   Çünkü edep, sadece öğrenilen bir bilgi değil; insanın karakterine işleyen bir fazilettir. Nice diplomalı insanlar vardır ki gönül kırmaktan başka bir meziyetleri yoktur. Nice sade insanlar da vardır ki sustuğunda bile karşısındakine insanlık dersi verir.   Edep, aklın tercümanıdır. İnsan edebi kadar akıllı, aklı kadar şerefli, şerefi kadar değerlidir. Hiçbir elbise edep kadar güzel, hiçbir makam ahlak kadar kıymetli değildir.   Bugün insanlar konuşmayı marifet sanıyor. Oysa her sözü söylemek meziyet değildir. Asıl meziyet, gerektiğinde susabilmektir. Çünkü bazen susmak, insanın kendisini tutabilmek için verdiği en büyük mücadeledir.   Edep nedir diye sorarsanız; Edep, edepsizin edepsizliğine rağmen kendi ahlakını bozmamaktır. Edep, seviyesizliğe seviye düşürmeden cevap verebilmektir. Edep, kırılınca kırmamayı başarabilmektir.   Yunus Emre’nin dediği gibi: “Edebim el vermez edepsizlik edene, Susmak en güzel cevap, edebi elden gidene.”   İşte suskunluk da burada başlar…   Suskunluk; zarif bir isyandır. Kelimeleri ziyan etmeme olgunluğudur. Duymak istemeyen kulaklara karşı çekilmiş görünmez bir perdedir. İnsanın, öfkesini içine gömüp karşısındakini incitmemek için verdiği ağır bir mücadeledir.   Bazıları susmayı güçsüzlük sanar. Oysa suskunluk çoğu zaman insan kalabilmenin son kalesidir.   Çünkü kırılan insan bağırmaz çoğu zaman… Sessizleşir. İçinde fırtınalar koparken dışarıya sükûnet bırakır. İçi yanarken karşısındakini yakmamaya çalışır.   Suskunluk; Konuşarak çözülemeyen meselelerin üzerine vurulmuş bir mühürdür. Sabırdır… Ağırdır… İnsanın içini sessizce yıkan bir imtihandır.   Ama bütün bu ağırlığa rağmen, insan bazen sırf karşısındakini kırmamak için sessizce yıkılmayı göze alır. İşte bu duruş herkesin harcı değildir.   Ve unutulmamalıdır ki; Bizi edepsizler değil, edebimiz susturur.   Çünkü bazı insanlar seviyesini bağırarak gösterir, Bazıları ise sustuğunda bile karakterini ortaya koyar.   Rabbim bizleri edebini kaybetmeyen, suskunluğu vakardan gelen, ahlakıyla örnek olan kullardan eylesin. Hüseyin DENİZ Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar
Ekleme Tarihi: 02 Haziran 2026 -Salı
Hüseyin Deniz

İNSANIN YAŞI SÖYLENECEK SÖZÜ OLMALI YA DA EDEBI.

İNSANIN YA SÖYLENECEK SÖZÜ OLMALI YA DA EDEBİ…

 

Ne yazık ki günümüzde edepsizliği cesaret, kırıcılığı ise marifet sanan insanlar çoğalmıştır. Edebiyle susanları korkak, vakur duranları ise aciz zannederler. Hâlbuki insanı insan yapan ne sesi, ne makamı, ne de servetidir; insanı değerli kılan onun edebi, ahlakı ve vakarıdır.

 

Eskiler ne güzel söylemiş:

“İnsanda yoksa edep; neredesin medrese mektep… Okusa âlim olsa yine merkep, yine merkep.”

 

Çünkü edep, sadece öğrenilen bir bilgi değil; insanın karakterine işleyen bir fazilettir. Nice diplomalı insanlar vardır ki gönül kırmaktan başka bir meziyetleri yoktur. Nice sade insanlar da vardır ki sustuğunda bile karşısındakine insanlık dersi verir.

 

Edep, aklın tercümanıdır. İnsan edebi kadar akıllı, aklı kadar şerefli, şerefi kadar değerlidir. Hiçbir elbise edep kadar güzel, hiçbir makam ahlak kadar kıymetli değildir.

 

Bugün insanlar konuşmayı marifet sanıyor. Oysa her sözü söylemek meziyet değildir. Asıl meziyet, gerektiğinde susabilmektir. Çünkü bazen susmak, insanın kendisini tutabilmek için verdiği en büyük mücadeledir.

 

Edep nedir diye sorarsanız;

Edep, edepsizin edepsizliğine rağmen kendi ahlakını bozmamaktır.

Edep, seviyesizliğe seviye düşürmeden cevap verebilmektir.

Edep, kırılınca kırmamayı başarabilmektir.

 

Yunus Emre’nin dediği gibi:

“Edebim el vermez edepsizlik edene,

Susmak en güzel cevap, edebi elden gidene.”

 

İşte suskunluk da burada başlar…

 

Suskunluk; zarif bir isyandır.

Kelimeleri ziyan etmeme olgunluğudur.

Duymak istemeyen kulaklara karşı çekilmiş görünmez bir perdedir.

İnsanın, öfkesini içine gömüp karşısındakini incitmemek için verdiği ağır bir mücadeledir.

 

Bazıları susmayı güçsüzlük sanar.

Oysa suskunluk çoğu zaman insan kalabilmenin son kalesidir.

 

Çünkü kırılan insan bağırmaz çoğu zaman…

Sessizleşir.

İçinde fırtınalar koparken dışarıya sükûnet bırakır.

İçi yanarken karşısındakini yakmamaya çalışır.

 

Suskunluk;

Konuşarak çözülemeyen meselelerin üzerine vurulmuş bir mühürdür.

Sabırdır…

Ağırdır…

İnsanın içini sessizce yıkan bir imtihandır.

 

Ama bütün bu ağırlığa rağmen, insan bazen sırf karşısındakini kırmamak için sessizce yıkılmayı göze alır. İşte bu duruş herkesin harcı değildir.

 

Ve unutulmamalıdır ki;

Bizi edepsizler değil, edebimiz susturur.

 

Çünkü bazı insanlar seviyesini bağırarak gösterir,

Bazıları ise sustuğunda bile karakterini ortaya koyar.

 

Rabbim bizleri edebini kaybetmeyen, suskunluğu vakardan gelen, ahlakıyla örnek olan kullardan eylesin.

Hüseyin DENİZ

Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ordumanset.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.