SU AKA AKA YOLUNU BULUR!
Su aka aka yolu bulur ancak; bu seneki fındık çiftçisinin umutlar böyle olmadı.
2026 yılı fındık fiyatını Çiftçiler umut’ta beklerken bu fiyatı kim açıkladı dersiniz ?
Cumhurbaşkanı mı ? Hayır.....
Tarım Bakanı mı ? Hayır..
TMO Genel Müdürü mü ? Hayır...
Geçmiş yıllarda sayın Cumhurbaşkanı canlı yayına çıkar fındık fiyatını açıklar ve hayırlı olsun derdi.
Yada en azından Tarım Bakanı açıklandı...
Bu 250 TL fiyatı kim açıkladı?
Tarım Bakanlığının internet sayfasında bir duyuru ile fiyat açıklandı..
Bu fiyatı canlı yayında umutla bekleyen üreticinin gözünün içine bakarak açıklamadan dahi utandılar..
Yazık,
Karadeniz insanı bunu haketmiyor..
Fındık sadece bir ürün değil, bölge insanını toprağına bağlayan bir gerekçe.
Her fındık bahçesinin başındaki ev gönüllü sınır karakoludur.Karedenizde huzur var terör yoksa sebebi fındık üreticisidir
Bugün Karadeniz’de dalında sadece fındık sallanmıyor; umutlar sallanıyor, emek sallanıyor, alın teri sallanıyor.
Açıklanan fındık fiyatı, üreticinin beklentisini karşılamadığı gibi, milyonlarca insanın yüreğine de su serpmedi. Bahçesinde sabahın ilk ışığından akşamın karanlığına kadar çalışan üretici şimdi tek bir soruyu soruyor:
“Bu fiyat kimin yüzünü güldürdü?”
Masaya oturup kalemle hesap yapanlarla, sırtında küfe taşıyarak bahçede çalışan insanların hesabı hiçbir zaman aynı olmadı.
Hasat başlamadan önce verilen umut dolu mesajlar vardı. “Üreticiyi enflasyona ezdirmeyeceğiz” deniliyordu. Peki bugün açıklanan rakam, gerçekten üreticiyi mi koruyor; yoksa artan gübre, ilaç, mazot, işçi ve nakliye maliyetlerinin gölgesinde emeği daha da mı değersizleştiriyor?
İktidar cephesi fiyatı savunuyor.
Muhalefet ise üreticinin yanında olduğunu söylüyor.
Fakat Karadeniz insanı artık sadece söz dinlemek istemiyor. Çünkü seçim meydanlarında verilen vaatlerle hasat zamanı açıklanan rakamlar arasındaki farkı en iyi o görüyor. Üretici, siyasi tartışmaların değil, emeğinin karşılığının peşindedir.
Gerçek şu ki, fındık sadece bir tarım ürünü değildir. Türkiye’nin dünya piyasasında söz sahibi olduğu stratejik bir değerdir. Böylesine kıymetli bir ürünün sahibi olan üretici, her yıl artan maliyetlerin altında eziliyorsa burada üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir sorun vardır.
Bugün birçok üretici, fiyatın en az 275-300 lira bandında olması gerektiğini dile getiriyor. Bu talep lüks değil; artan maliyetler karşısında ayakta kalabilme arayışıdır.
Şunu hiç kimse unutmasın:
Üretici kaybederse Karadeniz kaybeder. Karadeniz kaybederse Türkiye kaybeder.
Toprağa küsen çiftçi, yarının en büyük ekonomik ve sosyal risklerinden biridir. Tarımın zayıfladığı yerde yalnızca üretim değil, umut da azalır.
Su nasıl önüne kurulan bentleri bir gün aşarsa, milletin sesi de eninde sonunda duyulur. Bugün duyulmayan feryatlar, yarın sandıkta, sokakta ya da ekonomik tabloda kendini gösterebilir. Demokrasi, milletin sesini zamanında duymayı gerektirir.
Fındık üreticisi sadaka istemiyor.
Lütuf istemiyor.
Alkış istemiyor.
Sadece alın terinin hakkını istiyor.
Çünkü alın terinin karşılığı verilmediği gün, kaybeden yalnızca üretici olmaz; adalet duygusu da yara alır. Ve unutulmamalıdır ki, milletin vicdanında açılan yaraların hesabını hiçbir siyasi söylem kapatamaz.
Su aka aka yolunu bulur… Ama milletin sabrı taştığında, o su artık sadece yolunu değil, önüne çıkan bütün engelleri de aşar.
Hüseyin DENİZ
Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar