SİVRİSİNEKLE KAN DAVASI GÜTMEK!
Siyasetin de toplumun da en büyük hastalıklarından biri şudur: Küçük meseleleri büyütmek, büyük meseleleri küçümsemek!
Bazıları koskoca memleketin derdiyle uğraşmak yerine, bir sivrisineğin peşine düşüp onunla kan davası gütmeyi marifet sanıyor.
Millet geçim derdinde, gençler gelecek kaygısında, aileler çocuklarının istikbalini düşünüyor; bazıları ise hâlâ kimin kime ne söylediğini, kimin kimin yanında durduğunu, kimin hangi fotoğrafta göründüğünü tartışıyor.
Memleket meseleleri dururken şahsi hesapların peşine düşmek, siyaset değil; siyasetin içini boşaltmaktır.
Siyaset; makam kapısında eğilmek, güçlüye yaranmak, zayıfa tepeden bakmak değildir.
Siyaset, milletin emanetini omuzlarında taşımaktır.
Ama ne yazık ki bazıları makamı hizmet kapısı değil, hesaplaşma meydanı zannediyor.
Dün beraber yürüdüğü insanı bugün düşman ilan ediyor. Dün övdüğünü bugün yerden yere vuruyor. Dün kapısını aşındırdığı kişiye bugün sırt çeviriyor.
Neden?
İlke değiştiği için mi?
Hayır!
Menfaatin yönü değiştiği için!
Böyle bir anlayışın memlekete vereceği ne olabilir?
Siyaset, kişisel kinlerin ve küçük hesapların intikam arenasına çevrilirse toplum da kamplaşır, kardeşlik de yara alır.
Herkes birbirinin açığını ararsa, kimse milletin açığını kapatamaz.
Herkes birbirinin ayağına basmaya çalışırsa, memleketin ayağa kalkmasını kim sağlayacak?
Artık şu gerçeği görmek zorundayız:
Türkiye’nin sivrisineklerle uğraşacak değil, bataklıkları kurutacak siyasetçilere ihtiyacı var.
Milletin gündemi belli:
Ekonomi, adalet, eğitim, üretim, istihdam, gençlerin geleceği, emeklilerin geçimi, ailelerin huzuru, ülkenin güvenliği…
Bunlar dururken üç kişinin kavgasını memleket meselesi gibi sunmak, milletin aklıyla alay etmektir.
Birileri hâlâ küçük hesapların peşinde koşabilir.
Birileri makamını korumak için dün söylediğini bugün inkâr edebilir.
Birileri güçlü gördüğünün önünde eğilip, güçsüz gördüğünün üzerine basabilir.
Ama millet bunların hepsini görür.
Çünkü milletin hafızası sandıkta değil sadece; vicdanındadır.
Şunu da kimse unutmasın:
Devlet makamı şahsi mülk değildir. Kamu görevi kişisel hesaplaşma yeri değildir. Siyaset, intikam alma sanatı hiç değildir.
Milletin verdiği yetki, millet için kullanılmalıdır.
Siyasetçi rakibini düşman değil, gerektiğinde rakip olarak görmelidir. Eleştiri olacak, mücadele olacak, fikir ayrılığı olacak; fakat bunların hiçbiri memleketin ortak değerlerini parçalama noktasına gelmemelidir.
Çünkü düşmanlık büyüdükçe, millet küçülür.
Kişisel hesaplar büyüdükçe, ülkenin meseleleri küçümsenir.
Sivrisineklerle uğraşırken bataklığı görmeyenler, yarın o bataklığın içinde kaybolabilir.
O yüzden artık mesele şahıslar değil, memlekettir.
Mesele koltuk değil, emanettir.
Mesele intikam değil, adalettir.
Mesele alkış değil, hizmettir.
Ve son söz:
Sivrisinekle kan davası güdenler, gün gelir bataklığın içinde kaybolur.
Millet ise artık sivrisinek avcıları değil, bataklık kurutacak, taşın altına elini koyacak, makamı değil milleti düşünecek insanlar görmek istiyor.
Çünkü bu memleketin kaybedecek bir dakikası bile yoktur.
Birimizin derdi hepimizin derdi olmalıdır
Hüseyin DENİZ
Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar